Sıkıştırılarak - Mermercilik sektöründe oluşan artıklar

Posted on January 31st, 2008 in Uncategorized by admin

Contents


Tanım

Mermerin ocaktan çıkarılması, ocaktan çıkarılan blok mermerin fabrikada işlenmesi esnasında ortaya çıkan ve mamül mermer üretiminden geriye kalan bütün mermer parça ve tozları, mermer artığı olarak kabul edilmektedir.

Bu artık parçaların şekil ve boyutları; ocaklarda kullanılan madencilik ekipmanlarına, fabrikalarda kesilebilecek blok mermerin büyüklüğüne, fabrikalarda kullanılan kesme makinalarının özelliklerine ve bunlarla birlikte mermerin yapısında bulunan arızalara bağlı olarak değişmektedir.

Mermer artıklarını oluşum yerlerine ve boyutlarına göre ayrı ayrı sınıflandırmak mümkündür.


Oluşum yerlerine göre mermer artıkları


Ocaklarda oluşan artıklar

Ocaklarda bulunan mermerler doğal bir kaya halindedirler. Ocak kazı ekipmanlarıyla blok mermer üretimi yapılırken kesme işlemi esnasında az miktarda mermer kırıntısı ve tozu oluşmaktadır. Bunların da ocak içerisinde dağılması ve kirlenmesi nedeniyle fazla bir önem taşımadığı tespit edilmiştir.

Ocakta ana kütleden koparılan ve çok iri boyutlarda olan blokların sayalanması (Belirli ebatlarda blok elde edilmesi için alt, üst ve yanlardan kesilmesi.) esnasında “Kapak” adı verilen parçalar ortaya çıkmaktadır.

Ayrıca, mermer ocağında bulunan arızalar, faylar ve benzeri nedenlerden dolayı, blok üretimi yapılırken ortaya çıkan ve blok elde edilemeyen iri boyuttaki molozlar açığa çıkmaktadır. Bunlara ocak pasası denilmektedir. Mermer ocaklarında oluşan bu atıklar ocakların kenarlarında biriktirilerek kendi haline terk edilmekte mozayik yapımında kullanılmak üzere kullanılma üzere, isteyen firmalara çok düşük fiyatlarla satılmaktadır.


Fabrikalarda oluşan artıklar

Fabrikalarda bloklardan belirli ebatlarda plakalar elde edilmektedir. Başlangıçta bu plakaların boyutları uygun ölçülerde olmadığından, ebatlandırma esnasında kenarlarından parçalar açığa çıkmaktadır. Bununla birlikte blok ve plakalarda bulunan çatlak veya kırıklardan dolayı plakalar kırılmakta ve böylece küçük boyutlarda parça plaka artıklar oluşmaktadır. Mermercilikte bunlara “Paledyen” adı verilmektedir.

Elmas soketli, dairesel testereli taş kesme makinalarında (S/T); bloklardan plaka elde edilmesi esnasında, blokların alt kısımlarından açığa çıkan ve plaka mermer elde edilmesi mümkün olmayan iri boyuttaki mermer artıkları oluşmaktadır. Bunlardan zaman zaman mutfak taşı evyesi elde edilmektedir.

Mermerciler için en önemli sorunlardan birisi; mermerin kesilmesi esnasında makinaların kesme işlemini yapan testerelerin ağzından çıkan çok küçük boyuttaki mermer tozu artıkların oluşumudur.

Kesme işlemi sulu olarak yapıldığından, açığa çıkan tozlar su ile birlikte taşınmakta ve çökeltme havuzlarında toplanmakta ya da yeni yöntem uygulanan çökeltme tanklarında susuzlaştırılıp presleme makinalarında sıkıştırılarak kek haline getirilmektedir. Her iki halde de açığa çıkan artıklar
presleme makinalarında sıkıştırılarak kek haline getirilmektedir. Her iki halde de açığa çıkan artıklar doğaya atılmaktadır.


Artıkların boyutlarına göre sınıflandırılması


Kapaklar

Kapaklar; ocaklarda büyük boyutlardaki blokların sayalanması esnasında alt, üst ve yan yüzeylerden açığa çıkan, fabrikalarda bloktan plaka mermer elde edilmesi esnasında bloğun alt kısmından açığa çıkan ve çoğu zaman bir tek düzgün yüzeye sahip olan iri boyuttaki mermer parçalarıdır.


Molozlar

Ocaklarda mermerin yapısından kaynaklanan arızalar (kırık, çatlak, fay vs.) nedeniyle blok üretimi esnasında ortaya çıkan şekilsiz ve iri boyuttaki mermer parçalarıdır.


Paledyenler

Plaka mermerden ebatlı mamül elde edilirken, plakaların kenarlarından kesilip atılan ve başka ebatlı bir ürün elde edilemeyen plaka parçası mermerlerdir.


Tozlar

Fabrikada mermerin makinalarda kesilip işlenmesi esnasında açığa çıkan ve hemen hemen tamamı 1 mm’nin altında olup çoğunluğu 150µ’un altında boyuta sahip olan mermer tanecikleridir.


Atık Toz Oluşum Üniteleri

Sulu kesim yapılması nedeniyle şlam halinde oluşan mermer tozu artıklarının oluşum üniteleri aşağıdaki şekilde sıralanabilir:


a) Kumlu-Metal Granüllü Katraklar

Kesme işlemi; 1 mm veya daha küçük tanelere sahip zımpara tozları ya da 1-5 mm boyutlu metal granül parçacıkları tarafından gerçekleştirilmektedir. Kesmede esas; lamaların sinüsoidal gel-git hareketleri esnasında, aşındırıcı tanelerin mermer yüzeyine sürttürülerek aşınmanın yaptırılmasıdır. Bu esnada mermer yüzeyinden 0,3 mm ve daha küçük boyutlardaki mermer taneleri koparılarak su ile birlikte havuzlara taşınmaktadır.


b) Elmas Soketli Katraklar

Bu tip katraklarda kesme işlemi; çelik lamaların üzerine kaynak edilmiş elmas soketlerle gerçekleştirilmektedir. Lamaların sinüsoidal hareketleri sonucu mermer yüzeyine sürttürülen elmas soketler aşındırma ve koparma işlemi yapmaktadırlar. Kesme işlemi sonucu açığa çıkan mermer tozu tanecikleri genelde 0,1 mm ya da daha küçük boyutlara sahiptir.


c) Elmas Soketli Dairesel Testereler

Bunlar; S/T, başkesme, yankesme ve köprükesme denilen makinalardır. Çelik gövdeli dairesel diskin ucuna 2-3 aralıklarla kaynak yapılmış 2-4 cm büyüklükteki elmas soketlerin mermer yüzeyine sürttürülmesi sonucunda, mermer taneciklerinin kopartılmasıyla kesme işlemi gerçekleştirilmektedir. Kesme işlemi sonucu açığa çıkan mermer tanecikleri genellikle 0,15 mm ve daha küçük boyutlardadır. Soketlerin aşınması sonucu 0,1 mm veya daha küçük boyutlarda da olabilmektedir.


d) Cilalama Üniteleri

Cilalamada; değişik boyuttaki aşındırıcı tozların manyezit veya sentetik bağlayıcılarla bağlanılarak, belirli şekil ve boyutta imal edilen ve “Abrasiv” denilen aşındırıcı parçalar kullanılmaktadır.

Abrasivlerin yüksek hız ve basınçla plaka üzerinde dönmesiyle mermer yüzeyinden tanecikler koparılarak cilalama işlemi yapılmaktadır. Bu ünitelerde açığa çıkan mermer artıklarının tane boyutu 75µ veya daha küçüktür. Abrasivlerin aşınmasıyla artık içine karışan taneciklerin miktarı % olarak yok denebilecek kadar az ve boyutları 75µ’dan küçüktür.


Oluşan Toz Atık Miktarı

Yapılan araştırmalar sonucunda, Afyon’daki mermer fabrikalarında yılda yaklaşık olarak 80.000 m³ Afyon mermerinin işlendiği tespit edilmiştir.

Mermer işleme fabrikalarında kullanılan kesme makinalarının her bir bıçağı (disk veya kama) kesme işlemi esnasında bloğunda yaklaşık 7-8 mm kalınlığındaki mermer dilimini toz haline dönüştürmektedir. Bloğun 2 cm’lik ya da 3 cm’lik kesim durumuna göre %20-30 oranında toz oluşmaktadır. Plaka kalınlığı 1 cm olacak olursa; açığa çıkan toz miktarı oranı daha fazla olmaktadır. Genellikle 2-3 cm kalınlıkta plaka üretimi yapılmasıyla birlikte 1 cm’lik kesim ve diğer mermer işleme işlemleri de göz önüne alınarak oluşan toplam toz miktarı; toz oluşum oranı ortalama %30 alınarak hesaplanmıştır. Mermer ortalama yoğunluğu 2,7 ton/m³ dür.

Afyon mermerlerinden açığa çıkan toplam toz miktarı (m³ olarak):
80.000 m³ x 0,30 = 24.000 m³

Açığa çıkan toplam toz miktarı (ton olarak):
24.000 m³ x 2,7 ton/ m³ = 64.800 ton

Bir bıçağın toz haline dönüştürdüğü mermer diliminden yola çıkılarak toplam artık toz miktarı hesap edilecek olursa; diğer toplam ile hemen hemen aynı olduğu görülecektir. Hesaplamada 1 m³’lük bir blok esas alınmıştır (boyutları 1×1x1 m’dir).

Kesilen plakanın kalınlığı = 2 cm
Toz olan dilimin kalınlığı = 0,8 cm
Toplam kalınlık = 2,8 cm

Blokta toz haline dönüşen dilim sayısı : 100 cm / 2,8 cm = 36 adet

Kesilen dilimlerin toplam hacmi : 36 x 0,008 m x 1 m x 1 m = 0,288 m³

Bu durumda Afyon mermerlerinden açığa çıkan toplam toz miktarı

80.000 x 0.288 m³ = 23.040 m³ olmaktadır.
23.040 m³ x 2,7 ton /m³ = 62.208 ton olmaktadır.

Yer kaplar hale - Bir Yudum Sevgi (film)

Posted on January 31st, 2008 in Uncategorized by admin

Bir Yudum Sevgi yönetmenliğini Atıf Yılmaz’ın yaptığı 1984 yapımı Türk filmi.


Ödülleri

  • 21.Antalya Film Şenliği, 1984

    • En İyi Kadın Oyuncu Hale Soygazi
    • En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Macit Koper
    • En İyi Müzik Yalçın Tura
    • En İyi Film Atıf Yılmaz
    • En İyi Yönetmen Atıf Yılmaz
  • İstanbul Film Festivali, 1985
    • En İyi Türk Filmi Atıf Yılmaz


Filmin Konusu

Aygül, (Hale Soygazi) dört çocuğunu işsiz kocasının (Macit Koper) yardımını görmeden büyütmeye çalışan mutsuz bir kadındır. “İş başa düştü” diyerek bir fabrikada çalışmaya başlar ve bu onun bilinçlenme sürecinin ateşleyicisi olur. İşe yaramaz kocasını terk eder, çocuklarını alıp başka bir eve taşınır ve bu arada söylentilere aldırış etmeden fabrikadaki işi bulmasına aracı olan adamla (Kadir İnanır) yakınlaşmaktan kaçınmaz.

Değildi. Başlangıçta CD - Elma karalekesi hastalığı

Posted on January 31st, 2008 in Uncategorized by admin

Venturia inaequalis adlı mantarın neden olduğu bitki hastalığı.

Hastalığın belirtileri ağacın yaprak, meyve ve sürgünlerinde görülür. Yaprağın üst ve alt yüzeyinde oluşan lekeler başlangıçta yağlımsı görünümdedir, giderek zeytin rengini alır ve daha sonra kahverengileşir. Lekeler kadifemsi yapıdadır ve bu kısımdaki dokular zamanla ölür, üzerinde çatlaklar ve delikler oluşur. Ağır hastalıklı yapraklar erkenden sarararak dökülürler.
Meyvelerdeki lekeler yeşilimtırak olup zamanla kahverengine dönüşür. Küçük lekeler zamanla birleşirler ve bu kısımlarda meyvenin gelişmesi durduğu için şekilsiz meyveler oluşur.

1 oranında sıkıştırılarak - Bütirik asit

Posted on January 31st, 2008 in Uncategorized by admin
Bütirik asit
200px|Bütirik asit
Kimyasal Adı Bütanoik asit
Diğer adları bütirik asit

n-bütirik asit
etilasetik asit
propan-1-karboksilik asit

Kimyasal formül C4H8O2
Molekül ağırlığı 88.10g/mol
CAS numarası [107-92-6]
Yoğunluk 0.959 g/cm3, sıvı
Ergime noktası 163.5 °C (436.5 K)
Kaynama noktası -7.9 °C (265.1 K)
SMILES CCCC(O)=O
Kaynakça ve sorumluluk reddi

Bütirik asit (Yunanca βουτυρος=bouturos, tereyağ),
hayvansal ve bitkisel yağlarda bulunan bir yağ asididir. Bütirik asitin düşük molekül ağırlıklı esterlerinin hoş kokuları vardır, bu yüzden gıda ve parfüm katkısı olarak kullanılır.

Butirik asidin gliserit hali tereyağında %3 - 4 oranında bulunur.

CD kalitesinde müzik - Acemaşiran

Posted on January 31st, 2008 in Uncategorized by admin

Acemaşiran (Acem Aşîrân), Klasik Türk müziğinde kullanılan şet makamlarından biri.
Ayrıca neyde, alttan 13. birimde, arkada bulunan deliğe verilen isim.

Bakınız: Acem


Dış Bağlantılar

  • Acem Aşîrân (notalar)

MPEG - HD DVD

Posted on January 31st, 2008 in Uncategorized by admin

HD DVD, ya da High-Definition DVD yüksek tanımlamalı videolar veya veri taşınması için geliştirilen optik depolama cihazıdır.

Contents


Tarihi

HD DVD ler standart DVD lerin geleceği olarak geliştirilmişlerdir. Standart DVD lerin üç katına kadar veri depolayabilirler. Bluray formatlıyla rekabetiyle bilinen HD DVD ler Sony’e karşılık Nec ve Toshiba ca desteklenmiştir. DVD Forum tarafından 19 Kasım 2003 te yapılan oylamada standart DVD lerin halefi olarark seçilmiştir. Yaygınlaşması için büyük destek olarak 2006 daki CES da Microsoft 2006 Kasım ında piyasaya sürülen olan oyun konsolu Xbox 360 ın HD DVD sürücüsünü destekleyebileceğini duyurdu.

31 Mart 2006 da Toshiba Japonya da ¥110,000($934) lık fiyatla ilk HD DVD oynatıcısı piyasaya çıktı. 18 Nisan 2006 da da Amerika Birleşik Devletlerinde piyasaya sürülüen HD DVD bu kez $499 ve $799 gibi daha uygun fiyatlar taşıyordu.


Mimarisi

HD DVD tek katmanda 15 GB ,çift katman söz konusu olduğunda ise 30 GB veri saklayabilir. HD DVD-RAM ise tek katmanda 20 GB ,çift katmanda 40 GB veri saklayabilir. Standart DVD formatıdna olduğu gibi, HD DVD nin veri saklayan tabakası yüzeyden 0.6 mm aşağısındadır. HD DVD leri diğer eski formatları da DVD-CD okuyabilir.


Hibrit Formatlar

Hibrit denilen melez formatlar ise diğer optik depolama aygıtları ile daha fazla uyun için geliştirilmiştir. HD DVD ler için standart formatı da destekleyen ve HD DVD okuyucuları için high definition videolar içeren iki çeşiti mevcuttur. Combo disk bir yüzünde DVD ve diğerinde HD DVD yüzeyi içeren ve herbiri iki katman olan disktir. İkiz diskler iki yüzü de üç tabakaya kadar veri tabakası içerebilen HD veya standart özellikteki DVD lerdir. Bu yeni teknoloji tek birimle yüksek oranda veri içerebiliyor ve standartları ortak büneyede toplamasından dolayı iki okuyucu yerine tek okuyucuya gerek duyduğundan son kullanıcılar için toplam masrafı azaltıyor.


3x DVD

Bu HD DVD formatında standart dvd ler üç katına kadar veri taşıyabiliyor. Ucuz maliyet arayan çoklu dvd dağıtıcıları için kullanışlı bir formattır. Fiziksel olarak eski DVD lerin türevi olması neden ucuz olduğunu açıklasa da yeni teknolojileri kullanan HD film dağıtıcıları için yeterince veri alanı ve kalite sağlayamaz.


Dosya Sistemi

Önceki formatlardaki gibi HD DVD de ISO 9669 veya UDF dosya sistemlerinin desteklemektedir.Şu an tüm HD DVD ler UDF 2.5 versiyonunu kullanmaktadırlar.


Ses

HD DVD optik taşıyıcılar 24-bit/192 kHz kodlamada a kadar iki kanallı , 24-bit/96 kHz kodlamada ise sekiz kanallı ses iletebilir.

Tüm HD DVD oynatıcılar sıkıştırılmamış PCM, Dolby Digital AC3, Dolby Digital EX, DTS ve Dolby TrueHD ses kodlamasını çözebilirler. Eğer varsa ikinci ses dosyası da benzer formatlarda veya codec eklentisiyle saklanabilir.

En yüksek ses kalitesi için HD DVD içerik sağlayıcıları PCM, Dolby TrueHD veya DTS-HD Master Audio dan birini tavsiye ederler.


Görüntü

HD DVD birçok farklı formatta görüntü taşınmasını destekler, düşük çözünürlükler için CIF ve SDTV, standart DVD lerce desteklenen formatlar ve 720p-1080i-1080p gibi HDTV formatlarını destekler.HD DVD MPEG2 ile kodlanan görüntüleri, VC-1 gibi yenilerini ve çokça kullanılan H.264/MPEG-4 kodlamalarını destekler.


Dijital Yayın Hakları

Ticari açıdan kullanılan HD DVD ler entegre edilmiş AACS LA lisans koruma teknolojisiyle dağıtılırlar. “Audio Watermark Protection” adlı HD DVD lisans koruma teknolojisinde ise HD DVD lerin içerdiği bir alıcı sayesinde duyulamayan ses ile kodlanan ve kopyalama veya açıktan kayıt ile elde edilemeyen veriler algılanır ve eğer yoklarsa/zarar görmüşlerse aygıtı okumaz.

Diğer bir uygulamada HDCP, donanımın tümümün ona uygun olmasını gerektirir ve kopyalamaya karşı önlem almayı hedefler, uyumlu okuyucu , monitör vs. gerektirir.


İnteraktif İçerik

İnteraktif içeriğe izin veren HDi sistemi kullanırlar. HDi: HTML, XML, CSS, SMIL, ECMAScript ve JavaScript gibi web tabanlı teknolojilerin kullanılmasına izin verir.


Donanım


Uyumluluk

Geriye uyumluluk tüm HD DVD sürücülerince desteklenecektir, kullanıcılar tek oynatıcıyla CD, DVD ve HD DVD oynatabilecek. Ayrıca zaten DVD ve HD DVD versiyonlarını tek birimde toplayan optik taşıyıcılar bulunmaktadır.


HD DVD oynatıcılar

18 Nisan 2006 da , Toshiba firması HD-A1 ve HD-XA1 adlı ilk HD DVD oynatıcıları piyasaya sürdü. 2003 te Japonya da piyasaya sürülmüş ancak bu denli yaygınlaşmamış ve kullanım alanı bulamamıştı.
İkinci nesil okuyucularında çıkması fazla uzun sürmedi ve 2006 yılının son çeyreğinde onlar da piyasadaki yerini aldı.


Universal oynatıcılar (HD DVD + Blu-ray)

18 Ekim 2006 da Vidabox ilk iki HD formatını da destekleyen okuyucuyu duyurdu. VidaBox ve VidaMax adlı ürünler 24-bit renkte, 1080p çözünürlüğe kadar görüntüyü iki optik taşıyıcıdan da okuyabiliyorlardı.

13 Nisn 2007 de Samsung Duo HD player adındaki hibrit okuyucuyu duyurdu ve bu ortak okuyucular adına olumlu bir adım olarak tüketiciye yansımıştır.


Bilgisayar Sürücüleri

16 Mayıs 2006 da Toshiba ilk HD DVD-ROM sürücüsünü piyasaya sürdü. HP, Acer, Samsung, LG ,Fujitsu diğer HD DVD sürücüsü üreticileri olmakta gecikmediler yalnız ülkemizde zaten pahalı olmaları, üstüne de binen yüksek vergiler sebebiyle, ekonomik şartlar da göz önünde bulundururarak yaygınlaşması ilk aşamada mümkün olmamış, üretim maliyetleri ve rekabetle birlikte artması beklenmektedir.

Microsoft’un 29 Ocak 2007 de piyasaya sürdüğü işletim sistemi Vista’da dahili ve oyun konsolu Xbox 360 da harici sürücü desteği verilmesiyle bilgisayar kullanıcıları açısından daha erişilir olmuştur.

Yöntemine dayanır. - Diyalektik mantık

Posted on January 31st, 2008 in Uncategorized by admin

Diyalektik mantık, kavramlsal ve mantıksal yöntem. Bir çok farklı anlamlarda değerlendirilen diyalektik kavramında türetilen mantık biçimi. Buna göre ilk olarak, bir kavramdan diğerine aradaki çelişkileri yok ederek ilerleme yöntemine verilen isim. karşıtlıklar içinde ilerleyerek ve bu karşıtlıkları geçersizleştirerek sonuca varmaya çalışan mantıksal düşünme yolu. İlk olarak Sokrates Platon ve Aristotales diyalektik mantığı kullanmışlardır. Daha sonra özellikle Hegel’de doruğuna ulaşacaktır bu diyalektik mantık. Ardından da Marks’ın elinde materyalist bir içeriğe sahip kılınacaktır. Bütün bu öğretilerde diyalektik mantık genel anlamda çelişki ve bağıntılılık kavramlarıyla işleyen bir mantık biçimi olarak meydana gelir. Formel mantığın temel kavram ve kategorileri bir tarafa atılmaz, aksine aynı kavram ve kategoriler çelişki ve bağıntılılık ilkeleri açısından yeniden mantıksal olarak içeriklendirilirler.


Kaynak

  • Felsefe Terimleri Sözlüğü, Bedia Akarsu, İnkilap Yayınevi.
  • Felsefe Sözlüğü, Ahmet Cevizci, Paradigma Yayınları.

Formatlar sesi depolarken - Nokia 1101

Posted on January 31st, 2008 in Uncategorized by admin

Nokia 1101, Nokia firması tarafından üretilmiş cep telefonu.

Contents


Özellikleri

  • WAP
  • Küçük ve hafif
  • Kaymayı önleyici yan tırnaklar
  • Hızlı arama ve dağıtım listesi ile yazılı mesajlaşma
  • Çalar saat, kronometre, geri sayım sayacı, entegre titreşimli uyarı, el feneri
  • Uzun giden pil


Ebat

  • Ağırlık: 86 gr
  • Boyutlar: 106 x 46 x 20 mm, 72 cc


Dual-band İşletim

  • EGSM 900/GSM 1800 şebeke kapsaması


Ekran ve Kullanıcı Arabirimi

  • Geniş aydınlatmalı yüksek çözünürlüklü siyah beyaz ekran (96×65 piksel)
  • 4 satıra kadar Latince metin
  • Kullanımı kolay arabirim


Hafıza

  • Telefon rehberi: 50 isme ve numaraya kadar
  • SMS: 50 mesaja kadar
  • Son aranan numaralar: 20 isme kadar
  • Bu telefon dinamik hafızaya sahiptir. Telefonunuzda aşağıda sıralanan özellikler paylaşımlı hafızayı kullanırlar: Telefon rehberi, metin mesajları, resim ve zil sesi galerisi, takvim ve yapılacaklar listesi, oyunlar ve uygulamalar. Bu özelliklerin herhangi birinin kullanımı, hafızayı paylaşan özellikler için ayrılan mevcut hafızayı azaltabilir.


Mesajlaşma

  • Resimli Mesajlaşma
  • Diğer uyumlu telefonlara resim gönderme
  • Yazılı Mesajlaşma (SMS)
  • Yerel giriş yöntemiyle kolay SMS
  • SMS dağıtım listesi
  • Uzun metin mesajları için zincirleme SMS
  • Birçok Avrupa dilinde, Arapça ve İbranice’de tahminli metin girişi. Diller ülkeden ülkeye değişebilir. Dil seçeneklerinin neler olduğunu yetkili Nokia bayinizden öğrenebilirsiniz.
  • SMS göndermek için hızlı tuşlama
  • SMS sohbet


Tarama

  • WAP 1.1
  • WAP push
  • SMS üzerinden URL - gelen SMS mesajından WAP adresine erişim


Oyunlar

  • Snake II ve Space Impact+


Zil Sesleri

  • Sabit zil sesleri (Nokia melodisi ve 35 teksesli zil)
  • Zil sesi bestecisi


Çağrı Yönetimi

  • 9 isme kadar hızlı arama
  • Aranan numaralar listesinden son numarayı tekrar arama (yukarı yön tuşu, aranan numaralar listesini getirir)
  • Otomatik yeniden arama (maks. 10 deneme)
  • Çağrı bekletme, çağrı tutma, çağrı yönlendirme ve çağrı zamanlayıcısı
  • Otomatik ve manuel şebeke seçimi


Güç Yönetimi

  • Pil: BL-5C
  • Kapasite : 850 mAh
  • Konuşma süresi : 3 saate kadar
  • Bekleme süresi : 300 saate kadar


Kaynak

  • nokia.com.tr

Kendi evlerinde - Multi-RSS reader

Posted on January 31st, 2008 in Uncategorized by admin

Multi-RSS reader, İnternet haber portalcığının neredeyse son noktasıdır. Birçok alt site, haber kaynağı olarak kullandığı siteleri kaynakça olarak göstermektedir. Ayrıca aldığı haberleri Copy & Paste yöntemi ile kendi sitesini haber yapar.

“Multi-RSS reader” ile ise bu işlem otomatik bir şekilde PHP veya ASP desteği olan her site sahibi yapabilir örnek vermek gerekirse konusunda uzman 10 sitenin RSS başlığını güncellik sırasına göre kendi sitenizde görebilir ve sitenizden yararlanan kullanıcılara sunabilirsiniz şu an PHP modulu hala daha beta aşamasında olduğu için stabil bir kullanımı mevcut olmasada ileride hazır modullü sitelerin vazgeçilmezlerinden biri halini alacağı kesin gözü ile bakılmaktadır.

Için 50 ila - Lünersee

Posted on January 31st, 2008 in Uncategorized by admin

lünersee

avusturyanın vorarlberg eyaletinde 1970 metre rakımlı göldür. Bludenz şehrinden Brand köyünden ilerlenerek teleferik veya trekkingle ulaşılabilir. Göl suyunun rengi ve güneşin yansımalarını görmek için her yaz binlerce turist ziyaret eder. Dağda kalmak için kulübeler mevcuttur. Ayrıca Gölden balık da tutulabilir.

Alanı - Reis

Posted on January 31st, 2008 in Uncategorized by admin

Reis sözcüğü baş anlamı taşımaktadır ve re’s kökünden gelir.
Özellikle denizciler arasında küçük tekne kaptanları için kullanılır.

Daha çok başkan manasında kullanılır.

Sözcüğün üçüncü kullanım alanı milliyetçi gruplar içinde, liderlik vasfı taşıyan kişilere verilen unvandır.

Ile karıştırılmamalıdır. MPEG-x - Τ

Posted on January 30th, 2008 in Uncategorized by admin

Ττ Yunan alfabesinin ondokuzuncu harfidir. Dildeki ismi taftır. Türkçe’deki T harfine denk gelir. Türkçe transkripsiyonlarda aynı yazılması olasılığna karşın Θθ harfi ile karıştırılmamalıdır.

τεμπέλης (tembelis) = Tembel

τουφέκι (tufeki) = Tüfek

ταψί (tapsi) = Tepsi

τενεκές (tenekes) = Teneke

τουρλού (turlu) = Türlü

τόπι (topi) = Top

τουρσί (tursi) = Turşu

MPEG grubu - Puli

Posted on January 30th, 2008 in Uncategorized by admin

Puli, Macar çoban köpeği ırkı.

Yere kadar uzanan, yumuşak, bol kıllı postuyla nitelenen Puli, orta boylu bir çoban köpeği ırkıdır. Erkeğinin omuzdan yere yüksekliği 43 - 48 cm, ağırlığı 16 kg, dişisi biraz daha küçüktür.

200px|thumb|left|Siyah Puli

Müzik dosyalarının - Laiko

Posted on January 30th, 2008 in Uncategorized by admin

Laiko(Yunanca: λαϊκά)Yunan fantezi müziğidir.


Ayrıca bakınız

Fantezi müzik

Müzik - Sertab Gibi (albüm)

Posted on January 30th, 2008 in Uncategorized by admin


Şarkı Listesi

1- Uzaklara

Beste: Fahir Atakoğlu

2- Aslolan Aşktır

Söz: Sezen Aksu
Müzik: Demir Demirkan , Sertab Erener

3- İncelikler Yüzünden

Söz: Sezen Aksu , Pakize Barışta
Müzik: Demir Demirkan , Sertab Erener

4- Seyrüsefer

Söz - Müzik: Sezen Aksu

5- Dağ Gibiyim

Söz: Turgut Berkes
Müzik: Demir Demirkan

6- Yara

Söz: Küçük İskender
Müzik: Atilla Özdemiroğlu

7- Aaa

Söz: Demir Demirkan , Sertab Erener , Şebnem Ferah
Müzik: Demir Demirkan , Sertab Erener

8- Bozlak

Söz: Yunus Emre
Müzik: Atilla Özdemiroğlu

9- İyi Ki Doğdun

Söz: Demir Demirkan , Sertab Erener
Müzik: Demir Demirkan , Sertab Erener

10- Yüz Yüzeyim

Söz: Sezen Aksu
Müzik: Sertab Erener

11- Yağmur Gülleri

Söz: Turgut Berkes
Müzik: Fahir Atakoğlu

12- Kera

Söz: Özkan Uğur
Müzik: Atilla Özdemiroğlu , Demir Demirkan

Sabit - İzotermal

Posted on January 30th, 2008 in Uncategorized by admin

İzotermal proses, sıcaklık değişiminin sıfır olduğu yani sıcaklığın sabit kaldığı sistemlerdeki termodinamik prosestir.
Örneğin; izotermal bir sıkıştırma prosesinde akışkanın sıcaklığı sabit tutularak sıkıştırma işlemi gerçekleştirilir.

Sıkıştırılarak daha az - Az pozlandırma

Posted on January 30th, 2008 in Uncategorized by admin

Az pozlandırma, fotoğrafçılıkta, fotoğrafın daha açık (aydınlık) çıkması, yani film üzerine yeterli miktarda ışık gelmesi için uygulanan bir yöntemdir. Kullanılması gereken enstantane ve/veya diyafram değerlerinin daha kısık değerlerde kullanılması sayesinde oluşur.

CD kalitesinde müzik - Flomount

Posted on January 30th, 2008 in Uncategorized by admin

Flomount bir Türk elektronik müzik grubu. 1998 yılında çıkardığı Lombus Döngüsü albümünde etnik müzikle Drum&Bass, elektro-tekno, endüstriyel müzik alt yapılarını birleştirme denemeleri yapmıştır.

Formatlarda CD - MP3

Posted on January 30th, 2008 in Uncategorized by admin

MP3 (okunuşu me-pe-üç), açılımı MPEG-1 Audio Layer III (Film Uzmanlar Grubu Ses Katmanı 3) olan sıkıştırılmış ses biçimi ve bu biçimde kaydedilen seslere verilen ad. Fraunhofer-Institute tarafından geliştirilmiştir. Sayısal hale getirilmiş sesler üzerinden insan kulağının duyamayacağı frekansların silinmesi yöntemine dayanır. Ses kalitesinde kayıp olmadan 1:12 oranına kadar sıkıştırmaya imkân tanır.

MP3, MPEG-3 ile karıştırılmamalıdır. MPEG-x standartları MPEG grubu tarafından belirlenen, hem ses, hem de görüntüyle ilgili standartlardır. + MP3, MPEG-3

MP3 kelimesi, MPEG Layer 3′ün kısaltmasından oluşmuştur. (MPEG=Motion Pictures Experts Group). Yepyeni bir müzik formatıdır. Sıkıştırma algoritmaları geliştirilmeden önce bilgisayarlarda ses örnekleri wav, pcm, voc, au, snd gibi formatlarda saklanırdı. Bu formatlar sesi depolarken insan kulağının duyamayacağı ses frekanslarını da depolayarak dosyanın şişmesine yol açarlar. Bu formatlarda CD kalitesinde 3-5 dakikalık bir ses kaydının saklanabilmesi için 50 ila 70 megabayt arasında bir sabit disk alanı gerekmektedir.
MP3 sıkıştırma formatı tüm basitliğiyle internette yaygınlaşmaya başladığında kimse sonradan olacaklardan haberdar değildi. Başlangıçta CD kalitesinde müzik dosyalarının sabit disklerde eskiye nazaran 16′da 1 oranında sıkıştırılarak daha az yer kaplar hale getirmesiyle yaygınlaştı. Tüm internet kullanıcıları kendi evlerinde ve ofislerinde bu sıkıştırma algoritmasını kullanan sıkıştırıcı yazılımlar kullanarak CD’lerini, kasetlerini MP3 formatına dönüştürdü.


Ayrıca Bakınız

  • DivX
  • Winamp
  • Ogg Vorbis

Bu sıkıştırma - Suzuki Grand Vitara

Posted on January 30th, 2008 in Uncategorized by admin

Suzuki Vitara’nin 5 kapılı modellerine verilen isim.

Bu biçimde kaydedilen - Kallus kültürü

Posted on January 30th, 2008 in Uncategorized by admin

Kallus kültürü, bitkiden alınacak bir parçadan uygun bir gıda ortamında steril şartlarda kallus dokusunun oluşturulmasıdır. Bazı dokuları kültüre almak güç olmasına rağmen kök ve gövde iletim dokularının yakınındaki dokular kallus kültür tekniğine iyi sonuçlar vermektedir. Kallus kültürünün uzun süre devam ettirilmesi sonucunda kromozon sayısında azalma ya da artmalar meydana gelmektedir. Kallus kültürüne bitkilerin bölünebilme özelliğini taşıyan hücrelerden başlanabilir.


Kullanım nedenleri

Kallus kültürü bitkilerin sürekli bir biçimde çoğatılması amacıyla kullanılır.

Kulağının duyamayacağı ses - Nikolay Rimsky-Korsakov

Posted on January 29th, 2008 in Uncategorized by admin

right|thumb| Rimsky Korsakov

Nikolay Rimsky-Korsakov, Rusça: Николай Андреевич Римский-Корсаков (Nikolay Andreyeviç Rimskiy-Korsakov) (1844-1908) Rus besteci

St. Petersburg’un 200 kilometre uzağındaki küçük Tikhvin kasabasında dünyaya geldi. Doğduğunda babası 60, annesi 42, erkek kardeşi ise 22 yaşındaydı.

Küçük Nikolay, piyano çalmayı Tikhvin’de öğrendi. Yeteneğini ve kulağının iyi olduğunu farkeden ailesi, bunun pek üzerinde durmadı. Çünkü Nikolay’ı, ağabeyi gibi ülke donanmasının başarılı bir denizcisi olarak görmek istiyorlardı. Ve genç adam, 12 yaşında St. Petersburg’daki donanma okuluna girdi.

Contents


Balakirev’le Tanışma ve Hayaller…

O dönemden itibaren Nikolay, operaları ve senfoni orkestralarını izlemeye başladı. Müzik tutkusu, onu her geçen gün daha derinden etkiliyor, adeta iliklerine işliyordu. Yeteneğini ailesinden sonra ilk hisseden kişi, müzik öğretmeni Canille oldu. Canille, genç Nikolay’a kendi müziğini yapmaya çalışmasını önerdi, verdiği önemli bilgiler ve ödevlerle yeteneğini geliştirmesine yardımcı oldu. Kısa süre sonra bu yetenekli küçük adamı, St. Petersburg müzik camiasının başındaki ünlü besteci Mily Balakirev ile tanıştırdı. Nikolay, donanma okulundaki son iki senesi olan 1861-62 döneminde bir senfoni yazmaya başladı. Besteci olmanın hayallerini kuruyor, büyük bir mutluluk yaşıyordu.

Ancak annesi ve erkek kardeşi (babası 1862 Mart’ında yaşamını yitirmişti) onu, müzikal kariyerin yeterli gelir getirmeyeceğine, dolayısıyla donanmada memur olarak çalışmasının daha doğru olacağına ikna ettiler. Bunu gerçekleştirmek için bir gemi yolculuğu yapması gerekiyordu. 1862 Ekim’inde Nikolay Rimsky-Korsakov, ‘Almaz’ isimli gemiyle yola çıktı.


Gemide Müzik Yapmak…

Genç besteci, ailesinin istediğini yapmayı kabul ederken gemide beste yapabileceğini düşünüyordu. Ancak atmosfer buna hiç de uygun değildi. Resmi görevler, müziğe boş zaman ayırmayı mümkün kılmıyordu. Gemide piyano veya herhangi bir enstrüman yoktu. Hatta tayfadan müzikle ilgilenen kimse bile yoktu… Yine de yolculuğun ilk aylarında senfonisi için Andante’yi besteledi. Fakat sonrasında müzik tutkusu yavaş yavaş ölmeye başladı… Artık müziğin hayatında yeri olmayacağını düşünmeye başlamıştı. Yolculuk tam 2 yıl 8 ay sürdü. Bu dönemde Rimsky-Korsakov, Almanya, İngiltere, Amerika, Brezilya, Fransa ve İspanya’da bulundu, çok çeşitli doğa manzaralarını, kuzeyin, güneyin ve ekvatorun denizini, dalgalı ve sakin okyanusu ve güney yarımkürenin yıldızlı gökyüzünü gördü…


Yaşama Döndüren İlham Kaynağı: Doğa!

Korsakov, tüm bu doğal resimlerin yarattığı güçlü etkilenimleri hafızasına kazıdı ve muhteşem yeteneğiyle birleştirerek müziğe yansıtmayı başardı. “Sadko”, “The Tale of The Tsar Saltan” ve “Sheherazade”da denizin eşsiz güzellikteki müzikal resimlerini yaptı, “The Snowmaiden” ve “The Legend of The Invisible Town Kitez”de yemyeşil ormanların duru seslerini sergiledi, “The Christmas Night” ve “Kashtshey Immortal”da ise gökyüzünün ve havanın özgürlüğünü hissettirdi ustalıkla…


Rusya’ya Dönüş ve Büyülü Konser…

1865 Mayıs’ında Rusya’ya geri döndü ve St. Petersburg’da Sahil Hizmet’te çalışmaya başladı. Donanma Akademisi’ne girmeyi düşünüyordu. Ancak burada karşılaştığı, geçmişte müziği paylaştığı eski dostları, Korsakov’u, müziğe geri dönmesi ve senfonisini tamamlaması konusunda zorladılar. Ona can veren bu önemli yönlendirme sonucunda aynı yılın 19 Aralık gününde bitirdiği ilk senfonisini, Mily Balakirev’in yönetimindeki bir konserde sergileme şansı buldu. İnanılmaz bir başarı yakalamıştı. İzleyenler şaşkınlığa uğramış, bestecinin gencecik bir donanma memuru olduğunu görünce gözlerine inanamamışlardı. İşte Korsakov’un müzikal kariyeri, o büyülü konserdeki alkışlarla başlamıştır…


64 Yaşında Veda…

Korsakov, o günden sonra müzikal çalışmalarına hız verse de geçinebilmek için donanmadaki işini de sürdürmüş ve ancak 8 yıl sonra aktif işinden ayrılabilmiştir. Bestecinin müzikal alandaki çalışmaları, yalnız yaratıcı işleriyle sınırlı değildir. 1871′den yaşamının sonuna kadar St. Petersburg Konservatuarı’nda profesörlük yapmıştır. 27 yaşında bu onurlu mesleği icra etmeye başlayan Korsakov, donanmanın brass grubunda on yıl çalışmış, Müzik Okulu’nda yedi yıl müdürlük, Imperial Capella’da ise 10 yıl müdür yardımcılığı yapmıştır. 1874-1907 tarihleri arasında St. Petersburg, Moskova, Kiev, Brüksel ve Paris’te çok sayıda senfonik konser yöneten besteci, 64 yaşında Loubensk’te yaşamını yitirmiştir.

11 senfoni, 15 opera, 3 enstrümental ve orkestral çalışma, 79 romans eseri, 2 koleksiyon ve çok sayıda piyano çalışması üreten büyük besteci, “Armoni Üzerine Yazılar”, “Orkestrasyonun İlkeleri” ve “Müzikal Yaşamımın Efsanesi” adlı üç de kitap yazmıştır.

En çok bilinen eseri Binbir Gece Masalları’ndan esinlenilmiş olan Şehrazad’tır.


İlgili Maddeler

  • Tikhvin Mezarlığı (Korsakov’un da gömülü olduğu St. Petersburg ‘taki mezarlık.

Müzik dosyalarının - R’n'Besk

Posted on January 29th, 2008 in Uncategorized by admin

R’n'Besk, R&B müzik ile arabeskin karıştırılması sonucu oluşmuş müzik türüdür. En önemli temsilcisi Muhabbet’tir. Eylem bu tarzda besteler yapıp söylemektedir. Cankan Technobesk yanında R’n'Besk şarkılar da söylemektedir.


Ayrıca bakınız

  • R&B
  • Arabesk müziği

Disk alanı gerekmektedir. - DOS

Posted on January 29th, 2008 in Uncategorized by admin

300px|right|thumb|DOS işletim sisteminin bilgisayardaki ekran görüntüsü

Disk Operating System (kısaca DOS) bilgisayarlar için ufak ve basit bir işletim sistemi türü olup, ana görevi disket ve sabit disk gibi saklama ortamlarının yönetimidir.

Bilgisayarların diğer işlevleri; grafik, ses, yazdırma, ağda gezinme, bellek yönetimi, çoklu kullanıcı ve çoklu işlem özellikleri, DOS tarafından üstlenilebilir. Bu özellik ve görevler çeşitli kullanım yazılımlarının yardımı ile olur.

DOS sistemleri 90′lı yılların ortasına kadar hemen hemen her PC’de işletim sistemi olarak görev yapmışlardır. Bugün çoğu alanda yerini Windows almış ise de, DOS basit ve ufak oluşundan bir gömülü sistem olarak çeşitli kumanda ve denetleme sistemlerinde hayatını sürdürmektedir.

DOS’un tarihi, bilgisayarların (kişisel bilgisayarlar) tarihiyle başlar ve çoğunlukla da pek hayırla anılmaz. Çünkü DOS’ta grafiksel bir kullanıcı arabirimi (pencereler) yoktur, her şey komutlarla ve çok sayıda parametre ile yapılır. DOS, tüm x86 tabanlı bilgisayarlarda çalışır. Çok görevli bir işletim sistemi olmayan DOS, grafik kullanıcı arabirimini kullanmaz. Üstünde kolay yazılması, bellek ve sabit diskte az yer kaplaması, kolay ve çabuk öğrenilmesi, düşük konfigürasyonlu bilgisayarlarda çalışması gibi avantajları olmakla birlikte, etkin bir bellek yönetiminin olmaması, eski teknoloji kullanması ve grafik kullanıcı arabirimi olmaması önemli kısıtlamalarıdır.


DOS sürümleri

Bazı DOS türleri şunlardır; MS-DOS (Microsoft), IBM-DOS (IBM), FreeDOS (Bedava ve açık kaynaklı), DR-DOS; Novell DOS; OpenDOS (Digital Research), PTS-DOS (Rusya’dan bir OS).


MS-DOS

Eğer bilgisayar kullanmaya ilk defa Windows 95 veya 98 ile başladıysanız büyük bir ihtimalle DOS kelimesi yabancı gelebilir. Her bilgisayar kullanıcısının yakından tanıdığı bu işletim sistemi, dünyada en yaygın olarak kullanılan işletim sistemidir. 1980’lerin başında IBM’in ilk bilgisayarları üretmesi ve bu bilgisayarlarda kullanılacak yeni bir işletim sistemi arayışı ile ortaya çıkan DOS, günümüzde birçok PC kullanıcısı tarafından hala kullanılmaktadır.

MS-DOS, Microsoft Disk Operating System (Microsoft Disk İşletim Sistemi) kelimelerinin kısaltılmış halidir. MS-DOS bir disk işletim sistemi olarak bilinir, çünkü yaptığı işlerin büyük bölümü disk işlemleri, bellek işlemleri gibi programların çalışabilmesi için gerekli düzenlemeler olan bir işletim sistemidir. MS-DOS bir programdır, ama yalnızca bir program değildir. O olmadan diğer programların çalışma şansları yoktur. Çünkü bilgisayar sisteminin tüm parçalarını MS-DOS kontrol eder. MS-DOS yalnızca, diğer programların çalışmasına olanak vermekle kalmaz, aynı zamanda bilgisayarınızın neyi nasıl yaptığı üzerinde size tam denetim sağlar.

Bilgisayar kapalı iken MS-DOS diskte durur. Her ne kadar özel bir program da olsa, MS-DOS eninde sonunda bir programdır, yani o da bilgisayarların kullandığı diğer bilgi toplulukları gibi bir dizi dosya içinde yer alır.

Eğer bir sabit disk varsa, MS-DOS büyük olasılıkla onun içindedir (bilgisayar dağıtıcısı ya da sistemi kuran kimse tarafından yerleştirilmiş olabilir). Eğer bilgisayarda sabit disk (HDD) yoksa, MS-DOS’un disketlerden kullanılması gerekir.


MS-DOS’un Tarihçesi

MS-DOS, 1981’de piyasaya sürülüşünden beri birkaç kez değişikliğe uğramıştır. İlk sürümün numarası 1.00’dı. MS-DOS’ un zaman zaman değiştirilmesinin amacı, daha gelişmiş donanımlardan yararlanmak ve önceki hataları düzeltmektir. Sisteminizi başlattığınızda, MS-DOS, kullandığınız sürümün numarasını (versiyon) ekranda gösteriyor olabilir.

MS-DOS’ un yeni bir sürümü çıktığında, eğer numarasının ondalık noktasından sonra değişiklik varsa, (Örn. 6.0’dan 6.2’ye), bu küçük bir değişiklik gösterir.Bu durumda MS-DOS öz olarak önceki sürüme göre pek değişiklik içermez. Ondalık noktasının önündeki sayının değişmesi ise büyük bir değişiklik gösterir. Örneğin sürüm 6, sürüm 5’te olmayan birçok yeni özellik getirmiştir.

MS-DOS’ un yeni sürümleri eskilerine göre daha güçlü ve gelişmiş olsalar da öncekilerle uyumlu kalırlar. Bu yüzden, diyelim ki sürüm 2.1’i kullanıyorken başka bir sürümle çalışmaya başladığınızda, tüm bilgilerinizi, deneyiminizi, dosya ve disklerinizi eskisi gibi kullanabilirsiniz. Örneğin, MS-DOS 3.0’ da kullandığınız bir dosyayı 5.0 sürümünde kullanabilirsiniz ama 5.0’ da kullandığınız bir dosyayı 3.0’ da kullanamayabilirsiniz.

MS-DOS’ un 3.30’ dan sonraki sürümleri şöyledir;

  • MS-DOS 3.30
  • MS-DOS 4.01
  • MS-DOS 5.0
  • MS-DOS 6.0
  • MS-DOS 6.20
  • MS-DOS 6.22
  • MS-DOS 7.0
  • MS-DOS 8.0 …

Insan kulağının - İnsan hakları

Posted on January 29th, 2008 in Uncategorized by admin

İnsan hakları, ırk, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. Bu hakları kullanmakta herkes eşittir. Diğer yandan insan hakları terimi bir ideali içerir. Bu terimi kullananlar, bu alanda olanı değil, olması gerekeni dile getirirler. İnsan hakları terimini daha çok tabiî hukuk anlayışına mensup yazarlar kullanmaktadır.

İnsan hakları, tüm insanların hak ve saygınlık açısından eşit ve özgür olarak doğduğu anlayışına dayanır. İnsan hakları, her bir bireye bağımsız seçim yapma ve yeteneklerini geliştirme özgürlüğü sağlar. Bu özgürlükler başkalarının haklarına saygılı olmak ve bu hakları çiğnememe zorunluluğu ile dengelenmektedir. Bir başka deyişle, birçok hakkın yanında bir sorumlulukta bulunmaktadır.

Tüm erkek, kadın ve çocukların temel insan hak ve özgürlüklerinin belirlendiği İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (The Universal Declaration of Human Rights) 1948 yılında Birleşmiş Milletler tarafından benimsenmiştir. Bu bildirge birçok ulusal ve uluslararası yasanın temelini oluşturur.ibununla ilgili olarak insan hakları derneği vardır.İnsan hakları derneği bu konuyu geliştirmek ve halkın bir insan olarak hakkı olduğunu belirtmektedir


Dış Bağlantılar

  • Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi
  • Temel Hak ve Hürriyetler
  • İlk Adım - İnsan hakları eğitimine başlangıç için el kitabı (Uluslararası Af Örgütü)
  • Uluslararası Af Örgütü 2005 Yıllık Rapor - Önsöz
  • Uluslararası Af Örgütü 2005 Yıllık Rapor - Türkiye

*

Next Page »