Gerekmektedir. MP3 - Kuark yıldızı

Posted on April 30th, 2008 in Uncategorized by admin

Kuark yıldızı, henüz varlığı kanıtlanmamış ve olması ihtimali çok düşük olan bir yıldız tipidir.
Protonların içinde bulunan kuarkların birleşip bir yıldız oluşturması için
önce protonun parçalanması gerekmektedir. Şu anki bilgilere göre bu gerşekleşme olasılığı
çok düşük bir olaydır, çünkü bir protonun parçalanması için
gereken basınç ve sıcaklık öyle yüksektir ki, üst dev bir yıldız bile gereken bu basınç ve sıcaklığa ulaşamaz.

Sıkıştırıcı yazılımlar - Eğitim teknolojileri

Posted on April 30th, 2008 in Uncategorized by admin

Eğitim Teknolojileri, insanların öğrenmelerini geliştirmek için kullanılabilecek süreç ve araçlara verilen genel addır. Eğitim teknolojileri “eğitim teknologları” tarafından ve eğitim teknolojisi bilimi ışığında tasarlanmakta ve geliştirilmektedir.

Geliştirilen teknolojileri insanlar örgün eğitim kurumlarında ve/veya diğer alanlarda “daha iyi” öğrenmek için kullanırlar. Bir eğitim teknolojisi, öğretici veya öğrenici tarafından kullanılmak üzere tasarlanmış olabilir veyahut da her iki kullanıcı topluluğu da hedeflenmiş olabilir. Her iki durumda da amaç öğrencinin öğrenmesini geliştirmektir.

Eğitim teknolojilerine örnek vermek gerekirse kalem, kağıt ve kitap gibi en eski teknolojiler sıralabilir. Günümüzde elektronik donanımlar ve bu donanımlar üzerinde çalışan yazılımlar biçiminde de eğitim teknolojileri geliştirilmektedir.

Görüntüyle ilgili standartlardır. - Cırtlık

Posted on April 30th, 2008 in Uncategorized by admin

Cırtlık, Haziran - Eylül arası çicek açar. Ülkemizde genellikle Orta Anadolu’da yayılış gösterir. Gövde uzunluğu 5 - 15 santimetre arasında değişir.

Çok yıllık, otsu bir bitki türüdür. Meyveleri, paraşüt gibi dağımaların sağlayan tüysü yapılara sahiptir. 800 - 1200 metre yükseklikteki tuzlu bataklıklar ve bozkırlarda yaşar. Türkiye’ye özgü bir bitki türüdür.

Depolayarak - Hamdibey, Demirköy

Posted on April 29th, 2008 in Uncategorized by admin

Hamdibey, Kırklareli ilinin Demirköy ilçesine bağlı bir köydür.

Konu başlıkları


Tarihi

Çok eski yıllara dayalı hamdibey diye bir kaymakam vardı demirköy ilçesinde.Ve köyümüzün ismi hamdi bey olarak yani kaymakamın ismi köyümüzü verilmiştir.

Trulya köyü geçmişi eski roma, daha sonra bizans dönemine dayandığı tahmin edilmektedir. Yoğun olarak Rumların ve Bulgarların yaşadığı Yıldız havzasında Trulya kasabasında yoğun olarak Rum’lar yaşamaktaydı. Trulya kasabası ekonomik, sosyal ve dini etkinlikler açısından bölgenin en ileri yerleşim merkezi olduğunu görmekteyiz. Bu tezimizi doğrulayan başlıca faktörler Trulya kasabasında çok büyük bir kilise, iki manastır ve iki su değirmeni bulunmasıdır. Bunu destekleyen ekonomik gelişmişlik burada yaşayan Rum tüccarların istanbuldan küçük gemilerle getirdikleri ticari malların aypalos iskelesinden(iğneada civarında)istifade ederek, öküz ve manda arabaları vasıtasıyla naklettikleri malları, Trulyadaki dükkan ve depolarında depolayarak çevre köylere, hatta şu anda bulgaristan hudutları dahilinde kalan bölgelere pazarladıklarını ve bölgenin ticari erkini ellerinde bulundurduklarını biliyoruz. Bizi bu sonuca getiren faktörlerin başında yaşanan mekanların iki ve üç katlı taş ve ahşaptan yapılan çağının en güzel mimari eserleri olarak karşımıza çıkmaktadır. 1900′lü yılların başında Trulya kasabasının 1000 hanelik bir yerleşim yeri olduğunu, Her evin alt katının mağaza, esnaf,sanatkar,tüccar ve benzeri ticari işkollarına ait isletmeler olduğunu biliyoruz. Bu mevcut binalara ait çok sayıda ticari yazı ve döküm binaların duvar ve tavan işlemeleri vasıtısyla günümüze kadar ulaşmış bu kayıtlardaki rakamlardan yapılan işin mevcudu ve hacmi konusunda fikir sahibi olabilmekteyiz. Yollarının kaldırım taşı ile kaplı olduğunu genel olarak şehir ve kasabalarda görülen sığır,koyun,keçi hatta kanatlı hayvanların kasabaya sokulmadığı kasaba dışında ahır ve çiftliklerde barındırıldığını biliyoruz. Burada yaşayan Rum halkın yaptıkları sulama kanalları ile yapılan Bağcılık ve Şarapçılığın çok gelişmiş olduğu ve bu Şarapların yine aynı rumlar tarafından Fransaya pazarlandığını bilmekteyiz.

1924 yılında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Mevcut Yunanistan Hükümeti arasında yapılan göç anlaşması sonucunda buradaki yerleşik Rum Halkı Batı Trakya’ya göç eder. Aynı yıl Arnavutluk Rakka’lar kasabasından Rızvan Yabaş (Trulya kasabasının ilk Muhtarı) ve akrabaları ki 8-10 hane olduklarını biliyoruz, yerleşirler. Bir sene sonrasında 1925 yılında Sırbistan Sancak bölgesi Senica kasabasının Kladnica köyünden Türkiye’ye göç eden İbroviçler, Praşeviçler, Şabanoviçler, Kurtoviçler, Suliçler, Tariçler, Hamziçler, Lumiçler, Topiçler ve diğerleri yine Senica kasabasının Duga Polyanın’dan Vruycaninler, Kiçaralar ve Zitniçe Köyünden Bogutçaninlerler iskan edilirler. Aynı yıl Romanya Tutrakan Kasabasından Süleyman Çotuk ve ailesi. Bulgaristandan İbrahim Delioğlu ailesi aynı şekilde iskan edilir. Böylece Trulyanın hane sayısı yaklaşık 200 haneye ulaşır. Bu yeni sakinler başta ormancılık,odun kömürü, Tarım, hayvancılık ile geçimini temin eder.
1960′lı yıllarda Türkiyede’ki sanayi gelişimi,ekonomik nedenler, eğitim ve sağlık ihtiyaçları bölgede karşılanamamasından ötürü halkının yarısı başta istanbul olmak üzere, Kırklareli, Lüleburgaz, Çorlu ve Çerkezköye göç eder. 60′ların sonuna doğru çevredeki diğer köylerin olduğu gibi Trulya’nında ismi Hamdibey olarak değiştirilir.
Hamdi Bey Kimdir ?
1914 yılında eski adı Mali Samakof (Küçük Samakof) olan Demirköy kaza olur. Dönemin Edirne Valisi Yahya Paşa Köprüllü’lü Hamdi Bey’i Demirköy’e Kaymakam tayin eder. Sergen istikametinden gelen Rum çetelerinin Yahya Bey’in Demirköy’e ziyareti dönüşü, Bugünkü Kadın Kule denen mevkii’de düzenledikleri Pusu sonucu Yahya Bey’in oğlu şehit düşer. Yahya Bey’de yaralanır. Olaydan sonra Demirköy’e dönen Kaymakam Hamdi Bey olayın fail’lerini araştırır fakat bir sonuç elde edemez. Demirköy’ün şimdiki Cumhuriyet Meydanı denilen meydana Demirköy’ün bütün Rum Nufusunu toplar ve bu menfur olayı gerçekleştiren Çete üyelerinin kim olduklarını ihbar etmelerini ister. Şayet bu isteği yerine getirilmez ise 48 saat sonra kasabanın ileri gelenlerinden 4 kişinin idam edileceğini söyler.
1919 yılı Kurtuluş Savaşı başladığında Kuvvayı Milliye haraketine Balıkesir bölgesinde 34 yaşında Üstteğmen Rütbesiye Mustafa Kemal’in emrine girer. Aznavur ve çetesiyle giriştiği bir savaş sonucu aznavur’un eline birliği ile beraber esir düşer. Ve aznavur tarafından birliği ile birlikte idam edilir. Bu yiğit insanın anısına Çanakkalenin Yenice ilçesinde şirin bir köye ve Trulya’ya Hamdibey Köyü adı verilir.

Bilgiler’e Trulya 1949 doğumlu Murat oğlu Bahtiyar Gürdal’ın , Nazif Karaçam’ın tarih kitaplarından ayrıca Trulya’yı ziyarete gelen Yunanistan vatandaşı Philippos, babası ve amcasından duyduğu hikayelere dayanmaktadır.


Kültür

Köyün boşnak börekleri ve boşnakçada biryan dediğimiz kapama meşhurdur.


Coğrafya

Kırklareli iline 79 km, Demirköy ilçesine 5 km uzaklıktadır.


İklim

Köyün iklimi, Trakya Karasal iklimi etki alanı içerisindedir.


Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 462
1997 469


Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.


Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - Turan Üstünel
1999 -
1994 -
1989 -
1984 -


Altyapı bilgileri

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi 2006 yılında yapılmıştır. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


Dış bağlantılar

  • Yerelnet

Frekansların silinmesi - Otomatik Yön Bulucu

Posted on April 28th, 2008 in Uncategorized by admin

Otomatik Yön Bulucu (ADF: Automatic Direction Finder)

Konu başlıkları


Yön Bulma Sistemi ve Tarihçesi

Yön bulma sistemi radyo dalgalarının seyrüsefer (navigasyon) amaçları için kullanıldığı bir sistemdir. Elektronik seyrüseferin bu formu yer bazlıdır. Fakat tarihteki ilk kullanılan seyrüsefer yöntemi yer bazlı değil gök bazlıydı. Eski çağlardan beri, belirli yıldızların yön bulmak için kullanılabileceği biliniyordu.Örneğin kutup yıldızının gece gökyüzünde sabit kaldığı tespit edilmiş ve bir referans olarak kabul edilmiştir.


Yönlü Olmayan Radyo Vericisi (NDB: Non-Directional Beacon) (Yer istasyonu)

Bir yer istasyonu belirli bir yerde bulunan, hava veya deniz seyrüsefer desteği veren radyo yayın istasyonudur.
Her yer istasyonu bir, iki ya da üç harflik bir mors koduyla tanımlanmıştır.
Yer istasyonları güç çıkışlarına ve kullanımlarına göre sınıflandırılmışlardır:

  1. L yer istasyonu 50 watttan az bir güce sahiptir.
  2. M yer istasyonu 50 wattan 2000 watta kadar bir güce sahiptir.
  3. H yer istasyonu 2000watt veya daha yüksek bir güce sahiptir.

Radyo dalgalarıyla yön bulma hala çok yaygın olarak kullanılıyor çünkü,

  • Görüş çizgisi iletimi güvenilirliğini kaybettiği zaman kullanılır.
  • Hava aracında veya yerde özelleşmiş seyrüsefer ekipmanı bulunmadığı zaman kullanılır.
  • Yer istasyonlarının kurulumu ve bakım maliyeti düşüktür ve ayrıca yer istasyonunun kurulumu sırasında havaalanları araç yardımı yapabilirler ve bu da ekonomik fizibilite sağlar.
  • Yer istasyonları 200 ile 450khz frekans bandı arasında iletim yapar. Sinyal VHF (çok yüksek frekans) ya da UHF(ultra yüksek frekans) ‘in görüş hattında (LOS (live of sight)) iletilmez. Ama dünya üzerinde, dünyanın şeklini takip ederek kavis yapar; bu da alçak irtifalarda çok büyük mesafelerden alımın gerçekleşmesini sağlar.
  • Vericinin yön bulma için tasarlanmış olması gerekmez. Radyo veya televizyon istasyonu, iletişim istasyonu ya da bunlardan farklı herhangi bir yayın sistemi olabilir.


Yer istasyonu kullanımı:

Bir hava aracı bir yer istasyonuna doğru ya da yer istasyonundan zıt yöne doğru bir yönelim izleyebilir. Yer istasyonu yönelimleri uçakların uçabileceği planlı, güvenilir yollar sağlar. Hava araçları bu önceden belirlenmiş yoları izleyerek uçuş planını tamamlar.Hava yolları yüksek ve alçak irtifa hava yolları olarak numaralandırılmış ve standardize edilmiştir . Pilotlar çeşitli seyrüsefer istasyonlarından sinyal alarak bu yolları takip eder. Yer istasyonlarının uzun zamandır kullanılan diğer bir uygulaması ise sabitleri kesme yeteneğidir. Sabit gökyüzünde bir noktadır. Bu sabitler, seyrüsefer istasyonlarından başlayarak birbirleriyle kesişinceye kadar çizgiler çizilmesi ve tepe noktası sabit olacak şeklide üçgen oluşturması ile hesaplanır. Bu şekilde sabitleri belirlemesi bir pilota kabaca yatay pozisyonunu hesaplamasına yardımcı olur. Bu kullanım, DME (distance measuring equipment) (uzaklık ölçen ekipman) ile VOR( VHF omni-Ranging) gibi diğer seyrüsefer sistemleri herhangi bir şekilde arızalanırsa önemlidir.


Bir yer istasyonundan olan uzaklığı belirleme:

Bir yer istasyonundan olan uzaklığı belirlemek için şu basit yöntem kullanılacaktır:
1. Uçağı, kanat uçlarından biri direk istasyonun hizasında olacak şekilde döndürün
2. Bu yönelimde birkaç istasyon geçene kadar uçun ve zamanı ölçün
3. istasyona olan zaman = 60 x uçulan dakika sayısı / yönelim değişiminin derecesi
4. son olarak uçuş bilgisayarınızla istasyon ile hava aracı arasındaki mesafeyi hesaplayın
yer istasyonlarının çeşitli sahipleri vardır, fakat genellikle devlet ve havalimanları yer istasyonlarına sahiptir. Türkiye’de de durum böyledir.


Otomatik Yön Bulucu (ADF):

Yön bulucunun daha kolay çalışması için otomatik yön bulucu geliştirilmiştir. Yön bulmak için herhangi bir manuel operasyon gerektirmez. ADF göstergesi sürekli seçilen yer istasyonu istasyonunu gösterir. Daha önce dikkat çekildiği gibi ADF sinyalleri dünya üzerinde, dünyanın şeklini takip ederek kavis yapar; bu da alçak irtifalarda çok büyük mesafelerden alımın gerçekleşmesini sağlar. ADF sinyallerinin gideceği maksimum sınır yer istasyonu’nin gücüne bağlıdır. ADF 190-1750khz arasındaki sinyalleri algılayabilir. ADF hem yer istasyonu üzerinden hem AM radyo istasyonundan sinyal alabilir. Ticari AM radyo istasyonları 540-1620khz arasında yayın yapar.


Tasarım ve Bileşenler:

ADF sistemi bileşenleri alıcı, kontrol kutusu, anten ve yönelim göstergesidir. Bir ya da iki ADF kontrol kutusu, bir veri yolu denetçisi, ya da bu iki metodun bir kombinasyonu ADF’i kontrol etmede kullanılabilir.


Alıcı:

ADF alıcısının üzerindeki kontroller, pilotun istenen istasyonun frekansını ayarlamasını ve çalışacağı modu seçmesini sağlar. Frekans ayarlamasını yaparken pilot istasyonu tanımlamalıdır. Düşük veya orta frekans yer istasyonları sesli iletişim hariç sürekli bir şekilde tanımlama yapmak için 1020 hertz civarında yayın yaparlar. Bütün yer istasyonları, sürekli olarak mors kodunda iki-üç karakterli tanımlama yayını yapar. Sinyal alınır yükseltilir ve ses sinyali ya da mors koduna çevrilir.

ADF alıcısında frekans ayarı yapmak için pilotun yerine getirmesi gereken işlem komutları aşağıda listelenmiştir:

  1. Fonksiyon düğmesi ANT moduna getir. Bu seti açar ve en iyi alımın olduğu modu seçer. ADF fonksiyonunun gerekli olmadığı durumlarda, ANT modunu ADF’in frekansını ayarlamak için ve sürekli dinleme yapmak için kullan.
  2. İstenilen frekans bandını seç, sesi arka fonda gürültü olana kadar ayarla
  3. Frekans ayar kontrolleriyle istenilen frekansı ayarla, sonra sesi en iyi dinleme seviyesini elde edene kadar ayarla ve istasyonu belirle
  4. Radyoyu otomatik yön bulucu olarak kullanmak için fonksiyon seçim düğmesini ADF moduna getir.
  5. Yönelim göstergesindeki ibre, istasyona göre uçağın burnunun yönelimini gösterir. Bir döngü anahtar göstergenin doğru çalışıp çalışmadığını kontrol eder. Anahtarı kapa. İbre seçilen istasyona doğru yönelimden uzaklaşmalıdır. Sonra anahtarı açın, ibre tekrar istenilen istasyona doğru yönelmelidir.


Kontrol Kutusu:

En modern hava araçları kokpitte bu tip bir kontrol sistemine sahiptir. Bu ekipmanda frekans ayarlaması frekans bandı yerine dijital sayıların okunması ile olur.

  • Fonksiyon seçici(mod kontrol): OFF, ADF, ANT ve TEST pozisyonlarının seçimini sağlar.

    • ADF - otomatik olarak seçilen istasyona doğru yönelimi belirler ve radyo manyetik göstergede(RMI) gösterir. Algılayıcı (sense) ve halka (loop) anten kullanır.
    • ANT – radyo sinyallerini algılayıcı (sense) anten sayesinde alır. Frekans ayarlama için gereklidir.
    • TEST – ADF sisteminin kendi kendisini test etmesini sağlar.RMI (radio magnetic indicator) göstergesi 315° yi gösterir.
  • Frekans seçici anahtarlar: üç tane iç içe geçmiş topuz çalışma frekansının seçilmesini sağlar. İki frekans önceden seçilebilir. Fakat aynı anda çalışamazlar ayrı ayrı çalışırlar. Transfer anahtarı kullanılan frekansı belirtir.
  • Seçilen Frekans göstergeleri: Seçilen frekansların görsel olarak okunmasını sağlar. Sayılar LEDler tarafından gösterilir.


Anten:

ADF hem halka (loop) hem algılayıcı (sense) anten tarafından sinyal alır. Halka (loop) anten hareket eden parçaları olmayan, küçük, düz bir antendir. Antenin içinde birbirlerine göre farklı açılarla yerleşmiş bobinler vardır. Halka (loop) anten, sinyalin gücünden istasyonun yönünü algılayabilir fakat yönelimin istasyona doğru yönde mi, zıt yönde mi belirleyemez. Algılayıcı (sense) anten daha sonra bu bilgiyi verir, ayrıca ADF fonksiyonu gerekli olmadığı zaman ses alımını sağlar.


Yönelim Göstergesi:

Yukarıda belirtildiği gibi, yönelim göstergesi hava aracının burnuna göre istasyona yönelimi belirler. Bu bilgi bağıl yönelim göstergesinden (RBI (relative bearing indicator)) gözlenebilir. Bu gösterge üzerine ibre eklenmiş bir pusula kart gibidir, fakat farkı kartın 0º si hava aracının burnundan geçen merkez çizgiye sabitlenmiş ve burun yönünü göstermektedir. Eğer pilot doğrudan istasyona uçuyorsa, yönelim göstergesi 0º yi gösterir. Sabit kart yönelim göstergeli bir ADF her zaman hava aracının burnunu 0º, kuyruğunu 180º olarak gösterir. Bir yer istasyonuna doğru veya zıt yönde hareket ederken, hava aracı özel bir yönelimi izleyebilir. Bunu yapmak için RBI’ da okunan bilgi ile pusulada okunan bilgi arasında ilişki kurmak gerekir. Ötelemeyi belirledikten sonra, hava aracı, pusula yönelimi öteleme için istenen yönelim olacak şekilde ve aynı zamanda RBI 0º ya da 180º ±öteleme olacak şekilde uçurulmalıdır. Bir yer istasyonu hava aracının yolu üzerindeki bir noktanın yerinin belirlenmesinde de kullanılabilir. RBI’ da okunan değer istenen yönelim değerine ulaştığı zaman hava aracı istenen pozisyonda demektir. Fakat, ayrı ayrı RBI ve pusula kartı kullanmak doğru bağıl yönelimi bulmak için oldukça fazla işlem gerektirir. Bu yükü ortadan kaldırmak için bir pusula kartı RBI’a eklenmiştir ve böylece “radyo manyetik gösterge”(RMI ( radio magnetic indicator)) oluşmuştur. ADF ibresi hava aracının burnuna yönelmiştir ve hesaplamalar yapmaya gerek kalmamıştır.


Bağıl Yönelim(RB (relative bearing)):

Hava aracının merkez çizgisi ile hava aracından istasyona çizilen çizgi arasında kalan açıdır. Bu açı her zaman saat yönünde ve hava aracının burnundan ölçülür.


Manyetik Yönelim(MB (magnetic bearing):

Hava aracından istasyona doğru çizilen çizgi ile hava aracının burnundan manyetik kuzeye doğru çizilen çizgi arasında kalan açıdır. Pilot, manyetik yönelimi, göstergeden gösterilen bağıl yönelimi hava aracının manyetik yönelimine ekleyerek hesaplar. Örneğin, eğer hava aracının manyetik yönelimi 40º ve bağıl yönelim 210º ise istasyona manyetik yönelim 250ºdir. Ters yönelim ise manyetik yönelimin tersidir, manyetik yönelime 180 ekleyerek ya da çıkartarak bulunur. Pilot bunu sabit noktaları belirlerken kullanır.


ADF Gösterge Çeşitleri

Günümüzde 4 çeşit ADF göstergesi kullanılmaktadır. Bütün çeşitlerde ibre seyrüsefer istasyonunu gösterir.
Sabit pusula kart: Cihazın üstüne sabitlenmiştir hareket edemez. 0º her zaman hava aracının burnunu gösterir. Hava aracının istasyonla olan ilişkisine “istasyona yönelim” MB(manyetik yönelim) denir. Bu tip bir göstergede pilot yönelimi MB=RB+MH formülün ile hesaplar.
Dönebilir pusula kart:üst yüzey bir düğme sayesinde döndürülebilir. Kartı, hava aracının manyetik yönelimi(MH) ibrenin altında kartın en üstünde olacak şekilde döndürerek; istasyona yönelim(MB) herhangi bir hesaplama yapmadan pusula karttan okunabilir ve pilotun işi de kolaylaşmış olur. Bugünlerde otomatik olarak pusula kartı manyetik yönelimle çakışacak şekilde tasarlanmışlardır. Bu nedenle istasyona yönelim (MB) her zaman pusula kartı manuel olarak ayarlamadan elde edilebilir.
Tek ibre radyo manyetik gösterge: radyo manyetik gösterge, sürekli rota, yönelim, dairesel bilgi sağlamak için radyo ve manyetik bilgiyi birleştirir. Tek ibre RMI’ın yüzü dönebilir kart ADF yüzüne çok benzer.
Çift ibre radyo manyetik gösterge: çift ibre RMI, tek ibre RMI’a benzer; tek farkı 2 ibresi olmasıdır. İlk ibre tek ibre gibi çalışır. İkinci ibre VOR istasyonunu gösterir. Çift ibre gösterge hava aracının yerini belirlemede kullanılır.


ADF Fonksiyonları


Görüntüleme

Genelde ADF alıcısı hiç sistem hatasına sahip olmadığı için ya da pilotu ani istasyon hatalarında veya alıcı hatalarında uyaracak uyarı bayrakları olmadığı için, ADF uyarı sesi her zaman dinlenmelidir. Uyarı sesleri her durumda en az bir pilot ya da uçuş görevlisi tarafından dinlenmelidir.


Yönelme

En yaygın ADF kullanımlarından biri de istasyona yönelmedir. Bu prosedürde, sabit kart ADF kullanan pilot bir istasyona doğru yönelim göstergesini 0ºde sabit tutarak uçar. Pilot şu basamakları izlemelidir:

      • İstenen frekansı ayarla ve istasyonu tanımla, fonksiyon belirleyen topuzu ADF’e ayarla ve bağıl yönelimi not et
      • Hava aracını bağıl yönelime doğru yönelim göstergesi 0ºyi gösterene kadar çevir
      • Bağıl yönelim 0ºyi koruyarak uçuşa devam et.

Şekilde görüldüğü gibi, pilot manyetik yönelimi 0ºde tutarsa hava aracı rüzgardan dolayı ötelenir, sapar. Eğer pilot rüzgara karşı düzeltme yapmazsa, hava aracı bir yay izleyerek istasyona ulaşır(yönelim göstergesi sıfırda sabit kalacak şekilde).


Bir İstasyondan Uzaklaşma

Pilot ADF kullanarak ve manyetik yönelme desteği prensiplerini uygulayarak bir istasyondan uzaklaşabilir. Manyetik yönelme desteği, pilotun hem rota göstergesini hem yönelim göstergesini kullanıp yorumlamasını gerektirir.


Pozisyon Sabitleme

ADF alıcısı pilota pozisyon sabitlemede 2 ya da daha çok istasyon veya üçgenleme (triangulation) yöntemini kullanarak yardım edebilir. Hava aracının kesin yerini belirlemek için pilot şu basamakları kullanmalıdır:
a)hava aracının etrafındaki iki istasyonu belirle, frekansları ayarla ve tanımla
b)fonksiyon seçici topuzu ADF’e getir yönelim göstergesinde okunan manyetik yönelimi not et. Bu yönelimde uçmaya devam et ve her istasyon için bağıl yönelimi not et
c)her istasyonun bağıl yönelimini manyetik yönelime ekle. Manyetik yönelimi doğru yönelimi elde etmek için doğu-batı varyasyonuna göre düzelt
d)her doğru yönelim için tersini kaydet. Hava aracı yönelim doğrularının kesişim noktasındadır.


Bis İstasyona Uçmak İçin Zaman Hesaplaması

    • Hava aracını ADF ibresi 90º ya da 270º olana kadar çevir ve zamanı not et,
    • ADF ibresi 10ºlik bir değişim gösterene kadar sabit bir manyetik yönelimde uç, zamanı tekrar not et ve aşağıdaki formülü uygula:

yönelim değişimi arasındaki zaman(sn) / yönelim değişiminin derecesi = istasyona olan zaman(dak.)
Örneğin, 10ºlik bir yönelim değişimine uçmak 45 sn alıyorsa, hava aracı istasyona
45/10=4.5 dak. uzaklıktadır.


Kaynaklar

1.Avionics Navigation Systems (2nd Ed.) – KAYTON Myron, FRIED Walter R. Yayıncı: John WILEY & Sons INC.
2.http://en.wikipedia.org/wiki/Automatic_Direction_Finder

Kalitesinde müzik - Metalcore

Posted on April 28th, 2008 in Uncategorized by admin

Metalcore, herhangi bir Metal müzik türüyle punk veya reggae punk türlerinin karışımından oluşan müzik tarzı. 90′lı yılların sonlarına doğru oluşan bir müzik türüdür. Müzikler, (altyapı) metal sound’larından oluşurken sözler ve söyleme tarzları punk’tan alıntıdır. Bu türe dahil olan en ünlü grup Avenged Sevenfold’dur. Limp Bizkit’inde nu-metal punk karışımı bir tarzı olduğu söylenebilir.

Disk alanı gerekmektedir. MP3 - Ayvaini Mağarası

Posted on April 28th, 2008 in Uncategorized by admin

Uluabat Gölü’nün güney bölümünde yer alan Ayvaini Mağarası’nın iki girişi vardır. Birinci giriş Bursa, Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı Kazanpınar’da, diğer girişi yeraltı sularının yer üstüne çıktığı Nilüfer İlçesi’ne bağlı Ayvaköy’ü yakınında yer alır. İki girişi arasında 4 km mesafe vardır. Bursa’yı Mustafakemalpaşa’ya bağlayan eski yol mağara yakınından geçer.

Her iki yönden girişi bulunan mağara, girişlerinin sarp olması nedeniyle turizme kapalı olmakla beraber profesyonel dağcı ve mağaracılar tarafından tercih edilebilir. Hidrolojik olarak aktif bir mağaradır. Güney Marmara Bölgesi’nin en uzun mağarasıdır. Ayvaini Mağarası görünümleri ilginç ve büyüleyici damlataşlar (sarkıt, dikit, duvar damlataşları, sulu damlataş havuzları) ve göller ile kaplıdır. Gezi için rehber alınması gerekmektedir. Turistik gezilere açılması için çalışmalar sürdürülmektedir.

Hidrolojik olarak aktif bir mağaradır. İki girişi arasında 4 km mesafe vardır. Güney Marmara Bölgesi’nin en uzun mağarasıdır. Ayvaini Mağarası görünümleri ilginç ve büyüleyici damlataşlar (sarkıt, dikit, duvar damlataşları, sulu damlataş havuzları) ve göller ile kaplıdır. Gezi için rehber alınması gerekmektedir. Turistik gezilere açılması için çalışmalar sürdürülmektedir.

FURKAN TURHAN & RIDVAN TURHAN

<img src=”">


Dış Bağlantılar

  • Fatma Özdirek’in Ayvaini Mağarası’na yaptıkları geziyi anlattığı yazısı
  • Ayvaini Mağarası Fotoğrafları
  • AYVAİNİ MAĞARASI

Seslere verilen ad. - Aşı

Posted on April 28th, 2008 in Uncategorized by admin

Aşı aşağıdaki anlamlara gelebilir:

  • Aşı, hastalıklara karşı bağışıklık sağlama amacıyla vucuda verilen çözelti
  • Aşı, bitkilerde, bir bitkiye, diğer bir bitkiden alınan parçanın kaynaştırılması amacıyla gerçekleştirilen işleme de verilen ad

Eskiye nazaran - Çayköy, Kaş

Posted on April 28th, 2008 in Uncategorized by admin

Çayköy, Antalya ilinin Kaş ilçesine bağlı bir köydür.

tarih çok eskiye dayanır örn. 1700 tyılında yapılan merkez camii. e

Konu başlıkları


=Kültür

bayram namazlarında herkes birbirleriyle bayramlaşır


Coğrafya

Antalya iline 231 km, Kaş ilçesine 40 km uzaklıktadır.tabiatı çok güzeldir buradan denizde görülmektedirdağlar tepeler bulunmakta.en büyük ailesi abukanlardır


İklim

Köyün iklimi, Akdeniz iklimi etki alanı içerisindedir.


Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 1221
1997 1256


Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.ek olarak seracılıkta yapılır örneğin biber zeytinde yetiştirilir.seracılık daha fazla yapılmaktadır


Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - Ramazan Sarcan
1999 - Ahmet kazım abukan
1994 -
1989 -
1984 -


Altyapı bilgileri

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


Dış bağlantılar

  • Yerelnet

köyün en büyük aileleri abukan ailesidir.her yıl geleneksel olarak deve güreşleri yapılır tarihi çok eskiye dayanır. 1700 yılında açılmış çayköy yukarı cami çok ünlüdür cami restore edildi. caminin yapılışı çok eskiye dayanmaktadır.köy o yörenin en eski yerleridir.doğanın ve o yörenin en güzel yeridir tarihi olarak eski milletler tarafından yapılan su kemeri köprüsü çok meşhurdur ekonomi seracılıga dayanır en çok biber yetişir zeytin de yetiştirilir araziler çok verimlidir hemen hemen herşey yetiştirilir halı ıhram dokuma yapılır dagları cok güzeldireğitim derecesi oldukça yüksek olan çayköy eğitim bakımından oldukça ileridir.üzerinde tarım yapılan çayköy, üstünden geçen birçok likya yolu vardır.turizm bakımından ilerleyememiş olan çayköy, turistlerin en ilgi çeken yerlerden biridir.içinden akan akarsuyu ve inpınarı çok ilgi çekicidir. genelde turistler yol değilde yaya olarak bu su kemerlerini takip ederler. genel olarak çayköyün en büyük ailesi abukan ailesidir.ayrıca çayköy sağlık bakımından iyi olduğu gibi yaşlı insanlarıda mevcuttur.en uzun ömürlü insan sayısı 105 tir. ikinçi büyük insan ise benim dedem olam musa abukandır. kıymetli mühterem dede tarihin en iyi kaynaklarından olduğu gibi, en fazla mülkiyete sahiptir.

Grubu tarafından - Modern Folk Üçlüsü

Posted on April 27th, 2008 in Uncategorized by admin

Modern Folk Üçlüsü, Türk pop müzik grubu.

Doğan Canku, Ahmet Kurtaran ve Selami Karaibrahimgil tarafından 1969′un son aylarında kuruldu. İlk yıllarda menejerliğini Hıncal Uluç yaptı. Ali Kocatepe ile birlikte 1978 Seul Şarkı Yarışması’nda ve 1981 eurovision şarkı yarışması’nda Türkiye’yi temsil ettiler. Eurovision’da seslendirdikleri parça Dönme Dolap idi.

Açarlar. - Gürcüler

Posted on April 27th, 2008 in Uncategorized by admin

Konu başlıkları


Kelimenin Kökeni

Gürcüler veya Gürcîler (Gürcüce: Gurcebi), tarihsel olarak Kür ve Çoruh nehri arasında yaşayan halka verilen genel isimdir. Kelimenin kökeni hakkında farklı görüşler ileri sürülmekte ise de kelimenin, Arap ve Fars’ların kendi dillerinde bölgedeki halkı Kurc, Curc, Gurc, Gorc veya Curz olarak adlandırmalarına dayandığı ve sondaki c ve z harflerinin aidiyeti ifade ettiği kabul edilir. Bu adlandırma Osmanlıca ve Türkçe’ye “Gürcî” veya “Gürcü”, Rusça’ya Gruzin olarak geçmiştir. Bir görüşe göre bu adlandırmanın kaynağı olan halk, bugünkü Acaristan topraklarında yaşamış olan Kolchi, Kolkh halkıdır. Bu coğrafyanın adı ise Farsça’da Gurcestan, Türkçe’de Gürcistan, Rusça’da Gruzija olarak anılır. Batı dillerinde ise Georgia, Georgien kelimesi kullanılır.


Kelimenin Anlamındaki Değişmeler

Kökeni itibariyle söz konusu coğrafyada yaşayan halkları ifade eden kelime, zamanla farklı anlamlar kazanmıştır. Osmanlılar zamanında Gürcü ve Gürcistan kelimeleri, Osmanlının esas aldığı, özde Müslim-Gayri Müslim ayrımını içeren millet sistemi nedeniyle, etnik bir kavramdan ziyade dini bir terim olarak bölgedeki Hristiyan halkı ve onların yaşadığı coğrafyayı ifade etmek için kullanılmıştır. Daha sonra Gürcistan’ın kurulmasıyla (önce Sovyet Cumhuriyeti, daha sonra bağımsız olarak) bu isim söz konusu ülke ve halkını kapsar hale gelmiştir. Günümüzde genel olarak Gürcüce konuşan, köken olarak bu coğrafyayla ilişkili kimseleri ifade eder.


Kartvel Kavramıyla İlişkisi

Gürcistan devleti, kendi dilinde (Kartça-Kart-ul-i) yukarıdaki terimleri kullanmamakta, bunun yerine ülkeyi Sakartvelo ve vatandaşlarını Kartvel olarak isimlendirmektedir. Kartvel sözcüğü ise, yine değişik görüşler olsa da esasen Tiflis ve çevresinde yerleşik Kart boyundan gelmektedir. Kart boyu ile diğer bazı boyların, tarihteki kısa süreli Kilise-Hıristiyanlık çerçevesinde oluşan birliktelikleri de Kartvel kavramında önemlidir. Sovyetler döneminde, 1918’den sonra ortaya atılan bu kavram, günümüzde Gürcistan devletinin resmi ulus ve vatandaşlık görüşüdür. Vatandaşlık anlamı dışında etnik olarak Kartvel kavramı, diğer boyları ifade etmediği gibi, dini anlamı bakımından da Müslüman olanları kapsamamaktadır. Dolayısıyla günümüzde Gürcü kavramı ile Kartvel kavramı eş anlamda değildir.


Başlıca Boylar ve Dilleri

Genel bir kavram olarak Gürcüce konuşan, belirtilen coğrafyayla ilişkili birkaç boy bulunmaktadır. Kartlar ve Acarlar bunların başında gelir. Bunun dışında Kahlar, İngilolar, Hevsurlar, Pşavlar, Mohevler, Mtiullar, İmerler, Raçveller, ve Gurullar adını taşıyan boylar vardır. Her bir boyun benzer yönlerinin yanı sıra, kendine özgü gelenekleri, coğrafyası, giyimleri, efsaneleri ve dilleri bulunmaktadır.

Söz konusu boyların dilleri benzer olmakla birlikte, önemli farklılıklar da içermektedir. Bu dillerin hepsi Gürcüce kavramı altında değerlendirilmekte, tek tek boylara ait diller lehçe kabul edilmektedir. Bu dillerden/lehçelerden Kart dili (Kartça/Kart-ul-i), önce Kilise dili olması, daha sonra ise Sovyet dönemi politikaları sonucu daha fazla gelişmiş ve edebi dil niteliği kazanmıştır. Diğer diller ise halk arasında konuşulan yerel dil düzeyinde kalmıştır. Ancak Acarca (Acar-ul-i), gerek Acaristan’ın özerk yapısı gerekse konuşan nüfusun farklılığı ve miktarı itibariyle göreceli olarak öne çıkmaktadır. Bugünkü Gürcistan’ın resmi dili Kart dilidir. Gerek Acaristan’da gerekse Türkiye’de konuşulan yerel dil Acarca’dır.


Boyların Kökeni

Genel olarak Kafkasya halklarının, Nuh’un oğlu Yafes’in torunu olan Targama’nın (Togarmah/ Targamos) oğullarından türediği belirtilir. Kartlar, kendilerini Targama’nın oğullarından Kartlos’a dayandırırlar. Acar isminin ise Eger’den geldiği, Egres’ten indikleri için Egerli dendiği ifade edilmektedir.

Kavimleri esas alan bir görüşe göre, bölge halkı değişik kavimlerin karşımasından oluşmuş olup, Moğollar ile Cermenler’in karışımından İskitler; İskitler ile Cermenler’in karışımından Slavlar; İskitler ile Moğollar’ın karışımından Türkler; Slavlar ile Türkler’in karışımından Kartlar (daha çok Slavlardan) ve Acarlar (daha çok Türklerden) ortaya çıkmıştır. Türkiye’deki Gürcüler, Acar boyundandır.

70 megabayt arasında bir - Kuş dili

Posted on April 27th, 2008 in Uncategorized by admin

Kuş dili ilk kez Kuran’da kullanılmış bir deyimdir. Bu deyim sufiler arasında hayli rağbet görmüş ve Bektaşi edebiyatında sıkça kullanılmıştır. Bu deyimi kullanan sufilerden biri Yunus Emre’dir.
Kuş dilinin ne anlama geldiği hakkında, günümüze dek çeşitli yorumlar yapılmıştır. Bu yorumlardan birine göre kuş dili gönül gözünün açılması demektir.

Ayrıca, çocuklar arasında hecelerin sonuna ge, ga, gı ci getirilerek kelimelerin oynanmasıyla söylenen bir konuşma dilidir.

Örnek: ne yapiyorsun’:neciyacipiyocirsucin

Sabit disk alanı - Xbox

Posted on April 26th, 2008 in Uncategorized by admin

Xbox, Microsoft firmasının oyun konsolu piyasasında pay sahibi olmak amacı ile ürettiği ve 2001 yılında piyasaya sürdüğü bir konsoldur.


Teknik donanımı

  • Modifiye edilmiş 733MHz Pentium III (133MHz FSB)
  • nVidia Grafik kartı: 250MHz NV2x (GeForce 4 Ti serisi ile yakın değerlerde)
  • 2-5x DVD sürücüsü (Samsung, Philips, Thomson)
  • 64 MB DDR SDRAM 200 MHz ana hafıza (6.4 GB/s)
  • 8GB/10GB sabit disk (Seagate, Wastern digital)
  • 10/100base-T ethernet genişbant internete hazır
  • Ses donanımı 3d 64 kanal, AC3 (Dolby Digital)
  • 8 MB’lık çıkartılabilir hafıza kartı
  • HDTV desteği 480p/720p/1080i ye kadar
  • Ölçüleri: 324 × 265 × 90mm (12.8 × 10.4 × 3.5 inç)

Bu sıkıştırma - Yeşil çekirge

Posted on April 26th, 2008 in Uncategorized by admin

Yeşil çekirge (Locusta viridissima), Acrididae familyasından bir çekirge türü.

Bir kilometre uzaktan bile duyulabilecek sesler çıkarabilir. Havanın yoğunluğu 1293 gr/m³ alınırsa, yarıçapı bir kilometre olan bir yarıkürenin kütlesi yaklaşık bir milyon tondur. Çekirge gibi küçük bir canlının yalnız bir organı ile bu kadar büyük bir kütleyi hareket ettirebilmesinin nedeni ise ; çevresindeki hava kütlesinin tamamını aynı anda hareket ettiremeyip, her titreşimde kendine en yakın havayı sıkıştırmasından dolayıdır. Bu titreşim dalga dalga dışa doğru yayılır. Çekirge tarafından itilen her hava dalgası daha sonra eski yerine geri döner. Bu kez içerideki tabakayı sıkıştırır. Bu ardı arkası kesilmeyen dalgaların yaptığı sıkıştırma ses olarak dışa doğru yayılır. Ses insan kulağına geldiğinde duyulur. Çekirgenin çıkardığı sesin notalarının çıkartılmasıyla çok geniş alanlara duyuru yapabilen sirenler geliştirilebilir.

Ve ofislerinde - Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı

Posted on April 25th, 2008 in Uncategorized by admin
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı
tip: Program
Kısaltma: UNDP
başkan Kemal Derviş
kurulum: 1965
websitesi: [1]
kaynak: ECOSOC
wikimedia Commons Birleşmiş Milletler

Birleşmiş Milletler’in küresel kalkınmayı amaçladığı programıdır.Bu program sayesinde insanların daha iyi yaşam şartları altında yaşaması amaçlanmaktadır.UNDP 166 ülkede faaliyet göstermektedir. Faaliyetlerini kendisi ve çeşitli ortakları ile yürütmektedir.Toplumların ulusal ve küresel kalkınma çabalarına ortaklarıyla beraber destek vermektedir.

Yıllık İnsani Gelişme Raporu yayınlayan UNDP yeni ölçüm araçları, yenilikçi analizler ve çoğunlukla tartışmalı politika önerileri sağlıyor.Tüm ülke ofislerinde bulunan UNDP Daimi Temsilcisi , BM nin kalkınma alanında Daimi Koordinatörlüğünü üstlenmektedir.


Çözüm için Odaklandığı Alanlar

  • Demokratik Yönetişim
  • Yoksulluğun Azaltılması
  • Krizleri Önleme ve Atlatma
  • Enerji ve Çevre
  • HIV/AIDS


İlgili Bağlantılar

  • Resmi UNDP web sitesi

Formatına dönüştürdü. edit - Abdullah Öcalan

Posted on April 24th, 2008 in Uncategorized by admin

Abdullah Öcalan (1948- ), PKK adlı yasadışı silahlı terör örgütün kurucusu ve ilk lideridir. 1999′da işlemiş olduğunu kabul ve itiraf ettiği terör suçlarından yargılanmış ve idam cezasına mahkûm edilmiştir. İmralı Cezaevi’nde hapis yatmaktadır.

Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesi Ömerli (Amara) köyünde doğdu. Babası Kürt, annesi Türk’tü. 1971 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kaydoldu. Buradaki eğitimini yarıda bırakarak Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde kamu yönetimine geçti. Kesire Yıldırım ile 24 Mayıs 1978 günü Ankara’da evlendiyse de daha sonra ondan boşandı.

27 Kasım 1978 tarihinde Diyarbakır’ın Lice ilçesi Fis köyünde, bir çok ülke tarafından gerçekleştirdiği öldürme eylemleri sebebiyle terör örgütleri listesine dahil edilen ve Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletlerinin bir kısım toprakları üzerinde bağımsız bir devlet kurmayı amaçlayan PKK adlı yasadışı silahlı örgütü kurdu. Örgüt günümüzde AB ve ABD’nin terör örgütleri listesinde yer almaktadırAB Terör Örgütleri listesihttp://www.state.gov/s/ct/rls/fs/37191.htm ABD terörist organizasyonlar listesi. 1993 yılına kadar Türkiye’den ayrı bir devlet kurmak isteyen örgüt, 1993′teki kararıyla sadece Kürtler’in dil ve kimlik haklarını kazandırmayı ilke edindiğini iddia etmiştir. Kısa bir süre sonra Suriye’ye geçen Abdullah Öcalan, örgütün eylemlerini buradan yönetmeye başladı.

Türkiye’nin baskıları sonucu Suriye, Öcalan’ı topraklarından çıkarmak zorunda kaldı. Suriye’den Rusya’ya, oradan İtalya’ya geçen Öcalan, İtalyan Hükümeti tarafından da ülkeden çıkarılınca Yunanistan’nın Kenya Büyükelçiliği’nde saklandı.

16 Şubat 1999′da CIA, MOSSAD ve MİT tarafindan
[1] Bordo Bereliler’e teslim edildikten sonra Kenya’dan Türkiye’ye getirildi. Öcalan’ın üzerinden ‘Lazaros Mavros’ adına düzenlenmiş sahte bir Kıbrıs Rum Kesimi pasaportu çıktı.

29 Haziran 1999′da yapılan son duruşmada Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından “Kurduğu silahlı terör örgütü PKK’yı, aldığı kararlar ve verdiği emir ve talimatlarla sevk ve idare ederek, devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmağa matuf eylemleri gerçekleştirdiği sabit görüldüğünden, eylemine uyan TCK’nun 125. maddesine göre ölüm cezası ile cezalandırılmasına”Belgenet.com, Öcalan davası kararı karar verildi. İdam cezası, Yargıtay tarafından 25 Kasım 1999 tarihinde onandı, fakat AB uyum yasaları ile idam cezası kaldırıldığı için İmralı Cezaevi’nde hapis yatmaktadır.


Kaynaklar

Da depolayarak - MP3

Posted on April 24th, 2008 in Uncategorized by admin

MP3 (okunuşu me-pe-üç), açılımı MPEG-1 Audio Layer III (Film Uzmanlar Grubu Ses Katmanı 3) olan sıkıştırılmış ses biçimi ve bu biçimde kaydedilen seslere verilen ad. Fraunhofer-Institute tarafından geliştirilmiştir. Sayısal hale getirilmiş sesler üzerinden insan kulağının duyamayacağı frekansların silinmesi yöntemine dayanır. Ses kalitesinde kayıp olmadan 1:12 oranına kadar sıkıştırmaya imkân tanır.

MP3, MPEG-3 ile karıştırılmamalıdır. MPEG-x standartları MPEG grubu tarafından belirlenen, hem ses, hem de görüntüyle ilgili standartlardır. + MP3, MPEG-3

MP3 kelimesi, MPEG Layer 3′ün kısaltmasından oluşmuştur. (MPEG=Motion Pictures Experts Group). Yepyeni bir müzik formatıdır. Sıkıştırma algoritmaları geliştirilmeden önce bilgisayarlarda ses örnekleri wav, pcm, voc, au, snd gibi formatlarda saklanırdı. Bu formatlar sesi depolarken insan kulağının duyamayacağı ses frekanslarını da depolayarak dosyanın şişmesine yol açarlar. Bu formatlarda CD kalitesinde 3-5 dakikalık bir ses kaydının saklanabilmesi için 50 ila 70 megabayt arasında bir sabit disk alanı gerekmektedir.
MP3 sıkıştırma formatı tüm basitliğiyle internette yaygınlaşmaya başladığında kimse sonradan olacaklardan haberdar değildi. Başlangıçta CD kalitesinde müzik dosyalarının sabit disklerde eskiye nazaran 16′da 1 oranında sıkıştırılarak daha az yer kaplar hale getirmesiyle yaygınlaştı. Tüm internet kullanıcıları kendi evlerinde ve ofislerinde bu sıkıştırma algoritmasını kullanan sıkıştırıcı yazılımlar kullanarak CD’lerini, kasetlerini MP3 formatına dönüştürdü.


Ayrıca Bakınız

  • DivX
  • Winamp
  • Ogg Vorbis

Açılımı MPEG-1 Audio - MP4

Posted on April 23rd, 2008 in Uncategorized by admin

MPEG-4 Bölüm 14 ya da *.mp4, ISO/IEC tarafından seçilen uluslararası standart olmuş bir dosya biçimidir (içerik olarak da bilinir). ISO/IEC Moving Picture Experts Group tarafından çoklu ortam çeşitlerini saklamak için kullanılır, diğer çoklu ortam çeşitlerini saklamak için de kullanılabilir.


Dış bağlantılar

  • Doom9′un MP4 Sık Sorulan Sorular sayfası

TÜRKÇE MP4 PLAYER SİTESİNE GİTMEK İÇİN BURAYA TIKLAMANIZ YETERLİ

Saklanabilmesi için - Kale (spor)

Posted on April 23rd, 2008 in Uncategorized by admin

Kale (spor), top içine girdiği durumda karşı takıma puan kazandıran, demir ile çevrelenmiş ağ. Her takımın bir kalesi vardır. Oyuncular kalelerine gol yememek için ve karşı takımın kalesine gol atmak için koşarlar. Buna da futbol denir. En çok gol atan takım oyunun galibi olur.

Sıkıştırılarak daha az - Bazal metabolizma hızı

Posted on April 22nd, 2008 in Uncategorized by admin

Bazal metabolizma hızı, yemekten 12 saat sonra tam dinlenme anında vücudun sadece yaşamaya yetecek fonksiyonlarını sürdürecek kadar ihtiyacı olan enerji.

Cinsiyete göre değişir. Erkeklerde kadınlara göre daha fazladır. Kışın daha hızlı yazın daha yavaştır. Gençlerde hızlıyken yaşlılarda daha yavaştır.

Sesler üzerinden insan - Araç takibi

Posted on April 22nd, 2008 in Uncategorized by admin

Araç takip aracın yerini harita üzerinde gösterme işlemidir. Yer belirlemede GPS uyduları kullanılır. GPS uydularının kullanılmasından dolayı Uydudan Araç Takibi olarak da bilinir. 4 temel çeşidi vardır. GSM tabanlı sistemler, Uydu tabanlı sistemler, kara kutu sistemler ve hibrid sistemler. Telsizle takip de kulllanılan yöntemler arasındadır, ama bu yöntem fazla yaygınlaşmamıştır.

Konu başlıkları


GSM Tabanlı Araç Takibi

GSM desteği olan yerlerde kullanılabilir. Ancak çöl, dağ, deniz gibi GSM hizmeti olmayan yerlerde araç online takip edilemez. GSM tabanlı araç takibi için üç farklı yöntem kullanılır:

  • SMS
  • DATA
  • GPRS


Uydu Tabanlı Sistemler

Uydu tabanlı sistemler, GSM çekmeyen yerler için idealdir ancak maliyeti pahalıdır. Uydu tabanlı sistemlerde genellikle SMS kullanılır. DATA hattı da kullanılabilir.


Kara Kutu Sistemler

Online alışveriş yapılmaz ve araçlar online takip edilmez. Ancak araçtaki cihaza kayıt yapılır. Araç merkeze gelince bilgiler alınır ve daha sonra harita üzerinde gidilen yerler görülür..


Hibrid Sistemler

Diğer 3 sistemin çeşitli varyasyonlarının beraber kullanımıyla olusur.


Araç Takip İzleme Yöntemleri

Araç takibi yaptığınız araçları 2 türlü izleyebilirsiniz. Tek bilgisayar üzerinden ya da internet üzerinden. Internet üzerinden araç takibi yaptığınızda müşterilerinize de şifre verebilir ve araçlarınızı istediğiniz yerden takip edebilirsiniz.


Bağlantılar

  • Yol bilgisayarı

3′ün kısaltmasından - Bell X-2

Posted on April 22nd, 2008 in Uncategorized by admin

Bell X-2 Starbuster, Mach 2-3 arası hızlarda uçuş karakteristiklerini inceleme amaçlı deneysel ABD projesi.

Konu başlıkları


Gelişimi

Mach 3 yakını yüksek hızlarda bir uçağa stabilite ve kontrol edilebilirlik kazandırmak, süpersonik uçuş programının karşılaştığı zorluklardan yalnızca biriydi. Bu hız aralığında, sürtünme sebebiyle oluşan “termal bariyer”in de yenilmesi gerekliydi. Bu sebeple X-2 uçağı paslanmaz çelik ve bakır-nikel alaşımından inşa edildi. Uçakta iki yanma odalı, 11 ile 67 kN itme gücü arasında ayarlanabilen bir Curtiss-Wright XLR25 roket motoru kullanıldı.


Operasyonel Tarih

27 Haziran 1952′de Edwards Hava Üssü merkezli ilk uçuşunda modifiye edilmiş bir B-50 uçağından fırlatıldıktan sonra, Bell test pilotu Jean “Skip” Ziegler tarafından kullanılan X-2, ilk motorsuz süzülme uçuşunu gerçekleştirdi. Ancak pilot Ziegler, 1953 yılında bir denemede aynı uçağın havada patlaması sonucuna yaşamını yitirdi. Yüzbaşı Frank K. “Pete” Everest (1920-2004), ikinci uçakla 18 Kasım 1955′de ilk motorlu uçuşu gerçekleştirdi ve aynı uçakla Temmuz 1956′daki 9. uçuşunda Mach 2.97 (3050 km/saat) hıza ulaşarak dünya hız rekorunu ele geçirdi. Ancak uçak Mach 3 yakınındaki hızlarda aşırı bir denge sorunu yaşıyordu.

İki genç test pilotu, yüzbaşı Iven C. Kincheloe ve yüzbaşı Milburn G. “Mel” Apt, uçağın sınırlarını daha da zorlama görevine getirildiler. 7 Eylül 1956′da Kincheloe X-2 ile 126,200 ft (38,466 m) yüksekliğe ulaşarak 100,000 ft (30,500 m) üzerine uçan ilk pilot oldu. 20 gün sonra, 27 Eylül 1956′da Mel Apt bir roket uçaktaki ilk uçuşu için B-50′den fırlatıldı. Mühendisler tarafından “optimum maksimum enerji uçuş yolunu” izlemesi konusunda uyarılmış ve Mach 2.7 üzerindeki hızlarda ani manevralar yapmaması söylenmişti. Bu uçuşunda 65,500 ft (19,960 m) yükseklikte Mach 3.2 (3,370 km/saat) hıza ulaşan Apt, dünyanın en hızlı insanı ünvanını ele geçirdi. Ne yazık ki Apt, hızı hala Mach 3′ün üzerindeyken bir dönüş manevrası yapmaya çalıştı. Bu manevra uçağın kontrolünü kaybetmesine sebep oldu ve düşen uçakta yaşamını yitirdi. Apt’ın ölümü sonrasında X-2 programı sona erdirildi.


Kaynaklar

  • American X-Vehicles: An Inventory X-1 to X-50, SP-2000-4531 - Haziran 2003; NASA online PDF Monograph


Dış Bağlantılar

  • NASA Bell X-2 Starbuster sayfası
  • Bell X-2 DVD

Yer kaplar - Turşu kurma

Posted on April 21st, 2008 in Uncategorized by admin

Turşu kurma çeşitli sebze ve meyvelerin salamura adı verilen tuzlu, asitli çözeltide bir süre bekletilerek uzun süre saklanabilecek hale getirilmesidir. Genelde kırsal alanda kışa hazırlığının önemli bir kısmıdır. Elde edilen ürüne turşu denir.

Arkaik kültürde ilk kez topraktan yapılma büyük boy küpler içerisinde kurulumu yapılmaktaydı. Ticari ürün olarak kullanılmaya başlandığı antik çağlarda ahşaptan yapılan kaplarla taşındığı ve saklandığı da görülmekle birlikte ahşap ve asidin reaksiyonları nedeniyle kalıcı olarak hep toprak kaplar tercih edilmiştir. Günümüzde bu tür toprak kapların yerini plastik, cam kavanoz, paslanmaz teneke kaplar almıştır.

Türklerde önemli bir yeri vardır ve ilk olarak Türkler tarafından üretilmiştir.

Konu başlıkları


Yapılışı

Ev Turşusu

Körpe sebze ve meyveler sıkı dokularından dolayı turşulanmaya daha elverişlidir. Turşusu yapılabilen sebze meyveler arasında salatalık, lahana, biber, yeşil domates, yaban eriği, acur, havuç, kabak, fasulye, pancar, ayva ve elma bulunur. Turşu kurulumunun yapıldığı kaba karpuz kabuğu, nohut, nar, sarımsak, dere otu, maydanoz, zencefil gibi malzemeler aroma vermek amacıyla eklenir.

Turşusu kurulacak olan malzemeler % 5-10′luk tuz çözeltisine basılır ve laktik fermentasyon süreci başlar. Sebze ve meyvelerdeki şeker 20-25 C sıcaklıkta, genelde birkaç haftalık bir sürede laktik aside dönüşür. Fermentasyonu hızlandıracak kimyasallar kullanılabilir. Sonuçta elde edilen çözeltinin asitliği %1 civarındadır. Fermentasyon süresince tuzlu çözelti istenmeyen organizmaların üremesini engeller.

İşletme Turşusu

İşletmelerde üretilen turşular otoklav turşusu ve fermentasyon turşusu olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.Otoklav turşusu tıpkı konserve üretiminde olduğu gibi,sebzelerin yıkanıp ayıklandıktan sonra, tuz,sirke ve sarımsak içeren dolgu sıvısı ile beraber ambalaj malzemesine doldurulması,kapanıp ısıl işlem uygulanması ile elde edilir.Fermentasyon turşuları ise, önceden tekniğine uygun olarak büyük hacimli fıçılarda yapılmış turşuların, üründe tat dengesi kurulduktan sonra, açılarak daha küçük ambalajlara doldurulması ve ışıl işlem uygulanması ile edilir.


İlgili maddeler

  • İskilip turşusu, İskilip ilçesine özgü bir turşu çeşidi.


Dış bağlantılar

  • Turşu kurmanın tarihçesi


Kaynakça

  • Bender, David A.; Bender, Arnold E. Benders’ Dictionary of Nutrition and Food Technology (7th Edition). 1999. Woodhead Publishing.

Yol açarlar. Bu - Acaristan

Posted on April 21st, 2008 in Uncategorized by admin
Acaristan Özerk Cumhuriyeti
Resmi dili Gürcüce
Başkent Batum
ISO kodu GE.AJ
Başbakan Levan Varşalomidze
Alan
 - Toplam
 - su %
2,900 km²
n/a
Nüfus
 - Total (2002)
 - Nüfus yoğunluğu
376,016
135.32/km²
Para birimi Lari
Saat dilimi UTC +3

Acaristan (veya Acara, Acarya), Türkiye’nin kuzeydoğusunda, Artvin ve Ardahan illerine komşu olan ve Gürcistan’ın güney batısında yer alan özerk bir cumhuriyettir. Gürcistan’ın merkezi yönetimine tabi olan Acaristan, Türkiye ile tarihi, dini ve kültürel yakınlığa sahip olduğu gibi, hukuki olarak da özerkliği Türkiye’nin garantörlüğü altındadır. Başkenti, Karadeniz kıyısında bir liman şehri olan Batum’dur. Artvin’in Hopa ilçesinde bulunan Sarp sınır kapısı Batum’a açılır.

Konu başlıkları


Nüfus

Acaristan’nın nüfusu 376.016’dır. Acaristan’ın yerli halkı (Acarlar), etnik olarak kendilerini Acar (Acari/Acareli/Acarlebi) olarak tanımlar ve bu kimlik tarih içerisinde Müslümanlıkla özdeşleşmiştir. Günlük yaşamda Gürcüce’nin farklı bir lehçesini (Acarca- Acaruli) konuşurlar. Ancak Acaristan’ın yukarı kesimi, Türkçe de konuşur. Yazı ve eğitim dili resmi Gürcüce olan Kartça’dır.

Acarlar 4. yüzyılda Romalılar aracılığıyla Hıristiyanlığı kabul ettiler. Fatih Sultan Mehmet ve Yavuz Sultan Selim dönemlerinde Osmanlı’nın Kafkasya bölgesini fethiyle birlikte, 15. yüzyıldan itibaren halkın tamamına yakını Müslümanlığı benimsedi. Halkın önemli bir bölümü, 1878-1879 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından bölgenin Rusya’nın eline geçmesinden sonra Anadolu’ya göç etmek zorunda kaldı. Bölgede kalan Müslüman halk, dini, kültürel ve arazi özerkliğiyle birlikte 1921′de Sovyet sosyalist cumhuriyeti olan Gürcistan yönetimine bırakıldı ve bu dönemde Acaristan Özerk Cumhuriyeti kuruldu.

Sovyetler Birliği döneminde bütün dinlerin yanı sıra, Müslümanlık da baskı gördü ve dine karşı ilgi azaldı. Gürcistan’ın bağımsızlığından sonra, bölgede, resmi görevlilerce de desteklenen yoğun bir Hıristiyanlaştırma faaliyeti yürütülmektedir. Bununla birlikte günümüzde Acaristan’nın nüfusunun çoğunluğu halen Müslümandır.

Acaristan’da ayrıca az sayıda Hıristiyan Gürcü, Ahıska Türkleri, Ermeni, Laz, Yunan, Azeri ve Rus da yaşamaktadır.


Tarih

Antik çağlarda Acaristan, Kolhis ve Kartl-i’nin bir parçasıydı. MÖ 5. yüzyılda Yunanlılar tarafından kolonileştirildi ve Batum (Batis) kenti de muhtemelen Yunanlı koloniciler tarafından kuruldu. Bölge MÖ 2. yüzyılda Romalılar ve daha sonra Bizanslıların eline geçti V. yüzyılda Bizans’ın çekilmesiyle bölgede Lazistan, Kılarçetya ve Meshetya adlarında üç devlet ortaya çıktı. Hazreti Osman zamanında (MS. VI. yüzyılın başlarında) İslâm ordusunun hâkimiyetine girdi. İlk defa bu devirde İslâmiyet yayıldı. Bölge, Araplardan sonra Selçuklu Türklerinin idaresine geçti. 1064 yılında Kars’ı zapt eden Selçuklu Türkleri, 1080 yılında, Batum ve Acaristan’ı da topraklarına kattılar. Kıpçakların, Kür ve Çoruh boylarına gelişlerine kadar (1124), buralar Selçukluların elinde kaldı. 13. yüzyılın ortalarından başlayarak Acaristan, Ortodoks Kıpçak Atabeklerine (Samtshe-Saatabego) bağlı bir beylik olarak yönetildi.

1508 yılında Kıpçak Atabeğinin kılavuzluğunda Kutayıs üzerine bir sefer yapan Osmanlılar, bölgeyi Osmanlı Devleti’ne tâbi kıldı; Batum’u da Trabzon Sancağına bağladı. Osmanlılar bölgede, Acara-yı Ulya (Yukarı Acaristan) ve Acara-yı Süfla (Aşağı Acaristan) sancaklarını kurdu. Bu sancaklar Çıldır Eyaleti’ne bağlıydı. Bu eyaletin merkezi de bazen Çıldır, bazen Ahıska (Ahaltsihe) idi.

1801 yılında, Tiflis ve Kutayıs arasından bulunan Gürcü Krallığının Ruslar tarafından ele geçirilmesi üzerine, defalarca Ahıska üzerinden Anadolu’ya doğru harekete geçen Ruslar, nihayet 1828 harekâtında Fırat nehrine kadar geldiler. Acaristan halkı, bu savaşlarda, Osmanlılarla birlikte bu güçlere karşı savaştılar. Hatta Rus istilâsına uğrayan Ahıska’nın kurtarılması için bütün güçleriyle Ahıska üzerine yürüyerek şehri kuşattılar.

Acaristan, 1878 yılına kadar kesintisiz olarak Osmanlı Devleti hâkimiyetinde yaşadı. Osmanlı-Rus Savaşı’nda (1877-78) (93 Harbi)Ruslara ve hakimiyetindeki kuvvetlere karşı kahramanca savaşan Acaristan, Berlin Antlaşması’yla savaş tazminatı yerine (Üç Sancak: Kars, Ardahan, Batum) Rusya’ya terk edildi. Bu dönemde Acaristan halkının büyük bir bölümü Anadolu’nun çeşitli şehirlerine göç etti. Rus Çarlık yönetimi tarafından burada Batum Okruğu kuruldu. 1883 yılında Batum Okruğu ve Artvin Okruğu birleştirilerek Batum yönetim bölgesi oluşturuldu. Bölge, 3 Mart 1918 tarihli Brest-Litovsk Antlaşması’yla Türkiye’ye iade edildi. Yapılan halk oylamasında halkın büyük çoğunluğu, Türkiye’ye katılma lehinde oy kullandı.

30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi’yle Türk ordusu Batum’u boşaltmaya başladı. Acarlar, Kars’ta kurulan Millî İslâm Şûrası’na katıldılar. Batum’da çıkan Sadayi Millet gazetesi, Kars Millî İslâm Şûrası’nın yayın organıydı.

Yeni oluşan Türkiye sınırlarının dışında kalan Acaristan halkı, 1919 Aralık ayında beş milletvekili seçerek, son Osmanlı Meclisine gönderdiler. İngilizler, 1920 Temmuzunda Batum’u Gürcülere teslim ederek çekildiler. 1918-1921 arasında bu topraklar bağımsız Gürcistan sınırları içinde kaldı. Atatürk, Misak-ı Millî sınırları içindeki Batum’un bu şekilde elden çıkmasını protesto etti. Gürcistan, 25 Şubat 1921 tarihinde Bolşevikler tarafından işgal edilerek Sovyetler Birliği’ne katıldı. Türk askeri, 11 Mart 1921’de Batum’a girdi. 16 Mart’ta imzalanan Moskova Antlaşması’yla ve nihayet 13 Ekim 1921 tarihli Kars Antlaşmasıyla Acaristan, özerk statüyle Sovyet Gürcistan’ına bırakıldı. TBMM’de bulunan Batum milletvekilleri, Moskova antlaşmasını “muzır ve âmâl-i milliyeye aykırı” bularak karşı çıktılar.

Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan arasında imzalanan Kars Antlaşmasının 6. maddesine göre, Türkiye, Batum ve çevresini (Acaristan’ı), buradaki halkın dini ve kültürel haklarını gözeten bir özerk yönetim sağlanmak ve burada halkın rızasına uygun bir arazi kullanımına imkan vermek, ayrıca Batum limanından serbestçe yararlanmak şartlarıyla Gürcistan’ın yönetimine devretmiştir. Bu şartlar nedeniyle Türkiye, Acaristan’ın özerkliğinin garantörü konumundadır.

Sovyetler Birliği’nin çözülmesinden sonra Acaristan, 1991’de bağımsızlığını ilan eden Gürcistan’ın içinde kaldı. Acaristan’nın bu tarihte başına geçerek otoriter bir yönetim kuran Aslan Abaşidze, bölgeyi Gürcistan’daki iç savaşın dışında tuttu. Ancak Abaşidze, kişisel servet edinmek, insan haklarının ihlali, suç örgütlerine göz yummak gibi konularda suçlandı. Eduard Şevardnadze’nin devlet başkanlığı boyunca Tiflis yönetiminin fiilen denetimi dışında kaldı. ABD ve Soros destekli [1][2][3][4] Karanfil veya Gül Devrimi olarak adlandırılan darbeyle 2004 yılında Şevarnadze’yi deviren Miheil Saakaşvili yönetimindeki muhalefet, Saakaşvili’nin devlet başkanı seçilmesinden sonra bu konuya da el attı. Bu çerçevede uzun süren ve savaş eşiğine kadar gelen kriz yaşandı. Rusya’yla yakın ilişkide olan Abaşidze, Kars Antlaşması’na atıfla garantör ülke olarak Türkiye’den de yardım istedi [5][6]. Türkiye sorunun barışçıl yollarla çözümünü desteklemekle birlikte, askeri müdahale durumunda Kars Antlaşmasına dayanabileceğini de belirtti [7]. Yapılan diplomatik görüşmeler sonucunda gerekli desteği bulamayan Abaşidze, Mayıs 2004’te ülkeyi terk edip Rusya’ya gitmek zorunda kaldı. Abaşidze’nin devrilmesinden sonra, merkezi yönetim bölgenin özerkliğine müdahale ederek, özerk yönetimin birtakım yetkilerini kıstı, yönetimin belirlenmesinde değişikliğe gidildi.


Yasama ve yönetim

Aslan Abaşidze’nin devrilmesinden sonra Acaristan Özerk Cumhuriyeti’nin statüsü Gürcistan anayasasında yapılan değişikliklerle kısıtlandı. Yeni statüye göre bölgesel yasama organı olan Yüksek Konsey (parlamento) 30 üyeden oluşur ve 5 yılda bir yenilenir. Acaristan Bakanlar Konseyi – bölgesel hükümet başkanının Gürcistan devlet başkanı tarafından belirleneceği öngörüldü. Devlet Başkanına bölgesel hükümeti ve parlamentoyu feshetme yetkisi de verilmiştir.


Yönetim bölgeleri

Acaristan, 6 yönetim bölgesine ayrılmıştır:

  1. Batum kenti
  2. Keda ilçesi
  3. Çürüksu (Kobulet) ilçesi
  4. Helvaçavur ilçesi
  5. Şuahev ilçesi
  6. Hulo ilçesi


Kaynakça

1. M. Fahrettin KIRZIOĞLU, Osmanlıların Kafkas – Elleri’ni Fethi (1451 – 1590), Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2. Baskı, Ankara 1998.

2. Yunus Zeyrek, Acaristan ve Acarlar, Ankara 2001.

3. Fahrettin Murtazaoğlu, “Acaralıların Siyasi Özerklik Hakkının Süjesi Haline Gelmeleri ve Türkiye’nin Bu Sürece Etkisi”, Bilig, 2004, s.41-82 [8]

4. Süleyman Erkan, Kırım ve Kafkasya Göçleri (1878-1908), KTÜ Kafkasya ve Orta Asya Ülkeleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Yayını, Trabzon 1996.

Başladığında kimse sonradan olacaklardan - Tekin Akmansoy

Posted on April 21st, 2008 in Uncategorized by admin

Tekin Akmansoy, (d. 1924, Sarayköy, Denizli). Tiyatro ve sinema sanatçısı.

Uzun yıllar çeşitli tiyatrolarda görev alan Tekin Akmansoy, meddah geleneğinin sürdürücülerinden biri olmuştur.

1974 yılında başlayan Kaynanalar dizisinde Kayserili uyanık işadamı Nuri Kantar tiplemesi ile ön plana çıkmaştır. Bu karakteri, yıllarca süren dizinin yanı sıra Kaynanalar ve Nöri Kantar Ailesi adlı sinema filmlerinde de canlandırmıştır.

1990′lı yıllarda kızı Arzu Akmansoy’un yönetmenliğini yaptığı Kaynanalar’ın yeni bölümlerinin yanı sıra Sonradan Görmeler gibi dizilerle uzun süre sonra televizyona geri döndü.

1998 yılında Devlet Sanatçısı unvanı aldı.


Filmleri

  • 1951 Mezarımı Taştan Oyun
  • 1951 Kanlı Feryat
  • 1953 Kaderin Mahkumları
  • 1967 501 Numaralı Hücre
  • 1974 Köyden İndim Şehire
  • 1974 Kanlı Deniz
  • 1975 Nöri Gantar Ailesi
  • 1975 Kaynanalar


TV Dizileri

  • Kaynanalar
  • Emret Muhtarım
  • Beybaba
  • Sonradan Görmeler
Next Page »