Duyamayacağı ses - Hunmin Congım

Posted on September 30th, 2007 in Uncategorized by admin

200px|right

Hunmin Congım, Kore yazı sistemi “Hangıl”ın Coson Hanedanlığı zamanında Kral Secong tarafından halka tanıtılması için yazılan kitap. Anlamı ‘halka doğruları öğreten ses’tir. Kitap ay takviminin dokuzuncu ya da onuncu ayında 1444 yılında halka sunulmuştur.
Halen 9 Ekim Kore Cumhuriyetinde Hangıl Günü olarak kutlanmaktadır.

Duyamayacağı ses frekanslarını - Ses (fizik)

Posted on September 26th, 2007 in Uncategorized by admin

Ses atmosferde kulağımız tarafından algılanabilen periyodik basınç değişimleridir. Fiziksel boyutta ses, hava katı sıvı veya gaz ortamlarda oluşan basit bir mekanik düzensizliktir. Bir maddedeki moleküllerin titreşmesi sonucunda oluşur.

Ses veren her madde bir ses kaynağıdır. Ses kaynaktan aldığı enerjilerle titreşerek yayılırlar. Titreşen cisimler esnek olup sesi oluşturur. Esnek olan cisimler ses dalgaları meyda-na getirebilir ve ses dalgalarını iletebilir. Ses mekanik dalga olduğu için yayılması için bir ortama ihtiyaç duymaktadır. Ses dalgaları ortamlarda sıkışma ve genleşme şeklinde boyuna ilerleyen dalgalardır. Ses dalgalarının basıncı olup girişim sunucu vuru oluştururlar.

*

Verilen ad. Fraunhofer-Institute - MP3

Posted on September 23rd, 2007 in Uncategorized by admin

MP3 (okunuşu me-pe-üç), açılımı MPEG-1 Audio Layer III (Film Uzmanlar Grubu Ses Katmanı 3) olan sıkıştırılmış ses biçimi ve bu biçimde kaydedilen seslere verilen ad. Fraunhofer-Institute tarafından geliştirilmiştir. Sayısal hale getirilmiş sesler üzerinden insan kulağının duyamayacağı frekansların silinmesi yöntemine dayanır. Ses kalitesinde kayıp olmadan 1:12 oranına kadar sıkıştırmaya imkân tanır.

MP3, MPEG-3 ile karıştırılmamalıdır. MPEG-x standartları MPEG grubu tarafından belirlenen, hem ses, hem de görüntüyle ilgili standartlardır. + MP3, MPEG-3

MP3 kelimesi, MPEG Layer 3′ün kısaltmasından oluşmuştur. (MPEG=Motion Pictures Experts Group). Yepyeni bir müzik formatıdır. Sıkıştırma algoritmaları geliştirilmeden önce bilgisayarlarda ses örnekleri wav, pcm, voc, au, snd gibi formatlarda saklanırdı. Bu formatlar sesi depolarken insan kulağının duyamayacağı ses frekanslarını da depolayarak dosyanın şişmesine yol açarlar. Bu formatlarda CD kalitesinde 3-5 dakikalık bir ses kaydının saklanabilmesi için 50 ila 70 megabayt arasında bir sabit disk alanı gerekmektedir.
MP3 sıkıştırma formatı tüm basitliğiyle internette yaygınlaşmaya başladığında kimse sonradan olacaklardan haberdar değildi. Başlangıçta CD kalitesinde müzik dosyalarının sabit disklerde eskiye nazaran 16′da 1 oranında sıkıştırılarak daha az yer kaplar hale getirmesiyle yaygınlaştı. Tüm internet kullanıcıları kendi evlerinde ve ofislerinde bu sıkıştırma algoritmasını kullanan sıkıştırıcı yazılımlar kullanarak CD’lerini, kasetlerini MP3 formatına dönüştürdü.


Ayrıca Bakınız

  • DivX
  • Winamp
  • Ogg Vorbis

Sıkıştırma - Karma çevrimli motor

Posted on September 22nd, 2007 in Uncategorized by admin

Benzinli motorda (yani Otto çevriminde), yanma sabit hacimde gerçekleşir, dizel motorda (yani dizel çevriminde) ise yanma sabit basınçta gerçekleşir. Karma çevrimde ise günümüz modern dizel motorlarında olduğu gibi, yanmanın ilk aşaması sabit hacime yakın, son aşaması ise sabit basınca yakın gerçekleşmektedir. Bu yüzden ısının bir miktarının sabit hacimde, geri kalan kısmının da sabit basınçta sisteme verildiği bu çevrime karma çevrim denir.

Aşağıda gösterilen P-v diyagramında sözü edilen aşamalara gösterilmiştir.

Contents


Karma Çevrim Safhaları

thumb|300px|right|Karma çevrim endikatör çizimi


Sıkıştırma (1-2)

Bu safhada, piston alt ölü noktadan üst ölü noktaya doğru hareket eder. Bu sırada emme ve egzos valfleri kapalıdır, dolayısıyla içerdeki hava sıkışır ve basıncı grafikte görüldüğü gibi artar.


Sabit Hacimde Yanma (2-3)

Piston üst ölü noktaya ulaştığı sırada silindire enjektör tarafından yakıt püskürtülmeye başlar. Sıkışarak ısınmış havayla karşılaşan yakıt yanmaya başlar, bunun sonucunda basınç P2′den P3 değerine sıçrama yapar. Sisteme ısı girişinin olduğu ilk safha bu safhadır.


Sabit Basınçta Yanma (3-4)

Bu safhada piston aşağı doğru hareketine başlar fakat yanma devam ettiğinden basınç düşmez. Bu durum 4 nolu noktaya kadar böyle devam eder. Böylece bu safhada da sisteme ısı girişi devam etmiş olur.


Genleşme (4-5)

Artık silindire yakıt püskürtülmemektedir ve yanma durmuştur. Piston aşağı doğru hareketine devam ettiğinden silindirdeki basınç da düşmeye başlar.


Egzoz (5-6)

Sistem 5 nolu noktaya (AÖN) geldiğinde egzoz valfi açılır. Silindir egzoz sisitemi ile dışarıya açıldığından silindirdeki basınç atmosferik basınca düşer. Sistemden ısının atılması bu safhada gösterilmiştir. Gerçekte, dışarıya ısının atılması pistonun egzoz stroğunu yapmasıyla olur (grafikte yatay çizgiyle gösterilen strok), ancak ideal bir çevrimde egzoz stroğunda negatif veya pozitif bir iş yapılmadığından çevrimde incelenmez, ısının atılması da egzoz valfi açıldığında bir anda olmuş gibi gösterilir.


Sabit basınçta hacim artış oranı (φ)

<math>\varepsilon = \frac{v_1}{v_2}</math>
<math>\varphi = \frac{v_4}{v_3} = \frac{T_4}{T_3}</math>

  • <math>\varepsilon</math> : Sıkıştırma oranı
  • <math>v_1\,</math> : Kurs hacmi
  • <math>v_2\,</math> : Yanma odası hacmi
  • <math>v_3\,</math> : Maksimum basıncın olduğu hacim
  • <math>v_4\,</math> : Isı verilmeye devam edilen hacim
  • <math>T_3\,</math> : Maksimum basıncın oluştuğu noktadaki sıcaklık
  • <math>T_4\,</math> : Sabit basıncın sona erdiği noktadaki sıcaklık


Sabit hacimde basınç artış oranı ( λ )

<math>\lambda = \frac{P_3}{P_2} = \frac{T_3}{T_2}</math>

Çevrimin işi ( W [kJ] )

a. Sıkıştırma işi

<math>W_{1-2}=P_2 \cdot V_2 - \frac{P_1 \cdot V_1}{1-k}</math>

k : adyabatik üs ( ayrıntılı bilgi için bkn. özgül ısı )

b. Genleşme işi

<math>W_{3-5}=W_{3-4}+W_{4-5}\,</math>

<math>W_{2-3}=P_3(V_4-V_3)\,</math>

<math>W_{4-5}=P_4 \cdot V_4- \frac{P_5 \cdot V_5}{1-k}</math>

c. Net iş

<math>W_{net}=W_{3-5}-W_{1-2}\,</math>


Sisteme sürülen ısı ( QS )

<math>Q_S=Q_{2-3}+Q_{3-4}\,</math>

<math>Q_{2-3}=m \cdot c_v ( T_3 - T_2 )\,</math>

<math>q_{2-3} = c_v ( T_3 - T_2 )\,</math>

<math>Q_{3-4} = m \cdot c_p ( T_4 - T_3 )\,</math>

<math>q_{3-4} = c_p ( T_4 - T_3 )\,</math>

  • <math>c_v\,</math> : sabit hacimdeki özgül ısı
  • <math>c_p\,</math> : sabit basınçtaki özgül ısı
  • <math>q_S\,</math> : sisteme sürülen özgül ısı
  • <math>m\,</math> : kütle
  • <math>T\,</math> : sıcaklık


Sistemden atılan ısı ( QR )

<math>Q_R=Q_5-1=m \cdot c_v ( T_5 - T_1 )\,</math>

<math>q_R = c_v ( T_5 - T_1 )\,</math>


Net ısı ( Qnet )

<math>Q_{net} = Q_S - Q_R = ( Q_{2-3} + Q_{3-4} ) - (Q_5-1)\,</math>


Çevrimin verimi (η)

η = amacımız olan enerji / kullanılan enerji

<math>\eta = \frac{W_{net}}{Q_S} = \frac{Q_{net}}{Q_S} = \frac{Q_S-Q_R}{Q_S} = 1-\frac{Q_R}{Q_S}</math>

<math>k = \frac{c_p}{c_v}</math>

<math>\eta =1- \frac{T_5-T_1}{T_3-T_2+k(T_4-T_2)}</math>

<math>\eta =1- \frac{1}{(\varepsilon k-1) \cdot \lambda \cdot \varphi k}-\frac{1}{(\lambda-1)+k(\lambda-1)}</math>

Dayanır. Ses kalitesinde - Kablo TV

Posted on September 20th, 2007 in Uncategorized by admin

Kablo TV, dijital veya analog yayın yapan çok sayıda yerli ve yabancı televizyon ve radyo kanalını, fiberoptik ve koaksiyel kablo şebekeleri üzerinden yüksek görüntü ve ses kalitesinde çok kanallı bir TV sistemi.

Kablo tv şebekesi HFC şebekedir (Hybrid Fiber Coaxial).

Contents


Kablo TV nasıl çalışır?

İllerde kurulan Head-End merkezlerinden Uydulardan Receiver’lar sayesinde alınan sinyaller, belirli kanalın video işaretine dönüştürülür. Bu video sinyali tekrar modüle edilir. Modüle edilen Analog TV ve Radyo sinyalleri (Türkiye’de şu anda radyo yayını yoktur) FDMA yapısıyla birleştirilerek belirlenen Bantda fiber optik kablolar ile sahadaki fiber noktalara kadar götürülür. Burada fiberden koaksiyele geçiş yapar. Koaksiyel şebesi mesafeye göre yükselticiler ile yükseltilerek binalara kadar gelir bina girişlerinde tekrar yükseltilerek dairelere verilir.


Kablo TV sisteminde internet

Kablo TV şebekeleri, bant genişliği ve iki yönlü iletişimde teknik üstünlüğü ile kablo internet hizmetlerinde kullanılan önemli bir altyapıdır.


Kablo TV sistemi bulunan iller

  • Adana
  • Ankara
  • Antalya
  • Balıkesir
  • Bursa
  • Denizli
  • Edirne
  • Eskişehir
  • Erzurum
  • Gaziantep
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kayseri
  • Kocaeli
  • Konya
  • Manisa
  • Mersin
  • Samsun
  • Tekirdağ
  • Yalova
  • Zonguldak


Kaynaklar

  • www.turksat.com.tr

Için 50 ila - Etriye

Posted on September 19th, 2007 in Uncategorized by admin

Betonarme yapılarda kolon ve kirişlerde yatay donatı olarak kullanılan, elemanlara gelen kesme kuvvetlerine karşı dayanım sağlayan elemanlar. Bunun yanısıra, elemanların ve genel olarak yapının daha sünek davranması için sıklaştırma ve boyuna donatılarında burkulmasını engellemek için (sargılama) kullanılır. Deprem Yönetmeliğince iki ucu da 135 derece kıvrılarak boyuna donatıların tutulması ve etriyenin açılmaması sağlanmalıdır.

Güvenliği artırmak için etriye kancaları, kirişlerde her zaman basınç bölgesi tarafında bulunmalıdır.Ayrıca şaşırtmalı düzenlemede bir diğer temel ilkedir.

Tarafından belirlenen - Ruz-ı Kasım

Posted on September 18th, 2007 in Uncategorized by admin

Ruz-ı Kasım ruz (gün) ve Kasım kelimlerinin terkibi olan terim, miladi kasımın dokuzu. Osmanlı Devleti’nde Hicri takvimin kullanıldığı dönemde mali hesaplarda (vergi toplanması gibi) vade ve taksit dönemi olarak belirlenen zamandı.

Kendi - Klonal çoğalma

Posted on September 17th, 2007 in Uncategorized by admin

Klonal çoğalma, hücrelerin, kendi genetik materyalinin aynısını taşıyan başka hücreler üretmesi. En yaygın olarak bağışıklık hücrelerinden B-lenfositlerinde görülür.


Ayrıca bakınız

  • Klonlama

Müzik - Shivaree

Posted on September 16th, 2007 in Uncategorized by admin

[[Resim:Shivaree.jpeg|thumb|200px|Shivaree, Londra’da canlı bir performans sırasında]]
Shivaree, Kill Bill vol. 2 soundtrack albümündeki “Goodnight Moon” adlı şarkıları ile radyo ve klip kanallarinda izlenen dinlenen bir Amerikan müzik grubudur.

MPEG - MPlayer

Posted on September 13th, 2007 in Uncategorized by admin

MPlayer çokluortam biçimlerine herhangi bir diğer medya oynatıcıdan daha fazla destek veren özgür bir ortam oynatıcısıdır. Desteklediği biçimlerin tamamlanmamış bir listesi aşağıdadır:

  • Fiziksel ortam: CDler, DVDler, Görüntü CDleri
  • İçerik Biçimleri: 3gp, AVI, ASF, Matroska, MOV, MP4, NUT, Ogg, RealMedia
  • Görüntü Çözücüler: 3ivx, Cinepak, DivX, DV, H.263, H.264, HuffYUV, Indeo, MJPEG, MPEG-1, MPEG-2, MPEG-4, RealVideo, Sorenson, Theora, WMV, XviD
  • Ses Çözücüler: AAC, AC3, ALAC, AMR, FLAC, MP3, RealAudio, Shorten, Speex, Vorbis, WMA

MPlayer ayrıca görüntü göstermek için çeşitli çıktı sürücülerini destekler:
X11, DirectX, Quartz Compositor, VESA, SDL ve hayali olarak da ASCII sanatı,Blinkenlights.

MPlayer internetteki tüm genel aktarım biçimlerini oynatabilir ve dosyaya kaydedebilir.

Program Linux, Unix-benzeri, Windows ve Mac OS dahil olmak üzere birçok
işletim sisteminde çalışabilir.

MPlayer GNU Genel Kamu Lisansının 2. sürümü altında dağıtılır.
Önceden “MPlayer - Linux İçin Film Oynatıcı” ile adlandırılıyordu, ancak artık daha fazla işletim sistemi desteklediği için “MPlayer - Film Oynatıcı” olarak kısaltıldı.

MPlayer öncelikli olarak bir komut satırı uygulamasıdır fakat isteğe bağlı olarak X Pencere Sistemi altında çalışan grafiksel arayüz (GMPlayer) de kullanılabilir. Ayrıca farklı alternatif grafiksel arabirimleri de mevcuttur.

Çoğunlukla görüntü ve ses çözücüleri, yerel olarak, FFmpeg projesinin libavcodec kütüphanesi ile destekleniyor. Açık kaynak çözücülerinin yeterli olamadığı durumlarda ise, MPlayer çalıştırabilir dosyalara başvurur. Hatta Windows DLL dosyalarını WINE projesinin DLL yükleyicisi yardımıyla doğrudan kullanabilir.

thumb|250px|Ekran görüntüs

CSS şifre çözücü yazılımı, Windows çözücüsü kullanımı, yazılım patentleri tarafından kordunan çözücülerin bulundurulması, GPL’e uyumsuz OpenDivX içermesi nedenleriyle bazı sorunlar yaşadı. Bu nedenle, Debian dağıtımına yeni girebildi.

Geliştirilmeye 2000 yılında başladı. Bir süre sonra programcı Árpád Gereöffy’e birçok kişi katıldı. Başlangıçta, birçok geliştirici Macaristandan idi, ama bugünlerde geliştirciler dünya her yerinden. Árpád Gereöffy MPlayer’ın ikinci nesil sürümünü yapmaya başladığı için Alex Beregszászi 2003 yılından beri MPlayer’ın başında. Maalesef MPlayer G2 birkaç sebebten dolayı durakladı.

Yardımcı bir program, film kodlayıcı MEncoder, yukarıda yazılı biçimlerden bir görüntü ve bir ses dosyası alarak bunları farklı biçimlere kodlayabilir, isteğe bağlı olarak çeşitli dönüşümler gerçekleştirebilir.


Ayrıca bakınız

  • Ortam oynatıcıları listesi
  • Ortam oynatıcıları karşılaştırması


Dış bağlantılar

  • Resmi MPlayer Web Sitesi
  • İndir
  • Desteklenen çözücü listesi
  • MPlayer ile ilgili projeler
  • MPlayer OS X
  • Mozilla için MPlayer tarayıcı eklentisi
  • MPlayerXP - thread based fork of mplayer

Frekansların silinmesi yöntemine - Blitz

Posted on September 12th, 2007 in Uncategorized by admin

The Blitz İkinci Dünya Savaşı sırasında Birleşik Krallık’ın Nazi Almanyası tarafından 7 Eylül 1940 ıle 16 Mayıs 1941 tarihleri arasında aralıksız bombalandığı döneme verilen ad.

Blitz İngiltere çapında bir çok kent ve kasabayı etkiledi. Ancak asıl saldırı başkent Londra’yı hedef aldı. 1941 yılının Mayıs ayı sonunda 40 bini aşkın sivil ölürken bir milyondan fazla kişi evsiz kaldı.

Yıldırım savaşı, (Alm. Blitzkrieg, okunuşu → Blitzkırig) II. Dünya Savaşı’nda Almanların savaş doktrinidir.

Doktrinin amacı hızlı ve ani saldırılarla, düşmanın düzenli bir savunma kurmasını engelleyip sonra da hızlı bir şekilde yok etmektir. I. Dünya Savaşı’nda uygulanan siper savaşı yöntemine karşı geliştirilmiştir. Tankların, uçakların ve zehirli gazların gelişmesiyle siper savaşları terkedilmeye başlanmış daha çok hareketli savunmaya geçilmiştir. Almanların bütün savaş araçları bu doktrin üzerine üretilmiştir.

Savaş ilerledikçe Almanya hava üstünlüğünü kaybederken, İngiliz ve Amerikan bombardıman uçakları daha büyük ölçekli saldırılar düzenlediler.

İngilizlerin gece düzenledikleri sivil noktaları hedef alan saldırılarda 300 bin ila 600 bin kişinin öldüğü sanılıyor.

Frekanslarını da depolayarak - Hamdibey, Demirköy

Posted on September 11th, 2007 in Uncategorized by admin

Hamdibey, Kırklareli ilinin Demirköy ilçesine bağlı bir köydür.

Contents


Tarihi

Çok eski yıllara dayalı hamdibey diye bir kaymakam vardı demirköy ilçesinde.Ve köyümüzün ismi hamdi bey olarak yani kaymakamın ismi köyümüzü verilmiştir.

Trulya köyü geçmişi eski roma, daha sonra bizans dönemine dayandığı tahmin edilmektedir. Yoğun olarak Rumların ve Bulgarların yaşadığı Yıldız havzasında Trulya kasabasında yoğun olarak Rum’lar yaşamaktaydı. Trulya kasabası ekonomik, sosyal ve dini etkinlikler açısından bölgenin en ileri yerleşim merkezi olduğunu görmekteyiz. Bu tezimizi doğrulayan başlıca faktörler Trulya kasabasında çok büyük bir kilise, iki manastır ve iki su değirmeni bulunmasıdır. Bunu destekleyen ekonomik gelişmişlik burada yaşayan Rum tüccarların istanbuldan küçük gemilerle getirdikleri ticari malların aypalos iskelesinden(iğneada civarında)istifade ederek, öküz ve manda arabaları vasıtasıyla naklettikleri malları, Trulyadaki dükkan ve depolarında depolayarak çevre köylere, hatta şu anda bulgaristan hudutları dahilinde kalan bölgelere pazarladıklarını ve bölgenin ticari erkini ellerinde bulundurduklarını biliyoruz. Bizi bu sonuca getiren faktörlerin başında yaşanan mekanların iki ve üç katlı taş ve ahşaptan yapılan çağının en güzel mimari eserleri olarak karşımıza çıkmaktadır. 1900′lü yılların başında Trulya kasabasının 1000 hanelik bir yerleşim yeri olduğunu, Her evin alt katının mağaza, esnaf,sanatkar,tüccar ve benzeri ticari işkollarına ait isletmeler olduğunu biliyoruz. Bu mevcut binalara ait çok sayıda ticari yazı ve döküm binaların duvar ve tavan işlemeleri vasıtısyla günümüze kadar ulaşmış bu kayıtlardaki rakamlardan yapılan işin mevcudu ve hacmi konusunda fikir sahibi olabilmekteyiz. Yollarının kaldırım taşı ile kaplı olduğunu genel olarak şehir ve kasabalarda görülen sığır,koyun,keçi hatta kanatlı hayvanların kasabaya sokulmadığı kasaba dışında ahır ve çiftliklerde barındırıldığını biliyoruz. Burada yaşayan Rum halkın yaptıkları sulama kanalları ile yapılan Bağcılık ve Şarapçılığın çok gelişmiş olduğu ve bu Şarapların yine aynı rumlar tarafından Fransaya pazarlandığını bilmekteyiz.

1924 yılında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Mevcut Yunanistan Hükümeti arasında yapılan göç anlaşması sonucunda buradaki yerleşik Rum Halkı Batı Trakya’ya göç eder. Aynı yıl Arnavutluk Rakka’lar kasabasından Rızvan Yabaş (Trulya kasabasının ilk Muhtarı) ve akrabaları ki 8-10 hane olduklarını biliyoruz, yerleşirler. Bir sene sonrasında 1925 yılında Sırbistan Sancak bölgesi Senica kasabasının Kladnica köyünden Türkiye’ye göç eden İbroviçler, Praşeviçler, Şabanoviçler, Kurtoviçler, Suliçler, Tariçler, Hamziçler, Lumiçler, Topiçler ve diğerleri yine Senica kasabasının Duga Polyanın’dan Vruycaninler, Kiçaralar ve Zitniçe Köyünden Bogutçaninlerler iskan edilirler. Aynı yıl Romanya Tutrakan Kasabasından Süleyman Çotuk ve ailesi. Bulgaristandan İbrahim Delioğlu ailesi aynı şekilde iskan edilir. Böylece Trulyanın hane sayısı yaklaşık 200 haneye ulaşır. Bu yeni sakinler başta ormancılık,odun kömürü, Tarım, hayvancılık ile geçimini temin eder.
1960′lı yıllarda Türkiyede’ki sanayi gelişimi,ekonomik nedenler, eğitim ve sağlık ihtiyaçları bölgede karşılanamamasından ötürü halkının yarısı başta istanbul olmak üzere, Kırklareli, Lüleburgaz, Çorlu ve Çerkezköye göç eder. 60′ların sonuna doğru çevredeki diğer köylerin olduğu gibi Trulya’nında ismi Hamdibey olarak değiştirilir.
Hamdi Bey Kimdir ?
1914 yılında eski adı Mali Samakof (Küçük Samakof) olan Demirköy kaza olur. Dönemin Edirne Valisi Yahya Paşa Köprüllü’lü Hamdi Bey’i Demirköy’e Kaymakam tayin eder. Sergen istikametinden gelen Rum çetelerinin Yahya Bey’in Demirköy’e ziyareti dönüşü, Bugünkü Kadın Kule denen mevkii’de düzenledikleri Pusu sonucu Yahya Bey’in oğlu şehit düşer. Yahya Bey’de yaralanır. Olaydan sonra Demirköy’e dönen Kaymakam Hamdi Bey olayın fail’lerini araştırır fakat bir sonuç elde edemez. Demirköy’ün şimdiki Cumhuriyet Meydanı denilen meydana Demirköy’ün bütün Rum Nufusunu toplar ve bu menfur olayı gerçekleştiren Çete üyelerinin kim olduklarını ihbar etmelerini ister. Şayet bu isteği yerine getirilmez ise 48 saat sonra kasabanın ileri gelenlerinden 4 kişinin idam edileceğini söyler.
1919 yılı Kurtuluş Savaşı başladığında Kuvvayı Milliye haraketine Balıkesir bölgesinde 34 yaşında Üstteğmen Rütbesiye Mustafa Kemal’in emrine girer. Aznavur ve çetesiyle giriştiği bir savaş sonucu aznavur’un eline birliği ile beraber esir düşer. Ve aznavur tarafından birliği ile birlikte idam edilir. Bu yiğit insanın anısına Çanakkalenin Yenice ilçesinde şirin bir köye ve Trulya’ya Hamdibey Köyü adı verilir.

Bilgiler’e Trulya 1949 doğumlu Murat oğlu Bahtiyar Gürdal’ın , Nazif Karaçam’ın tarih kitaplarından ayrıca Trulya’yı ziyarete gelen Yunanistan vatandaşı Philippos, babası ve amcasından duyduğu hikayelere dayanmaktadır.


Kültür

Köyün boşnak börekleri ve boşnakçada biryan dediğimiz kapama meşhurdur.


Coğrafya

Kırklareli iline 79 km, Demirköy ilçesine 5 km uzaklıktadır.


İklim

Köyün iklimi, Trakya Karasal iklimi etki alanı içerisindedir.


Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 462
1997 469


Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.


Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - Turan Üstünel
1999 -
1994 -
1989 -
1984 -


Altyapı bilgileri

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi 2006 yılında yapılmıştır. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


Dış bağlantılar

  • Yerelnet

Sıkıştırılarak - Dizel motor

Posted on September 10th, 2007 in Uncategorized by admin
thumb|160px|right|Tek silindirli sabit dizel motoru, 1906 yapımı thumb|150px|right|Rudolf Diesel’in dizel motoru için aldığı patent

Dizel Motoru, içten yanmalı bir motor tipidir. Daha özel bir tanımla, dizel motor oksijen içeren bir gazın (genellikle bu atmosferik havadır) sıkıştırılarak yüksek basınç ve sıcaklığa ulaşması ve silindir içine püskürtülen yakıtın bu sayede alev alması ve patlaması prensibi ile çalışan bir motordur. Bu yüzden benzinli motorlardan farklı olarak ateşleme için bujiye ve yakıt oksijen karışımını oluşturmak için karbüratöre ihtiyaç yoktur.

1892′de Alman Mühendis Rudolf Diesel tarafından bulunmuş ve daha sonra 23 Şubat 1893′te patenti alınmış bu süreç dizel çevrimi olarak bilinir. Diesel, motoru kömür tozu dahil çeşitli yakıtların kullanımına yönelik olarak tasarlamıştır. Motorun sunumunu 1900’deki Dünya Fuarı’nda, yakıt olarak yer fıstığı yağı (Biodizel) kullanarak yapmıştır.

Contents


Türkiye’deki üretim

Türkiye’nin ilk %100 Türk Malı Dizel Motorunu, 1967 senesinde Yüksek Mühendis Abdülkadir Özgür seri olarak üretmiştir. İlk olarak 1 silindirli Su Soğutmalı Direkt Enjeksiyonlu olarak üretilen bu motorlar, Motosan A.Ş. firması adı altında (http://www.motosan.com/products.html) sulama motopompları, elektrik jeneratörleri, dizel deniz motorları, bahçe traktörleri, uygulamalarında 40 yılı aşkın süredir Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarında hizmet vermektedir. Motosan firması 1,2 ve 3 silindirli dizel su soğutmalı OHC ( Over Head Camshaft - Üstten Kam Milli ), Turbo Şarjlı ( Aşırı Doldurmalı ) Euro III emisyonlu Silindir Başına 4 Subaplı 120 HP gücüne kadar motorlar üretmektedir.


Çalışma prensipleri

Gaz sıkıştırıldığında, sıcaklığı yükselir, dizel motoru bu özelliği kullanarak yakıtı ateşler. Hava, dizel motorunun silindiri içine çekilir ve bir piston tarafından, kıvılcım ateşlemeli (benzinli) motorlardakinden çok daha yüksek (25 katı bulabilir) bir oranda sıkıştırılır. Hava sıcaklığı 700-900°C’a ulaşır. Piston hareketinin en tepe noktasında, dizel yakıt yüksek basınçla atomizer memeden geçerek yanma odasının içine püskürtülür, burada sıcak ve yüksek basınçlı hava ile karışır. Bu karışım hızla tutuşur ve yanar. Hızlı sıcaklık artışı ile yanma odası içindeki gaz genleşir, artan basınç, pistonu aşağı doğru hareket ettirir. Biyel (piston) kolu, krank mili çıkışına dönme gücü olarak iletilir.

thumb|250px|right|Fiat 1.3 16v turbo-dizel motoru

Motorun süpürmesinde, egzoz gazını silindirin dışına atma ve taze hava çekme işlemi, kapakçıklar (valf) veya giriş ve çıkış kanalları aracılığıyla yapılır. Dizel motorun kapasitesinin tam olarak kullanılabimesi için içeriye alınan havayı sıkıştırabilecek turboşarjer kullanılması gerekir; turboşarjer ile havanın sıkıştırılmasından sonra bir artsoğutucu/arasoğutucu ile içeri alınan havanın soğutulması ayrıca verimi arttırılır.

Çok soğuk havalarda, dizel yakıt koyulaşır, viskozitesi artar, balmumu kristalleri oluşur veya jel haline dönüşür. Yakıt enjektörü, yakıtı silindirin içine etkili bir şekilde itemez ve bu yüzden soğuk havalarda motorun çalıştırılmasını zorlaştırabilir. Dizel teknolojisinde bu zorluğu yenmek için çeşitli önlemler geliştirilmiştir. Sıkça kullanılan bir uygulama, yakıt hattı ve yakıt filtresini elektrikle ısıtmaktır. Bazı motorlarda silindir içinde bulunan kızdırma bujileri denen küçük elektrikli ısıtıcılar, çalıştırmak için silindirleri önceden ısıtırlar. Az sayıda motorda kullanılan başka bir teknolojide ise, manifold içindeki rezistans telli ısıtıcılar, motor çalışma sıcaklığına gelinceye dek giriş havasını ısıtır. Soğuk havalarda, motor uzun süreli (1 saatten daha fazla) kapatıldığında kullanılan ve şehir cereyanı ile çalışan motor blok ısıtıcıları, aşınma ve çalıştırma zamanını azaltmak için sıklıkla kullanılır.

Eski dizel motor sisteminin en önemli parçası hız kontrol ünitesidir; bu ünite yakıtın gelme hızını kontrol ederek motorun hızını sınırlar. Benzin motorlarından farklı olarak dizel motorlarında hava emme sübabı yoktur, bu yüzden hız kontrol ünitesi olmazsa motor fazla hızlanır. Eski tip hız kontrol üniteleri motordan bir vites sistemi ile yönlendirilir ve böylece sadece motor hızıyla doğru ilişkili olarak yakıt sağlanırdı.

Modern elektronik kontrollü dizel motorları benzin motorlarındakine benzer bir kontrol mekanizmasını (ECM) Elektronik Kontrol Modülü veya Elektronik Kontrol Ünitesi (ECU) yoluyla uygularlar. Motor “bilgisayarı” ECM/ECU içinde motorun çalışmasıyla ilgili algoritmalar ve kalibrasyon tabloları kaydedilmiştir. ECM/ECU bir sensörden motor hızına dair sinyal alınca gereken bilgi işlemlerini yapar, elektronik ve hidrolik valfler aracılığıyla yakıt miktarını ve yanma zamanlamasını kontrol ederek motor hızını sabit tutar.

Yakıtın pistonların içine enjeksiyonunun başlama zamanının kontrolu, emisyonların azaltılması ve motor veriminin (yakıt ekonomisi) artırılması için en önemli unsurdur. Silindir içine yakıt enjeksiyonu başlama zamanlaması, günümüz modern motorlarında elektronik olarak kontrol edilmektedir. Zamanlama, genellikle üst ölü noktanın (TDC/Top Dead Center) önündeki pistonun krank ünitesi açısı ile ölçülür. Örneğin, piston üst ölü noktadan 10 derece önde olduğu zaman eğer ECM/ECU yakıt enjeksiyonuna başlarsa, enjeksiyon başlama veya zamanlama 10 derece öndedir denir. Optimal zamanlama, motorun hızı ve yükü kadar tasarımına da bağlıdır.


Enjeksiyon tipleri

Dizel motorlarda yakıt enjeksiyonu, endirekt ve direkt olarak iki tiptir.
Endirekt enjeksiyonda yakıt, dizel motorda yanma odası dışında, ön oda olarak adlandırılan yere verilir. Yanma başladığında yanma odasının içine yayılır. Bu tipte motordaki aşırı gürültü ve titreşim düşürülür, fakat ısı kaybı artar ve motor verimi düşük olur.
Direkt enjeksiyon ise modern dizel motorlarda kullanılır. Burada motordaki yanma odasına yakıt doğrudan püskürtülür.


Emisyon Kontrolü

Dizel motorlarının en büyük sorunlarından biri, yanma veriminin düşük olmasıdır. Bir başka deyişle; yanma odasına giren yakıt homojenize bir şekilde yanmaz. Bunun sonucunda ortama çok fazla sera etkisi yapacak gazlar verilir. Bunun kontrolü son yıllarda Dizel motoru üreticilerinin en büyük sorunlarından birisi haline gelmiştir. Avrupa Birliğinin almış olduğu karara göre Kasım 2008′de Euro V standartları Avrupa’da devreye giriyor.

Emisyon değerlerini düşürmek için ise araştırmalar hala devam etmekte. NADI konsepti diye tabir edilen bir uygulama ile emisyon değerleri düşürülürken performans artışı da kayda değer bir şekilde artmaktadır. Bu uygulama ile enjeksiyon açıları düşürülerek küresel ısınmaya etkisi olacak gazların oluşumu bir nebze olsun azaltılmaktadır.

Sıkıştırılmış ses - Hunmin Congım

Posted on September 9th, 2007 in Uncategorized by admin

200px|right

Hunmin Congım, Kore yazı sistemi “Hangıl”ın Coson Hanedanlığı zamanında Kral Secong tarafından halka tanıtılması için yazılan kitap. Anlamı ‘halka doğruları öğreten ses’tir. Kitap ay takviminin dokuzuncu ya da onuncu ayında 1444 yılında halka sunulmuştur.
Halen 9 Ekim Kore Cumhuriyetinde Hangıl Günü olarak kutlanmaktadır.

Silinmesi - Beşköylü Adem

Posted on September 7th, 2007 in Uncategorized by admin

Beşköylü Adem (asıl adı Adem Ekiz) Karadeniz ezgilerini icra eden Trabzonlu bir müzisyendir.

1 Aralık 1980′de Trabzon’un Köprübaşı ilçesinin Beşköy beldesine bağlı Konuklu köyünde (eski adı Kalis veya Ekizali) köyünde dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Konuklu köyünde, lise öğrenimini Köprübaşı lisesinde tamamladı. Müzik hayatına daha küçük yaşta başladı. İlkokul yıllarında kemençe ile tanıştı ve lise bitiminde hayatınını tamamen müziğe adayarak, profesyonel anlamda müzik çalışmalarına başladı.

2000 yılında Yanarım Ateşine adlı albümünü piyasaya çıkardı. Ardından, askerlik dolayısıyla bir süre müzikten ayrı kaldı. Müzik çalışmalarını Yunanistan’da tamamladığı ikinci kasetini 2005 yılında Romaiika Tragodias’ı (Rumca türküler) piyasaya çıkararak sürdürdü.Ücüncü Kasetini 2007de Kavalci Kerim Aydinla birlikde cikardi Kasetin adi Gülüm Demedimmi Sana. Sanatsal adını doğduğu ve büyüdüğü yer olan Beşköy’ün 1998 yılında bir sel felaketiyle haritadan silinmesi nedeniyle, hem bu yöre insanının yasına ortak olmak, hem de Beşköy adının yaşatılması icin Beşköylü Adem olarak sanat piyasasında kullanmaktadır.

Sıkıştırma - Çok silindirli motorlar

Posted on September 6th, 2007 in Uncategorized by admin

Silindirlerin düzenine göre çok çeşitli motor yapı şekilleri vardır ( Motorların Sınıflandırılması şablonunda silindir birleştirme şekkillerine göre motorlar satırından ayrıntılı bilgi alınabilir) Silindirler DIN 73021’e uygun bir şekilde ifade edilir. Silindirlerin sayılmasına güç çıkışının karşı tarafından başlanır. Boksör motorlarda ve V tipi motorlarda güç çıkışının karşı tarafından soldaki silindirden başlanır ve sıra takip edilir.
Genelde 4 zaman ilkesine göre çalışırlar. 2 zaman ilkesine göre çalışan tipleri de mevcuttur. Hava veya su ile soğutulan çeşitleri vardır.

Contents


Silindir sayıları


İki silindirli motorlar

Otomobil motorlarında çok az kullanılırlar. Örneğin DAF firması Hollandada ürettiği otomobillerde yatık I tipi subap mekanizmasına sahip bir motor kullanmıştır. Genelde hava soğutmalı olup 2 zaman prensibine göre çalışan motorlardır.


Üç silindirli motorlar

Buji ile veya sıkıştırma ile ateşlemeli , 2 zamanlı veya 4 zamanlı olabilirler. Hyundai Accent Admire 1,5 CRDI model otomobiller sıralı 3 silindirli , dizel , su soğutmalı 1500 cc hacminde motorlara sahiptirler.


Dört silindirli motorlar

En çok kullanılan silindir sayısıdır. Çeşitli kombinasyonlarda (buji ile ateşlemeli, su soğutmalı v tipi – sıkıştırma ile ateşlemeli , sıralı , su soğutmalı –buji ile ateşlemeli , boksör , hava soğutmalı gibi ) yapılabilirler.

  • Volkswagen kaplumbağa : Buji ile ateşlemeli , benzinli , boksör , hava ile soğutmalı
  • Ford Taunus : Buji ile ateşlemeli , v tipi , su ile soğutmalı , benzinli
  • Hyundai Accent Era CRDI : Sıkıştırma ile ateşlemeli , mazotlu , sıralı , su ile soğutmalı


Altı silindirli motorlar

Avrupada genelde kullanılmayan ağırlıklı olarak ABD’de ürtilen otomobillerde kullanılan motorlardır. Sıralı veya V tipinde yapılabilirler.


Sekiz silindirli motorlar

Genelde eski otomobillerde kullanılmıştır. Sıralı tiplerinin boyu çok uzun olduğundan ve otomobillerin ön kısmının uzamasına sebep olduğundan motor parçalarının dengelenmesi problemlerinden ötürü genelde V tipinde yapılırlar.


Oniki ve Onaltı silindirli motorlar

Genellikle deniz vasıtalarında , lokomotiflerde ve sanayi işlerinde kullanılan motorlardır. Otomotiv sektöründe ise otobüs ve kamyonlarda kullanılmasına rağmen spor otomobillerde kullanılan tipleri de vardır . Ferrari 12 silindirli motorları bazı modellerinde kullanırken , Bugatti Veyron modelinde 16 silindirli bir motor kullanmıştır. Silindir birleştirme şekillerine göre dengeleme probleminden ötürü sıralı tip kullanılmamaktadır. V tipi , boksör tipi , iki sıralı yıldız , yıldız , W tipi , üç sıralı X veya sıra halinde X tipi olarak yapılırlar.


Kaynaklar

  • Benzin Motorları (kitap) , Milli Eğitim bakanlığı Yayınları , İbrahim Özdamar – Bilal Yelken , 1986 baskısı
  • Motorlu Taşıt Tekniği (kitap) , Milli Eğitim bakanlığı Yayınları , Wilfried Staudt , 1995 baskısı , Yayın hakkı : Friedr. Vieweg & Sohn Braunschweig / Wiesbaden

MPEG - MPEG-2

Posted on September 5th, 2007 in Uncategorized by admin

MPEG-2 MPEG grubu tarafından standartları kabul edilmiş ses ve görüntü kodlama biçimidir. ISO/IEC tarafından 13818 uluslararası standart olarak belirlenmiştir.

MPEG-2 genellikle uydu yayınları ve kablolu televizyonlar dahil canlı yayınlar için ses ve görüntü sıkıştırmasında kullanılır. Ayrıca MPEG-2 bazı değişikliklerle DVD filmlerinin kodlanmasında kullanılır.


Ayrıca bakınız

  • MPEG-1
  • MPEG-1 Ses Katmanı II
  • MPEG-1 Ses Katmanı III
  • JPEG
  • JBIG
  • AAC


Dış bağlantılar

  • MPEG-2 Standartına Başlama Rehberi
  • MPEG-2 Tanıtımı
  • MPEG-2 görüntü sıkıştırması
  • MPEG kaynakları listesi
  • MPEG-2 Görüntü Çözücülüeri Karşılaştırması