Depolayarak dosyanın - Ivan’ın Çocukluğu (film)

Posted on August 31st, 2007 in Uncategorized by admin

Andrei Tarkovsky’nin 1962 tarihli ilk uzun metrajlı çalışması. Mosfilm şirketi tarafından yapılan film Vladimir Bogomolov’un kısa öyküsü Ivan’a dayanmaktadır.

Contents


Gösterim

Film ilk defa 6 Nisan 1962′de Moskova’da izleyici önüne çıktı. SSCB dışında ilk gösterimi Venedik Film Festivali kapsamında Ekim 1962′de gerçekleşti.


Oyuncu Kadrosu

Aktör/Aktrist Rolü
Nikolai Burlyayev Ivan
Valentin Zubkov Kholin
Yevgeni Zharikov Galtsev
Stepan Krylov Katasonov
Nikolai Grinko Gryaznov
Dmitri Milyutenko Yaşlı Adam
Valentina Malyavina Masha
Irma Raush Ivan’ın Annesi
Andrei Konchalovsky Asker
Ivan Savkin Kendisi
Vladimir Marenkov Kendisi
Vera Miturich Küçük Kız


Filmle İlgili Notlar

“8 yaşındayız. Hiçbirimiz 19 yaşından büyük değil. Bir saat içinde kurşuna dizileceğiz. İntikamımızı alın.” Askerlerin mevzilendiği kilise yıkıntısının duvarlarında bu sözler yazılıdır ve bu Ivan’ın çocukluğunun özeti şeklindedir.

Film bir yaz günü genç bir ağacın arkasındaki Ivan’ın görüntüsüyle başlar. Ivan 12 yaşında bir erkek çocuktur. Çiçeklenen bir çayır, kelebekler, bir karaca ve öten guguk kuşunun sesi ve Ivan’ın annesinin görüntüsü ile mutlu bir çocukluk resmedilir ve bu mutlu çocukluk bir kabus olarak sona erer. Sözkonusu görüntüler terk edilmiş bir değirmende uyuyakalmış olan Ivan’ın düşüdür. Ivan aceleyle gerçekliğe döner, dumanların, aydınlatma fişeklerinin altında bataklığı geçerek Dinyeper ırmağının öte tarafına doğru düşman bölgesi içinden geçer.

Irmak Ukrayna cephesinde Sovyet bölgesini Nazi işgalcilerden ayırmaktadır. Ivan Kızıl Ordu için casusluk yapmakta, düşman bölgesinin planlarını çıkartmaktadır. Irmağın öte tarafına vardığında Ivan’ın geldiği genç teğmen Galtsev’e bildirilir. Galtsev onun orduya çalıştığına inanmaz, ancak karargaha haber verdiğinde kendisinden Ivan’ı iyi ağırlaması istenir. Yüzbaşı Kholin Ivan’ı almak üzere yola çıkar. Bu arada uyuyakalan Ivan yeni bir düş görür. Ivan’ın annesiyle birlikte içine baktığı bir kuyu içinden resmedilir. Annesi eğer kuyunun içine yeterince bakılırsa bir yıldızın görünebileceğini söyler. Elini suyun üstünde yansıyan ışığa uzatan Ivan artık kuyunun dibindedir. Silah sesleri gelir. Ivan’ın annesi cansız kuyunun yanında yatmaktadır. Ivan’ın annesini ve kızkardeşini Naziler kurşuna dizmiştir. Babası da sınırda ölmüş bir askerdir. Ivan’ın ailesinden kimsesi yoktur. Ivan yetimhaneden kaçmış, partizanlara katılmış ve Nazilerin ölüm kampından kurtulmuştur. Şimdi de kendisini koruyup gözeten subaylar Katasonov, Kholin ve Gryaznov’dan kaçmaya çalışmaktadır. Çünkü bu askerler, Ivan’ı cephe gerisindeki askeri okula göndermek istemektedir. Bunun nedeni filmde açıkça belirtilmez. İzleyiciden sonuç çıkartması beklenir. Ivan devam etmek ister ve kaçar.

Yolda evinden geriye kalanları bir araya getirmeye çalışan, şaşkın, aklını yitirmiş yaşlı bir adamla karşılaşır. Düş, savaşın gerçekliği, kabus ve hayal içiçe geçmiştir. Ivan’ın inadı galip gelir ve Gryaznov Ivan’ın orduda kalmasına ikna olur. Kholin ve Galtsev görevine devam etmesi için bir botla Ivan’ı ırmağın öte tarafına bırakırlar. Irmağın öte tarafında Naziler iki Kızıl Ordu askerini öldürüp bir ağaca asmışlardır. Ivan karanlıkta kaybolur ve bir daha kendisinden haber alınamaz.

1945. Kızıl Ordu Berlin’e girmiştir. Galtsev Gestapo karargahındaki askerlerden biridir ve Nazi bürokrasisinin kurşuna dizilen ve idam edilen herkes için tuttuğu dosyaları gözden geçirmektedir. Sonunda bir dosyanın üzerinde Ivan’ın resmini görür. 12 yaşındaki Ivan, sahilde oyun oynayarak geçirilecek bir çocukluğu cephede geçirmiş ve darağacında sonlandırmıştır.


Sembolizm

Tarkovski hızlı ve keskin sahne geçişleriyle savaş gerçeğinin düşle, hayalin kabusla içiçe geçmişliğini yansıtır. Kızıl Ordu’yu Berlin’de resmeden sahnelerdeki belgesel anlatım, filmin düşsel-gerçekçi kurgusuyla içiçe geçer. Kayın ormanında geçen sahneler birlik doktor yardımcısı Masha’yla Kholin ve Galtsev arasındaki savaşla gölgelenmiş bir aşk üçgenini ima eder. Ancak bir yandan herşeyi kuşatan orman, bir yandan tehdit edici, labirent benzeri bir görüntüye sahiptir. Savaş insani olan herşeyin üzerini örtmüştür ve geriye kalan insanilikle insan dışılık arasındaki dehşettir. Düşlerin ve düşle gerçek arasındaki sahnelerin dışında, gerçeklik sürekli karanlıktır. İnsanların gölgeleri keskindir ve kendilerinden büyüktür. Savaş sessizlikle temsil edilir. Kholin’in bir sahnede söylediği gibi savaş sessizliktir ve sahne zaferi kutlayan askerlerin, yani barışın gürültüsüyle kesilir. İlk sahnede genç bir ağacın arkasında gördüğümüz Ivan, son sahnede ölü bir ağacın önünde karşımıza çıkar. Ivan çocukluğu olmayan bir çocuktur. Kendini intikama adamıştır, ancak öldürmek düşüncesiyle karşı karşıya kaldığında paniğe kapılır. Böylece Tarkovski bir yandan insanın insanüstü yanını, savaşın insanüstü kahramanlıklara yer vermediğini, bir yandansa insanın hem başkasını, hem de kendini yıkıcı yanını dile getirir. Ön plana çıkan doğanın yaratıcı, kuşatıcı yanı, insanın yıkıcı yanıyla bir araya gelir. Böylece sosyalist gerçekçiliğin mekanik insan ve doğa algısı diyalektik bir şekle dönüştürülür ve ideal kahramanların olmadığı bir savaş karşıtlığı belirginlik kazanır. Bu yanıyla film dönemdaşı olduğu başka Sovyet 2. Dünya Savaşı filmlerinden ayrılır.

Tarkovski’nin filmde sosyalist gerçekçilikten ayrıldığı bir diğer nokta anlatısıdır. Gerçekliği kendi “devrimci gelişimi” içinde resmetmeyi öneren sosyalist gerçekçiliğin aksine, Tarkovsky anlatısal bir belirsizlik ve nedensel bir muğlaklığı tercih eder. Bu özellikle İvan’ın neden cephe gerisine gönderilmek istendiğinin açıkça belirtilmemesinde, daha çok izleyicinin yorumlarına açık kapı bırakılmasında kendini gösterir. Bu da, her ne kadar film Tarkovski’nin Sovyet yöneticileri tarafından en olumlu olarak karşılanan filmi olsa da, İvan’ın Çocukluğu’nun politik olarak eleştirilmesini getirmiştir.

Filmde Tarkovski bir çocukluğun savaşla nasıl mahfolduğunu gösterir. Gerçeklik sürekli yabancılaştırıcı anılar ve düşlerle kesilir. Bu anılar ve düşler bir çocuğun elden kaçmış mutluluğuyla şiddeti ve savaşı karşı karşıya getirir. Savaşın korkunçluğunun gelecekteki uzantısı da filmde ön plana çıkar.<ref>Reclams Filmführer, ISBN 3150105188 </ref> Böylece çocuksuluk ve aslında gerçek olmayan bir kahramanlık arasındaki geçiş karamsar bir tabloya dönüşür.


Yapım

Filmin çekimi ilk olarak Eduard Abalov’un yönetmenliğinde başlamıştı. Ancak yapımcı şirket Mosfilm sonuçtan memnun kalmayınca, Abalov’un işine son verdi ve genç yönetmen Tarkovski’yle anlaşmaya vardı. Tarkovski senaryoda kimi değişiklikler yapmak koşuluyla filmi tamamlamayı kabul etti. Bununla birlikte filmi tümüyle baştan çekti. Ancak film için hali hazırda çokça para harcanmış olduğu için sadece filmin bütçesinin yarısını kullanabildi.

Tarkovsky’nin tek başına çektiği ilk film diploma çalışması olan Silindir ve Keman’dı (Katok i skripka, 1960). Bu film bir işçiyle kemana eğilimli bir çocuk arasındaki arkadaşlık gibi bilindik bir konuyu ele almakla birlikte, aşırı ve alışılmadık kamera açıları ve karmaşık bir montajla dikkat çekiyordu. İvan’ın çocukluğu’nda da Tarkovsky aynı teknikleri yaygın bir şekilde kullandı. Bu tekniklerin Tarkovsky’nin sonraki filmlerinde ortadan kalktığı görülmektedir. Bununla birlikte, oyuncunun rolü ve Tarkovsky’nin sık kullandığı su imgesi gibi sonraki filmlerine özelliğini veren bir çok nokta bu filmde ortaya çıkmaya başlamıştır.


Filme Yönelik Tepkiler ve ödüller

1962 yılı Mart ayında Filmyapımcıları Birliği’nin düzenlediği “Sinemanın Dili” başlıklı tartışma dizisinde, Tarkovsky’nin sinema enstitüsü günlerindeki hocası Mikhail Romm henüz tanınmayan filmi gerçekten yeni, çağdaş bir sinema diline örnek gösterdi ve dinleyicilerden Tarkovsky adını unutmamalarını istedi<ref>Johnson, Vida T. ve Petrie, Graham (1994), Tarkovsky, (iye) Daniel J. Goulding (Ed.) Five Filmmakers. Bloomington: Indiana Univ. Press, s. 1-49, alıntı, s. 5.</ref>

Tarkovski Mühürlenmiş Zaman adlı kitabında filmden memnun olmadığını belirtir ve Ivan rolünde oynayan Nikolai Burlyayev’i eleştirir. Sovyetler Birliği’nde siyasi baskı nedeniyle çok kısa süre gösterimde kalabilmiş olan film Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan, San Francisco Film Festivali’nde Golden Gate ödülü ve Acapulco Festival Filmleri Festivali’nde (Meksika) büyük ödül kazanmıştır. Sovyet yöneticilerinden Avrupa komünist partilerinden, özellikle de İtalyan Komünist Partisi’nin yayın organı Unita’dan, yarattığı karakterler ve Anayurt Savaşı’nı ele alışı nedeniyle olumsuz eleştiriler alan filmi, Jean Paul Sartre Sovyet gençliğinin savaşla ilişkileniş biçimi olarak görür ve Ivan gibi çocukluğu elinden alınmış çocukların dünyanın başka yerlerinde hala yaşadıklarını vurgulayarak, filmin gerçekçiliğini kutlar. Savaş kendi yiyip bitireceği kahramanlar yaratmaktadır. <ref>Sartre, Discussion on the criticism of Ivan’s Childhood </ref>


Notlar

<references/>


Dış bağlantılar

  • Tarkovski ile filmleri üzerine
  • Elçin Uğur’un Eleştirisi
  • Uğur Kutay: Jeneriğe Dikkat
  • Jean Paul Sartre: Discussion on the criticism of Ivan’s Childhood
  • Fergus Daly ve Katherine Waugh’un Eleştirisi (İngilizce)
  • Ulrich Behrens’in Eleştirisi (Almanca)
  • Ivanovo Detstvo, IMDB Sayfası

Internette yaygınlaşmaya başladığında kimse - Seyyan Hanım

Posted on August 30th, 2007 in Uncategorized by admin

Döneme ait bir ses kataloğunda yer alan bilgilere göre, Seyyan Hanım, 1913 yılında İstanbul’da doğdu. İlk öğreniminin ardından İstanbul Konservatuvarı’na devam etti ve orada Talariko Bey’den dersler aldı. Konserlerinde gösterdiği üstün ses rengi ve gücü ile parlak başarılar elde etti.

Konservatuvar yıllarında yabancı dillerde (İtalyanca-Fransızca) söylediği şarkıları bir süre sonra Kadiköy Opereti’nde (Şimdiki Süreyya Sinemasının olduğu bina) söylemeye başladığında daha 16 yaşındaydı.

Yabancı kökenli şarkılar yanında “Efem”, “Çoban Yıldızı (Pole Star), “Akşam Garipliği (Night Gloomy)”, “Zavallı Aşk (Poor Love)” gibi özgün Türk müziği örneklerini de icra etti. 1914 - 1920 yılları arasında söylediklerinin bazıları hocası Kaptanzade Ali Riza Bey ve Columbia tarafından kayıt edilmiş ve günümüze ulaşmaları sağlanmıştır.

İlk Türk tangosu “Mazi Kalbimde Bir Yaradır” Necip Celal tarafından bestelendikten hemen sonra onun sesiyle dinleyicisi ile buluşmuştur. Bu sırada İstanbul’da Moulin Rouge (Kırmızı Değirmen)’de şarkılarını icra etmektedir (1930-1932).

Teğmen Sait Oskay ile evlenerek Oskay soyadını aldıktan sonra eşinin görevi dolayısıyla Anadolu’nun birçok farklı ilinde yaşadı. Bu dönemde ancak uzun ve yorucu seyahatlerden sonra İstanbul’a gelerek ses ve müzik çalışmalarını devam ettirdi.

Elliyi aşkın uzunçalardan en çok söylediği tangolarla ün kazanmıştır. Bu yüzden gizli kalmış ilk Türk tangocusu denilebilir. Katıldığı birkaç radyo programı da vardır.

16 Mayıs 1989′da Maltepe’deki evinde 76 yaşında hayatını kaybetmiştir.


Kendi Sözlerinden Hayatı

“Ben aslında ilk değil ama ilklerdenim. Benden önce, Fikriye Hanım ve Afife Hanım vardı”.

“Kırmızı Değirmende” tanıştım Fikriye Hanım’la. Benden hem yaş hem cüssece büyüktü. Necip Andel şarkıları için sesi çok uygun değildi. O da mesela Muhlis Sabahattin Bey’in şarkılarından “Ayşe” gibi şarkıları söylüyordu.. Sabahattin Bey’de istedi şarkılarını söylememi ama kabul etmedim. O başka bir hayat tarzı gerektiriyordu.”

“Ben orada söylerken kimse dans etmezdi. Sadece konser dinlemeye gelmişler gibi dinlerlerdi. Annemle giderdik sonra onunla beraber dönerdik.”

“Oradan beni ayıran mekan değil, orada ki hayat tarzına ayak uyduramayışımdı.”

Olacaklardan haberdar değildi. - Maia (yarı tanrı)

Posted on August 27th, 2007 in Uncategorized by admin


Tolkien Evreninde Hayali Kahraman(lar)

Eru Zamansız Salon’da Ainur’u yarattı. Onlar çok güçlü tanrılardı. Ainur Eru’nun isteiği üzerine onun için şarkı söylemeye başladı ve boşlukta Arda oluştu. Böylece Ainurdan bir kısmı Arda’ya indiler ve onlara Valar ismi verildi ve 15 taneydiler. Valar ile birlikte birçok daha güçsüz Ainur daha indi yeryüzüne bunlar Valar’ın yardımcılarıydılar ve Maiar adını aldılar. Valar’ın yaşadığı Undying Lands’de (Ölümsüz Topraklar)birçok Maiar vardı ve bunlardan az bir kısmı Orta Dünya’da tanındı ve isimlendirildi.

Maiar’ın en güçlüsü Manwe’nin Maia’sı Eönwe idi. Eönwe bir Vala kadar güçlü idi ve Melkor’a karşı verilen savaşlarda bir Vala kadar iyi savaştı.

Arien ve Tilion insanların (men) tanıdıkları Maiar lardı. Arien güneşe yol gösteriyordu Tilion ise aya.

Osse ve Unien denizcilerin yakından tanıdıkları Vala Olmo’nun yardımcılarıydı. Osse dalgaların efendisi idi ve her denizci ondan çok korkardı. Uinen ise durgun ve sakin havanın Maia’sıydı ve bu yüzden denizciler tarafından sevilirdi.

En ünlü Maia ise kuşkusuz Melian’dı. Valinor’da hem Vana hem de Este’nin emrinde olan Melian Yızldızların Çağı sırasında Orta Dünya’ya gelmiş ve burda elf kralı Elwe Singollo ile evlenmişti.

Orta Dünya’ya gelen tek Maia Melian değildi. Elflerin (Elves) Iarwin Ben-adar, cücelerin (Dwarfs) Forn insanların (men) Orald ve Hobbitlerin (Hobbits) Tom Bombadil ismini verdikleri bu Maia Orta Dunya halklarının kaderine çok az bulamış ve Old Forest’da yaşamıştır. Old Forest’da Tom Bombadil ile birlikte yaşayan diğer bir Maia ise Goldberry idi ve Tom Bombadil’in karısıydı.

Orta Dünya tarihinde önemli rol oynamış Maiar ise hiç kuşkusuz beş Istari idi. Güneşin Üçüncü Çağı’nda Ora Dünya’ya gelen bu 5 Maia Saruman The White, Radagast The Brown, Gandalf The Grey ve iki Blue Wizard Alatar ve Pallando idi.

Ölümsüz Toprak’larda yaşayan Maiar Orta Dünya’da ki tek Maiar değildi. Kötü Vala Melkor’a hizmet eden birçok Maiar vardı. Bunlardan kuşkusuz en korkuncu Balrog’ların efendisi Gothmog idi. Örümcek formunda görünen Ungoliant Melkor’un bile kontrol etmekde güçlük çektiği bir Maia idi.Ungolıant bi örümcek şeklındedir ve görünmez ağları vardır.ayrıca sonsuz bi açlığa sahiptir ve denir ki;ortaya çıkan bi kıylıkta kendini yiyererk yok ettiği söylenir

Melkor tarafından nasıl yaratıldıkları belli olmayan ile Vampir (vampires) ve kurtadam da (werewolfs) birer Maia idi. Vampirin ismi Thuringwethil ve kurtadamın ismi ise Draugluin idi.

Melkor’un en kötü ve en ünlü Maia’sı ise Sauron’du.melkor dan daha az kotuydu.melkor un bütün planlarında sauraon un bir payı vardır… Başta Demirci Aule’nin Maia’sı olan Sauron sonradan taraf değiştirip Melkor’un yanına geçmişti ve Melkor’un Valar tarafından yenilmesinden sonra Orta Dünya’da ki en kötü güç olarak yüzyıllar boyunca korku saçmıştı.


Kaynak

  • www.ortadunya.com

Geliştirilmiştir. Sayısal - Lynda com

Posted on August 26th, 2007 in Uncategorized by admin

Lynda com, Adobe ve Macromedia yazılımları üzerine baskı tasarımı, web tasarımı, sayısal fotoğraf, sayısal vidyo gibi ana başlıklarda başlangıçtan en ileri düzeye kadar eğitim materyallari hazırlayan ABD, Kaliforniya’da kurulmuş bir şirkettir.

Eğitim ürünleri arasında Adobe, Alias, Apple, Corel, Eovia, Filemaker, Maxon, Microsoft, Quark gibi firma ve ürünlere ait eğitim kitap ve etkikeşimli CD ve DVD’leri yer almaktadır.


Ayrıca bakınız

  • Total Training
  • VTC
  • Digital Tutors
  • Gnomon
  • CG Academy
  • 3D Tutorial


Dış bağlantılar

  • http://www.lynda.com/
  • AdobeIstanbul - Resmi Istanbul Adobe Kullanıcıları Topluluğu
  • AdobeIstanbul - Lynda.com Eğitim Videoları Açıklamaları

Karıştırılmamalıdır. - Η

Posted on August 25th, 2007 in Uncategorized by admin

Ηη Yunan alfabesinin yedinci harfidir. Yunanca’daki sesletimi i’dir ve dildeki adı itadır. Büyük harf şekli olan Η, Lâtin sessiz harfi olan H ile karıştırılmamalıdır. Yunan Ηηsi bir sesli harftir.

Hθική (itiki) = Etik

Hλεκτρίζω (ilektrizo) = Elektriklendirmek

Silinmesi - Hemenpaylaş

Posted on August 22nd, 2007 in Uncategorized by admin

Hemenpaylaş, elmasgunes.net tarafından geliştirilen, ücretsiz, hızlı ve kolay dosya paylaşım sistemi, dosya paylaşım projesi, dosya hosting web sitesidir.

Paylaşmak istenilen dosyalar kullanıcı tarafından Hemenpaylaş’a yüklenmektedir. Yüklenmek istenilen dosya maksimum 250 Mb kapasiteye sahip olmalıdır. Yükleme yapıldıktan sonra kullanıcıya 2 adet link verilmektedir. Bunlar İndirme ve Silme linkleridir. Bu linkler sadece yükleyen kişiye aittir. Yükleyen kişi yüklediği dosya linkini istediği kişiye vererek başkaları ile kolayca paylaşmaktadır. Yüklenilen her dosya sınırsız kullanıcı tarafından indirilebilir.

Kullanıcılar tarafından yüklenilen dosyalar sadece kullanıcı elinde bulunan silme linki sayesinde silinebilmektedir. Unutulan dosyalar Hemenpaylaş tarafından silinmemektedir.

Hemenpaylaşı günlük yaklaşık 260.000 kullanıcı ziyaret etmektedir. Yaklaşık günde sisteme 10.000 civarında yeni dosya yüklenmektedir.
Hemenpaylaş’daki dosya sayısı 1.000.000 adeti geşmiş ve kapasiteside 10 Tb sınırlarını zorlamaktadır.

HemenPaylaş, 20 Ekim 2006 tarihi itibariyle dosya yayınlarını kapatmıştır. Kapanışının sebebiyse kullanıcıların illegal, pornografik içerikli dosyalarının sistemde barındırılmasıdır. Yaklaşık iki milyon dosyanın tek tek incelenip tek tek silinmesi olanaksızdır. Gerekçe olarak gösterilen neden ise mahkemeden çıkan kapatma kararıdır.


Dış bağlantılar

  • Hemen Paylaş!

Biçimi ve - Jips

Posted on August 21st, 2007 in Uncategorized by admin

JİPS

Kimyasal Bileşimi, CaSO4 . 2H2O

Kristal Sistemi, Monoklinik

Kristal Biçimi, Çoğunlukla ince-kalın levhamsı kristalli; kısa-uzun prizmatik, iğnemsi, masif, tanesel, lifsi

İkizlenme, {100} yüzeyinde kırlangıç kuyruğu, {-101} yüzeyinde kelebek ikizleri çok tipiktir.

Sertlik, 2

Özgül Ağırlık, 2.32

Dilinim, { 010} mükemmel

Renk ve Şeffaflık, Renksiz-beyaz, sarımsı, yeşilimsi, kırmızımsı; şeffaf-yarı şeffaf

Çizgi Rengi, Beyaz

Parlaklık, Camsı

Ayırıcı Özellikleri, Düşük sertliği ve dilinimi

Bulunuşu, Deniz suyundaki çözünülürlüğü halit ve anhidrit minerallerine göre daha zayıf olan ve evaporasyonda ilk çökelen mineraldir. Karbonatlı kayalarda piritin oksidasyonundan türeyen sülfirik asitin bulunduğu yerlerde ve bazı volkanik alanlarda da oluşabilir.

Ankara nın Bala ilçesi yaylalı özü köyü sınırları içinde Pur yatakları vardır.

MPEG - Digital Video Broadcasting

Posted on August 21st, 2007 in Uncategorized by admin

Digital Video Broadcasting (DVB) (Dijital Video Yayınlama).

DVB teknik olarak, Televizyon, Radyo, Çok kanallı ton, interaktif hizmetler (MHP, EPG ve Teleteks gibi)’de dijital içerikleri aktarmaya yarayan yöntemdir.

DVB, MPEG-2 ve HDTV için H.264 veri sıkştırma yöntemleri sayesinde yayın kanalı (Frekans) başına analog yayından daha çok programı barındırabilir.

Yayın kalitesi DVB’de analog yanına göre çok yüksektir. DVB, Abonelik sistemi ile çalışan Televizyon, Pay-per-View, Vidyo paylaşımı alanında sinyalleri şifreleme özelliği ile yayıncı için maliyeti düşürmekte ve güvenlik açısından birçok imkanlar sunmaktadır.


Aktarma biçimleri

DVB’nin birbirinden farklı aktarma yolları vardır.

  • DVB-S Uydu ile aktarma
  • DVB-C Kablo ağları üzerinden aktarma
  • DVB-T Sayısal Karasal Yayıncılık
  • DVB-H Mobil cihazlara aktarma
  • DVB-IPI IP bazlı bilgisayar ağları üzerinden aktarma
  • DVB-RC(S/C/T) veri aktarımı için
  • DVB-SI Servis bilgilerinin aktarımı için
  • DVB-SH Uydu üzerinden mobil cihazlar için aktarımı için


Farklılıklar

DVB-S (Uydu)

  • Kipleme çeşidi: QPSK
  • Aktarma Kapasitesi: 33-38 Mbit/s
  • Taşınabilirlik:sabit, koşullu taşınabilir

DVB-C (Kablo)

  • Kipleme çeşidi: 64-256QAM
  • Aktarma Kapasitesi: 38 Mbit/s
  • Taşınabilirlik:sabit

DVB-T (Karasal)

  • Kipleme çeşidi: QPSK, 16-QAM, 64-QAM
  • Aktarma Kapasitesi: 4-22 Mbit/s
  • Taşınabilirlik:sabit, taşınabilir, mobil

Sıkıştırma - Porsche 550 Spyder

Posted on August 20th, 2007 in Uncategorized by admin

Porsche 550 Spyder, Alman otomobil üreticisi Porsche tarafından 1950′lerde üretilmiş spor otomobil.

Walter Glöcker tarafından 1951′de yapılan Porsche 356 Spyder’dan ilham alan fabrika, ilk kez yarışlarda kullanılmak üzere özel olarak tasarlanmış bir araç tasarlamaya karar verdi.

Porsche RS veya Spyder olarak da bilinen Porsche 550, Porsche’ye büyük bir spor otomobil yarışında ilk zaferini 1956 Targa Florio yarışını kazanarak tattırdı.

Bu sıkıştırma - Brayton çevrimi

Posted on August 17th, 2007 in Uncategorized by admin

Brayton çevrimi, genel olarak gaz türbinlerinde kullanılan, periyodik bir prosesdir. Diğer içten yanmalı güç çevrimleri gibi açık bir sistem olmasına rağmen; termodinamik analiz için egsoz gazlarının içeri alınıp tekrar kullanıldığı farzedilir ve kapalı bir sistem gibi analize uygun hale gelir. İsmini George Brayton’dan almıştır. Aynı zamanda Joule çevrimi olarak da bilinir.

Çalışma Modeli :


Bir Brayton tip makine şu üç elemanı içerir:

19. yüzyıldaki orijinal Brayton makinesinde çevre havası , kompresör pistonuna girer, burada basınçlandırılır.(Teorik olarak izentropik bir işlemdir.)Sıkıştırılmış hava daha sonra karışım odacığı boyunca ilerler, yakıt ilave olur.(Bu da sabit basıçta olan bir prosesdir.) Isıtılmış, basınçlandırılmış hava ve yakıt karışımı daha sonra genişleme silindiri içinde alev alır ve enerjisini verir, piston/silindir boyunca genişler.(Teorik olarak yine izentropik bir prosestir.) Piston/silindir ile elde edilen işin bir bölümü kompresöre güç sağlamak için bir mil düzeneği aracılığı ile kullanılır.

Brayton çevrimi günümüzde en çok gaz türbinli makinelerde kullanılır. Burada da yine üç eleman vardır:

  • Gaz kompresörü
  • Brülör (Yakıcı) veya yanma odası
  • Genleşme türbini

Burada da çevre havası kompresöre girer ve basınçlandırılır.(Teorik olarak izentropik prosestir.) Basıçlı hava yanma odasına girer, yakıtın yanması ile hava ısıtılır. (Sabit basınçta gerçekleşen proses). Hava açık olan yanma odası boyunca akış yapar.(Girer ve çıkar) Basınçlı ve ısıtılmış hava, enerji vererek, türbin veya türbinler boyunca genişler ve iş elde edilir.(İzentropik proses) Türbinden elde edilen işin bir kısmı ile kompresöre güç verilir.

Ne sıkıştırma, ne de genişleme gerçekte izentropik olamaz, kompresör ve genleştirici boyunca kayıplar, verim kaybını kaçınılmaz kılar. Genelde, sıkıştırma oranındaki artış, bir Brayton sisteminin tüm çıkış gücünü arttırmak için en çok kullanılan yoldur.

3-5 dakikalık - Abolfazl Soroush Mehr

Posted on August 14th, 2007 in Uncategorized by admin

Ebufazl Sorouş Mehr, İranlı film yönetmeni.

2001 yılında Japonya’da yapılan belgesel film festivalinde Gürültünün Ötesindeki Hayat (Farsça: Zendegi Ansouye Hayahou - İng.: Life beyond the noise) isimli 13 dakikalık Betacam biçemli belgesel ile ödül alan Mehr, 1976 İran doğumlu. Senaryo yazarlığı ve sesçilikle de uğraşan Mehr, belgesel çalışmalarını ağırlıklı olarak 8 mm, 16 mm ve Betacam biçemlerinde gerçekleştirmekte.

Duyamayacağı - MP3

Posted on August 11th, 2007 in Uncategorized by admin

MP3 (okunuşu me-pe-üç), açılımı MPEG-1 Audio Layer III (Film Uzmanlar Grubu Ses Katmanı 3) olan sıkıştırılmış ses biçimi ve bu biçimde kaydedilen seslere verilen ad. Fraunhofer-Institute tarafından geliştirilmiştir. Sayısal hale getirilmiş sesler üzerinden insan kulağının duyamayacağı frekansların silinmesi yöntemine dayanır. Ses kalitesinde kayıp olmadan 1:12 oranına kadar sıkıştırmaya imkân tanır.

MP3, MPEG-3 ile karıştırılmamalıdır. MPEG-x standartları MPEG grubu tarafından belirlenen, hem ses, hem de görüntüyle ilgili standartlardır. + MP3, MPEG-3

MP3 kelimesi, MPEG Layer 3′ün kısaltmasından oluşmuştur. (MPEG=Motion Pictures Experts Group). Yepyeni bir müzik formatıdır. Sıkıştırma algoritmaları geliştirilmeden önce bilgisayarlarda ses örnekleri wav, pcm, voc, au, snd gibi formatlarda saklanırdı. Bu formatlar sesi depolarken insan kulağının duyamayacağı ses frekanslarını da depolayarak dosyanın şişmesine yol açarlar. Bu formatlarda CD kalitesinde 3-5 dakikalık bir ses kaydının saklanabilmesi için 50 ila 70 megabayt arasında bir sabit disk alanı gerekmektedir.
MP3 sıkıştırma formatı tüm basitliğiyle internette yaygınlaşmaya başladığında kimse sonradan olacaklardan haberdar değildi. Başlangıçta CD kalitesinde müzik dosyalarının sabit disklerde eskiye nazaran 16′da 1 oranında sıkıştırılarak daha az yer kaplar hale getirmesiyle yaygınlaştı. Tüm internet kullanıcıları kendi evlerinde ve ofislerinde bu sıkıştırma algoritmasını kullanan sıkıştırıcı yazılımlar kullanarak CD’lerini, kasetlerini MP3 formatına dönüştürdü.


Ayrıca Bakınız

  • DivX
  • Winamp
  • Ogg Vorbis

MPEG - VCD

Posted on August 8th, 2007 in Uncategorized by admin

VCD ya da VideoCD


Video Compact Disc

  1. Video görüntülerin CD üzerine kaydedilmesi için kullanılan bir kayıt standardı.
  2. Kısaltmanın anlamına ve kaydın teknik tanıma uygunluğuna bakılmaksızın, CD üzerine kaydedilmiş olan video görüntülere (sinema filmlerine) verilen ad.
  3. VCD biçiminde kaydedilmiş olan video görüntüleri, bilgisayar veya televizyon ekranına bağlayarak, görüntülemeye yarayan aygıt. Eşanlam: VideoCD Aygıtı.


Teknik özellikleri

Video CD (ya da VCD), video görüntüleri, belli bir teknik kurala uyarak, CD üzerine kaydetmeyi tanımlayan bir kayıt standardıdır. Elektronik üreticilerinin standartları tanımlamak için kullandığı Beyaz Kitaba (White Book) ilk girişi, bir Japon elektronik firması kanalı ile, 1993 yılında olmuştur. Özü itibarı ile, video görüntülerin, CD üzerine MPEG1-1 standartlarına uygun olarak, PAL televizyon sistemi için nasıl, NTSC televizyon sistemi için nasıl kaydedileceğini belirtir.
Buna göre, video görüntüler, 4:3, 16:9 orantısında ve PAL televizyon sistemi için, saniyede 25 kare/saniye olarak, 352 × 288 resim elemanı (piksel) ile; NTSC televizyon sistemi için ise, 352 × 240 resim elemanı ile 23,976 kare/saniye ile kaydedilir. Sesler, çift kanal ses sistemi (stereo) ile kaydedilir. VCD oynatıcı aygıtların mekaniği normal CD sürücülerin mekaniği ile büyük çapta aynıdır.


Görüntü kalitesi

Video CD’lerin görüntü kalitesi yaklaşık olarak, VHS Video ile aynı, ancak, profesyonel olarak üretilmiş olan bir VHS videodan biraz daha düşüktür. Kayıt süresi ise 74 veya 79 dakikadır. Bu nedenle, kayıt süresi açısından, sinema filmlerinin kaydı için, pek uygun değildir.

Bu nedenle, farklı ve daha uzun kayıt yapmaya izin veren, KVCD, AVCD ve MVCD denilen birçok VCD kayıt biçimi geliştirilmiş, ancak DVD kalite ve kayıt süresine erişilemediği için, yaygınlaşmamamıştır. Bunlar içinde en çok yaygınlaşan, bir anlamda VCD’nin devamı ve daha geliştirilmiş bir biçimi olan ve MPEG-2 sıkıştırma sistemi ile çalışan SVCD’dir. Bu kayıt biçimi VCD’den daha kaliteli bir resim kalitesi sunmakta ve DVD aygıtlarının çoğu tarafından desteklenmektedir.

VCD aygıtları ve kullanımı, gün geçtikçe yerini DVD aygıtlarına, kayıt biçimi ise DVD kayıtlarına bırakmaktadır. Ancak hala, gerek ham CD-ROM maliyeti, hem de DVD yazma aygıtlarının daha pahalı olması nedeniyle, özellikle, bilgisayar kullanıcıları tarafından, yaygın olarak kullanılmaktadır.

VCD ya da SVCD kaydı yapmak için, yaklaşık her bilgisayarda bulunan, normal bir CD yazıcı aygıtı yeterliyken, DVD biçiminde kayıt yapabilmek için, DVD yazıcı kullanılması gerekmektedir.

Kaplar - Obi Nehri

Posted on August 4th, 2007 in Uncategorized by admin

Obi Nehri (Rusça: Обь) Sibirya’nın güneyinden başlayan ve Kuzey Buz Denizi’ne dökülen nehir. Nehir oldukca geniş ve düz yataklara sahip olduğundan şehirler arası yolcu ve yük taşımaya elverişlidir. Kışın nehir suları donar ve araç geçişine uygun hâle gelir.

Asya’nın en uzun ırmaklarından biri olan Obi Rusya Federasyonu sınırları içindedir. Biya ve Katun ırmaklarının birleşmesiyle oluşur. Bu birleşme noktasından, Kuzey Buz Denizi’ne döküldüğü yere kadar 3.650 km uzunluğundadır. En uzun kolu Kara İrtiş’le birlikte 5.411 km uzunlukta olan Obi Irmağı’nın havzası 2.990.000 km2‘lik bir alan kaplar. Obi Nehri’nin genişliği Barnaul’da 2 kilometredir. Ağzı yakınlarında ise genişliği 19 kilometreyi aşar.

Kalitesinde - Pirinç (çeltik)

Posted on August 4th, 2007 in Uncategorized by admin

Pirinç, buğdaygiller (Poaceae) familyasından mısır ve buğdaydan sonra en fazla ekimi yapılan otsu bir bitki türleri. Dünya nüfusunun yarısından fazlası için beslenmede büyük bir önem taşır.

Contents


Pirincin işlenmesi ve yan ürünler

  • Pirinç kabuğu: Pirinç tanesini içine alan dış kaplama veya kabuk tabakası. Kabuk yenilmez, fakat enerji santralleri ve pirinç çeltik fabrikalarında yakıt kaynağı olarak yakılabilir, aşındırıcı ve başka ürünlerde koruyucu tabaka olarak kullanılır.
  • Pirinç kepeği: Esmer pirincin üst tabakası. Tahıllarda, karışımlarda ve vitamin konsantrelerinde bir bileşendir ve pirinç kepeğinin gıda kalitesinde olmayan cinsleri hayvan yemlerinde kullanılır.
  • Pirinç kepeği yağı: Pirinç kepeğinden çıkartılan yüksek kaliteli bir yemeklik yağdır.
  • Kırık taneler: Bir tam tanenin dörtte üçünden küçük olan pirinç taneleri. Pirinç unu yapımında ve evcil hayvan mamalarında kullanılır.
  • Pirinç unu: Öğütülmüş kabuksuz veya esmer pirinçtir. Alerjenik değildir ve bu da onu, glütene ve buğday unu ürünlerine karşı alerjisi bulunanlar için bir buğday alternatifi olarak çok değerli hale getirir. Pirinç hamuru, cips ve başka aperatif yiyecekler ve kahvaltı amaçlı tahıl ürünleri üretilmek üzere tabaka haline getirilebilir.


Pirinç Çeşitleri

  • Uzun taneli pirinç: Uzunluğu eninin 4 veya 5 katı olan uzun ve ince taneler. Pişirildiğinde tane tane, hafif ve yumuşak olur.
  • Orta boy taneli pirinç: Uzunluğu eninin 2 veya 3 katı olan, uzun taneli pirinçten daha kısa ve geniş taneler. Pişirilmiş taneler daha nemli ve yumuşak olur ve uzun taneli pirince göre birbirine yapışma eğilimi daha fazladır.
  • Kısa taneli pirinç: Kısa, tombul, hemen hemen yuvarlak olan tanelerdir.
  • Aromatik pirinç: Kavrulmuş fındık veya patlamış mısıra benzer bir doğal aroması ve tadı vardır. En yaygın yerli aromatik pirinçler basmati, jasmine ve della’dır.
  • Tatlı pirinç: Kısa, tombul, opak taneli pirinç. Pişirildiğinde pirinç şeklini kaybeder ve çok yapışkan ve glütenli olur.


Amerikan pirinci

17. yy’da bir Hollanda gemisinin kaptanı, Güney Caroline Valisine, gemisinde yaptıkları onarıma karşılık teşekkür etmek için kargo olarak taşıdığı pirinç tohumlarından bir kısmını verdi. Bu birkaç tohumun bugün bildiğimiz Amerikan pirinç endüstrisini kurduğu söylenir. Tayland, Hindistan ve Vietnam’dan gelen pirinçlerle birlikte Amerika’nın pirinç üretimi dünya pazarında lider konumuna geldi.

Bugün bile Amerikan pirinci Amerikan keşif ruhundan kar sağlamaktadır. Örneğin, 50 yıl önce endüstriyel pişirme prosesi ABD, de geliştirildi. Bu buhar basıncı prosesinin bir sonucu olarak kabuklu pirinç tanelerinin dış tabakalarındaki besinlerin çoğunluğu pirinç tanesi içinde korunmaktadır. Ayrıca, haşlamanın bir sonucu olarak, pişirme özellikleri yanısıra yiyecek firması için onu mükemmel bir ürün haline getiren başka bir kalite özelliği de önemli ölçüde geliştirildi. Haşlanmış Amerikan pirinci (kolay pişer) çiğ halde sarı olmasına rağmen pişirildiğinde beyazlaşır. Yapışmaz ve tane tane kalır.


Dünya çeltik üretimi

Çeltik daha ziyade tropikal ve suptropikal iklim şartlarında, güney ve güneydoğu Asya ile Afrika’da yaygın olarak yetiştirilir.

Dünya Çeltik Üretimi - 2005
(million metric ton)
30px| Çin 185
30px| Hindistan 129
30px| Endonezya 54
30px| Bangladeş 40
30px| Vietnam 36
30px| Tayland 27
30px| Myanmar- Burma 25
30px| Pakistan 18
30px| Filipinler 15
30px| Brezilya 13
30px| Japonya 11
Dünya Toplamı 700
Kaynak:
UN Food & Agriculture Organisation (FAO)
[1]


Vitaminler

100 gr pişirilmemiş haşlanmış pirinçte mineral ve vitaminler :

  • Sodyum 5,000 mg
  • Potasyum 120,000mg
  • Kalsiyum 60,000 mg
  • Magnezyum 31,000 mg
  • Demir 1,500 mg
  • Fosfor 136,000mg
  • E vitamini 0,130 mg
  • B1 vitamini 0,100 mg
  • B2 vitamini 0,070 mg

Kadar sıkıştırmaya imkân - Kaleköy, Kaman

Posted on August 4th, 2007 in Uncategorized by admin

Köyümüz Kırşehir İli Kaman ilçesine 12 Km. uzaklıktadır.15 kadar hane ve yaklaşık yerleşik nüfüsu 25 kişi olan köyümüzde nüfus yaz aylarında 100 e kadar çıkmaktadır.

[1]

Duyamayacağı frekansların - Otomatik Yön Bulucu

Posted on August 3rd, 2007 in Uncategorized by admin

Otomatik Yön Bulucu (ADF: Automatic Direction Finder)

Contents


Yön Bulma Sistemi ve Tarihçesi

Yön bulma sistemi radyo dalgalarının seyrüsefer (navigasyon) amaçları için kullanıldığı bir sistemdir. Elektronik seyrüseferin bu formu yer bazlıdır. Fakat tarihteki ilk kullanılan seyrüsefer yöntemi yer bazlı değil gök bazlıydı. Eski çağlardan beri, belirli yıldızların yön bulmak için kullanılabileceği biliniyordu.Örneğin kutup yıldızının gece gökyüzünde sabit kaldığı tespit edilmiş ve bir referans olarak kabul edilmiştir.


Yönlü Olmayan Radyo Vericisi (NDB: Non-Directional Beacon) (Yer istasyonu)

Bir yer istasyonu belirli bir yerde bulunan, hava veya deniz seyrüsefer desteği veren radyo yayın istasyonudur.
Her yer istasyonu bir, iki ya da üç harflik bir mors koduyla tanımlanmıştır.
Yer istasyonları güç çıkışlarına ve kullanımlarına göre sınıflandırılmışlardır:

  1. L yer istasyonu 50 watttan az bir güce sahiptir.
  2. M yer istasyonu 50 wattan 2000 watta kadar bir güce sahiptir.
  3. H yer istasyonu 2000watt veya daha yüksek bir güce sahiptir.

Radyo dalgalarıyla yön bulma hala çok yaygın olarak kullanılıyor çünkü,

  • Görüş çizgisi iletimi güvenilirliğini kaybettiği zaman kullanılır.
  • Hava aracında veya yerde özelleşmiş seyrüsefer ekipmanı bulunmadığı zaman kullanılır.
  • Yer istasyonlarının kurulumu ve bakım maliyeti düşüktür ve ayrıca yer istasyonunun kurulumu sırasında havaalanları araç yardımı yapabilirler ve bu da ekonomik fizibilite sağlar.
  • Yer istasyonları 200 ile 450khz frekans bandı arasında iletim yapar. Sinyal VHF (çok yüksek frekans) ya da UHF(ultra yüksek frekans) ‘in görüş hattında (LOS (live of sight)) iletilmez. Ama dünya üzerinde, dünyanın şeklini takip ederek kavis yapar; bu da alçak irtifalarda çok büyük mesafelerden alımın gerçekleşmesini sağlar.
  • Vericinin yön bulma için tasarlanmış olması gerekmez. Radyo veya televizyon istasyonu, iletişim istasyonu ya da bunlardan farklı herhangi bir yayın sistemi olabilir.


Yer istasyonu kullanımı:

Bir hava aracı bir yer istasyonuna doğru ya da yer istasyonundan zıt yöne doğru bir yönelim izleyebilir. Yer istasyonu yönelimleri uçakların uçabileceği planlı, güvenilir yollar sağlar. Hava araçları bu önceden belirlenmiş yoları izleyerek uçuş planını tamamlar.Hava yolları yüksek ve alçak irtifa hava yolları olarak numaralandırılmış ve standardize edilmiştir . Pilotlar çeşitli seyrüsefer istasyonlarından sinyal alarak bu yolları takip eder. Yer istasyonlarının uzun zamandır kullanılan diğer bir uygulaması ise sabitleri kesme yeteneğidir. Sabit gökyüzünde bir noktadır. Bu sabitler, seyrüsefer istasyonlarından başlayarak birbirleriyle kesişinceye kadar çizgiler çizilmesi ve tepe noktası sabit olacak şeklide üçgen oluşturması ile hesaplanır. Bu şekilde sabitleri belirlemesi bir pilota kabaca yatay pozisyonunu hesaplamasına yardımcı olur. Bu kullanım, DME (distance measuring equipment) (uzaklık ölçen ekipman) ile VOR( VHF omni-Ranging) gibi diğer seyrüsefer sistemleri herhangi bir şekilde arızalanırsa önemlidir.


Bir yer istasyonundan olan uzaklığı belirleme:

Bir yer istasyonundan olan uzaklığı belirlemek için şu basit yöntem kullanılacaktır:
1. Uçağı, kanat uçlarından biri direk istasyonun hizasında olacak şekilde döndürün
2. Bu yönelimde birkaç istasyon geçene kadar uçun ve zamanı ölçün
3. istasyona olan zaman = 60 x uçulan dakika sayısı / yönelim değişiminin derecesi
4. son olarak uçuş bilgisayarınızla istasyon ile hava aracı arasındaki mesafeyi hesaplayın
yer istasyonlarının çeşitli sahipleri vardır, fakat genellikle devlet ve havalimanları yer istasyonlarına sahiptir. Türkiye’de de durum böyledir.


Otomatik Yön Bulucu (ADF):

Yön bulucunun daha kolay çalışması için otomatik yön bulucu geliştirilmiştir. Yön bulmak için herhangi bir manuel operasyon gerektirmez. ADF göstergesi sürekli seçilen yer istasyonu istasyonunu gösterir. Daha önce dikkat çekildiği gibi ADF sinyalleri dünya üzerinde, dünyanın şeklini takip ederek kavis yapar; bu da alçak irtifalarda çok büyük mesafelerden alımın gerçekleşmesini sağlar. ADF sinyallerinin gideceği maksimum sınır yer istasyonu’nin gücüne bağlıdır. ADF 190-1750khz arasındaki sinyalleri algılayabilir. ADF hem yer istasyonu üzerinden hem AM radyo istasyonundan sinyal alabilir. Ticari AM radyo istasyonları 540-1620khz arasında yayın yapar.


Tasarım ve Bileşenler:

ADF sistemi bileşenleri alıcı, kontrol kutusu, anten ve yönelim göstergesidir. Bir ya da iki ADF kontrol kutusu, bir veri yolu denetçisi, ya da bu iki metodun bir kombinasyonu ADF’i kontrol etmede kullanılabilir.


Alıcı:

ADF alıcısının üzerindeki kontroller, pilotun istenen istasyonun frekansını ayarlamasını ve çalışacağı modu seçmesini sağlar. Frekans ayarlamasını yaparken pilot istasyonu tanımlamalıdır. Düşük veya orta frekans yer istasyonları sesli iletişim hariç sürekli bir şekilde tanımlama yapmak için 1020 hertz civarında yayın yaparlar. Bütün yer istasyonları, sürekli olarak mors kodunda iki-üç karakterli tanımlama yayını yapar. Sinyal alınır yükseltilir ve ses sinyali ya da mors koduna çevrilir.

ADF alıcısında frekans ayarı yapmak için pilotun yerine getirmesi gereken işlem komutları aşağıda listelenmiştir:

  1. Fonksiyon düğmesi ANT moduna getir. Bu seti açar ve en iyi alımın olduğu modu seçer. ADF fonksiyonunun gerekli olmadığı durumlarda, ANT modunu ADF’in frekansını ayarlamak için ve sürekli dinleme yapmak için kullan.
  2. İstenilen frekans bandını seç, sesi arka fonda gürültü olana kadar ayarla
  3. Frekans ayar kontrolleriyle istenilen frekansı ayarla, sonra sesi en iyi dinleme seviyesini elde edene kadar ayarla ve istasyonu belirle
  4. Radyoyu otomatik yön bulucu olarak kullanmak için fonksiyon seçim düğmesini ADF moduna getir.
  5. Yönelim göstergesindeki ibre, istasyona göre uçağın burnunun yönelimini gösterir. Bir döngü anahtar göstergenin doğru çalışıp çalışmadığını kontrol eder. Anahtarı kapa. İbre seçilen istasyona doğru yönelimden uzaklaşmalıdır. Sonra anahtarı açın, ibre tekrar istenilen istasyona doğru yönelmelidir.


Kontrol Kutusu:

En modern hava araçları kokpitte bu tip bir kontrol sistemine sahiptir. Bu ekipmanda frekans ayarlaması frekans bandı yerine dijital sayıların okunması ile olur.

  • Fonksiyon seçici(mod kontrol): OFF, ADF, ANT ve TEST pozisyonlarının seçimini sağlar.

    • ADF - otomatik olarak seçilen istasyona doğru yönelimi belirler ve radyo manyetik göstergede(RMI) gösterir. Algılayıcı (sense) ve halka (loop) anten kullanır.
    • ANT – radyo sinyallerini algılayıcı (sense) anten sayesinde alır. Frekans ayarlama için gereklidir.
    • TEST – ADF sisteminin kendi kendisini test etmesini sağlar.RMI (radio magnetic indicator) göstergesi 315° yi gösterir.
  • Frekans seçici anahtarlar: üç tane iç içe geçmiş topuz çalışma frekansının seçilmesini sağlar. İki frekans önceden seçilebilir. Fakat aynı anda çalışamazlar ayrı ayrı çalışırlar. Transfer anahtarı kullanılan frekansı belirtir.
  • Seçilen Frekans göstergeleri: Seçilen frekansların görsel olarak okunmasını sağlar. Sayılar LEDler tarafından gösterilir.


Anten:

ADF hem halka (loop) hem algılayıcı (sense) anten tarafından sinyal alır. Halka (loop) anten hareket eden parçaları olmayan, küçük, düz bir antendir. Antenin içinde birbirlerine göre farklı açılarla yerleşmiş bobinler vardır. Halka (loop) anten, sinyalin gücünden istasyonun yönünü algılayabilir fakat yönelimin istasyona doğru yönde mi, zıt yönde mi belirleyemez. Algılayıcı (sense) anten daha sonra bu bilgiyi verir, ayrıca ADF fonksiyonu gerekli olmadığı zaman ses alımını sağlar.


Yönelim Göstergesi:

Yukarıda belirtildiği gibi, yönelim göstergesi hava aracının burnuna göre istasyona yönelimi belirler. Bu bilgi bağıl yönelim göstergesinden (RBI (relative bearing indicator)) gözlenebilir. Bu gösterge üzerine ibre eklenmiş bir pusula kart gibidir, fakat farkı kartın 0º si hava aracının burnundan geçen merkez çizgiye sabitlenmiş ve burun yönünü göstermektedir. Eğer pilot doğrudan istasyona uçuyorsa, yönelim göstergesi 0º yi gösterir. Sabit kart yönelim göstergeli bir ADF her zaman hava aracının burnunu 0º, kuyruğunu 180º olarak gösterir. Bir yer istasyonuna doğru veya zıt yönde hareket ederken, hava aracı özel bir yönelimi izleyebilir. Bunu yapmak için RBI’ da okunan bilgi ile pusulada okunan bilgi arasında ilişki kurmak gerekir. Ötelemeyi belirledikten sonra, hava aracı, pusula yönelimi öteleme için istenen yönelim olacak şekilde ve aynı zamanda RBI 0º ya da 180º ±öteleme olacak şekilde uçurulmalıdır. Bir yer istasyonu hava aracının yolu üzerindeki bir noktanın yerinin belirlenmesinde de kullanılabilir. RBI’ da okunan değer istenen yönelim değerine ulaştığı zaman hava aracı istenen pozisyonda demektir. Fakat, ayrı ayrı RBI ve pusula kartı kullanmak doğru bağıl yönelimi bulmak için oldukça fazla işlem gerektirir. Bu yükü ortadan kaldırmak için bir pusula kartı RBI’a eklenmiştir ve böylece “radyo manyetik gösterge”(RMI ( radio magnetic indicator)) oluşmuştur. ADF ibresi hava aracının burnuna yönelmiştir ve hesaplamalar yapmaya gerek kalmamıştır.


Bağıl Yönelim(RB (relative bearing)):

thumb|300px|YÖNELİMLER
Hava aracının merkez çizgisi ile hava aracından istasyona çizilen çizgi arasında kalan açıdır. Bu açı her zaman saat yönünde ve hava aracının burnundan ölçülür.


Manyetik Yönelim(MB (magnetic bearing):

Hava aracından istasyona doğru çizilen çizgi ile hava aracının burnundan manyetik kuzeye doğru çizilen çizgi arasında kalan açıdır. Pilot, manyetik yönelimi, göstergeden gösterilen bağıl yönelimi hava aracının manyetik yönelimine ekleyerek hesaplar. Örneğin, eğer hava aracının manyetik yönelimi 40º ve bağıl yönelim 210º ise istasyona manyetik yönelim 250ºdir. Ters yönelim ise manyetik yönelimin tersidir, manyetik yönelime 180 ekleyerek ya da çıkartarak bulunur. Pilot bunu sabit noktaları belirlerken kullanır.


ADF Gösterge Çeşitleri

Günümüzde 4 çeşit ADF göstergesi kullanılmaktadır. Bütün çeşitlerde ibre seyrüsefer istasyonunu gösterir.
Sabit pusula kart: Cihazın üstüne sabitlenmiştir hareket edemez. 0º her zaman hava aracının burnunu gösterir. Hava aracının istasyonla olan ilişkisine “istasyona yönelim” MB(manyetik yönelim) denir. Bu tip bir göstergede pilot yönelimi MB=RB+MH formülün ile hesaplar.
Dönebilir pusula kart:üst yüzey bir düğme sayesinde döndürülebilir. Kartı, hava aracının manyetik yönelimi(MH) ibrenin altında kartın en üstünde olacak şekilde döndürerek; istasyona yönelim(MB) herhangi bir hesaplama yapmadan pusula karttan okunabilir ve pilotun işi de kolaylaşmış olur. Bugünlerde otomatik olarak pusula kartı manyetik yönelimle çakışacak şekilde tasarlanmışlardır. Bu nedenle istasyona yönelim (MB) her zaman pusula kartı manuel olarak ayarlamadan elde edilebilir.
Tek ibre radyo manyetik gösterge: radyo manyetik gösterge, sürekli rota, yönelim, dairesel bilgi sağlamak için radyo ve manyetik bilgiyi birleştirir. Tek ibre RMI’ın yüzü dönebilir kart ADF yüzüne çok benzer.
Çift ibre radyo manyetik gösterge: çift ibre RMI, tek ibre RMI’a benzer; tek farkı 2 ibresi olmasıdır. İlk ibre tek ibre gibi çalışır. İkinci ibre VOR istasyonunu gösterir. Çift ibre gösterge hava aracının yerini belirlemede kullanılır.


ADF Fonksiyonları


Görüntüleme

Genelde ADF alıcısı hiç sistem hatasına sahip olmadığı için ya da pilotu ani istasyon hatalarında veya alıcı hatalarında uyaracak uyarı bayrakları olmadığı için, ADF uyarı sesi her zaman dinlenmelidir. Uyarı sesleri her durumda en az bir pilot ya da uçuş görevlisi tarafından dinlenmelidir.


Yönelme

En yaygın ADF kullanımlarından biri de istasyona yönelmedir. Bu prosedürde, sabit kart ADF kullanan pilot bir istasyona doğru yönelim göstergesini 0ºde sabit tutarak uçar. Pilot şu basamakları izlemelidir:

      • İstenen frekansı ayarla ve istasyonu tanımla, fonksiyon belirleyen topuzu ADF’e ayarla ve bağıl yönelimi not et
      • Hava aracını bağıl yönelime doğru yönelim göstergesi 0ºyi gösterene kadar çevir
      • Bağıl yönelim 0ºyi koruyarak uçuşa devam et.

Şekilde görüldüğü gibi, pilot manyetik yönelimi 0ºde tutarsa hava aracı rüzgardan dolayı ötelenir, sapar. Eğer pilot rüzgara karşı düzeltme yapmazsa, hava aracı bir yay izleyerek istasyona ulaşır(yönelim göstergesi sıfırda sabit kalacak şekilde).


Bir İstasyondan Uzaklaşma

Pilot ADF kullanarak ve manyetik yönelme desteği prensiplerini uygulayarak bir istasyondan uzaklaşabilir. Manyetik yönelme desteği, pilotun hem rota göstergesini hem yönelim göstergesini kullanıp yorumlamasını gerektirir.


Pozisyon Sabitleme

ADF alıcısı pilota pozisyon sabitlemede 2 ya da daha çok istasyon veya üçgenleme (triangulation) yöntemini kullanarak yardım edebilir. Hava aracının kesin yerini belirlemek için pilot şu basamakları kullanmalıdır:
a)hava aracının etrafındaki iki istasyonu belirle, frekansları ayarla ve tanımla
b)fonksiyon seçici topuzu ADF’e getir yönelim göstergesinde okunan manyetik yönelimi not et. Bu yönelimde uçmaya devam et ve her istasyon için bağıl yönelimi not et
c)her istasyonun bağıl yönelimini manyetik yönelime ekle. Manyetik yönelimi doğru yönelimi elde etmek için doğu-batı varyasyonuna göre düzelt
d)her doğru yönelim için tersini kaydet. Hava aracı yönelim doğrularının kesişim noktasındadır.


Bis İstasyona Uçmak İçin Zaman Hesaplaması

    • Hava aracını ADF ibresi 90º ya da 270º olana kadar çevir ve zamanı not et,
    • ADF ibresi 10ºlik bir değişim gösterene kadar sabit bir manyetik yönelimde uç, zamanı tekrar not et ve aşağıdaki formülü uygula:

yönelim değişimi arasındaki zaman(sn) / yönelim değişiminin derecesi = istasyona olan zaman(dak.)
Örneğin, 10ºlik bir yönelim değişimine uçmak 45 sn alıyorsa, hava aracı istasyona
45/10=4.5 dak. uzaklıktadır.


Kaynaklar

1.Avionics Navigation Systems (2nd Ed.) – KAYTON Myron, FRIED Walter R. Yayıncı: John WILEY & Sons INC.
2.http://en.wikipedia.org/wiki/Automatic_Direction_Finder

Yol açarlar. - Denizköy, Karasu

Posted on August 3rd, 2007 in Uncategorized by admin

Denizköy, Sakarya ilinin Karasu ilçesine bağlı bir köydür.

Contents


Tarihi

Bu bölge geçmişte (14. yy) Osmanlı Devletinin kuruluş zamanlarında bölgenin Türkleştirme girişimleri çerçevesinde Osmanlı Komutanı Akçakoca tarafından fetihler yapılmış bölgeye Yörükler yerleştirilmiştir. Burası Yörükler tarafından kışlak olarak kullanılmıştır. Bunun için bu bölge uzun zaman Osmanköy diye anılır olmuştur. Bugün bile ortayaş grubu kişilerin bildikleri gibi ‘Dışyaka’ diye isimlendirilen Poyrazlar Mahallesi batısı Osmanköy kalıntıları ile doluydu.Bu bölge önceleri Bugünkü Baltaköy merkezli Gölköprü Muhtarlığına bağlıyken daha sonra bugünkü Körük, Camitepe, Karamüezzinler köylerini de içine alan Denizköy Muhtarlığı kurulmuştur. Daha sonra Körük, Camitepe, Karamüezzinler muhtarlıkları ayrılarak müstakil köy statüsüne geçmişlerdir. Kurtuluş savaşı yıllarına kadar (1921) yaylacılık devam etmiş, daha sonraki zamanlarda yerleşik hayata geçilmiştir. Askerliğin zorunlu hale gelmesi Yörüklerin yerleşik hayata geçmelerinde önemli rol oynamıştır.


Kültür

Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.


Coğrafya

Sakarya Nehrinin Karadenize döküldüğü yerden 5 (beş) km batıda yerleşmiştir. Sakarya Delta’sı 15 km batı, 15 km doğu olmak üzere toplam 30 km’dir. Batı Sakarya Delta’sı batıda Karaboğaz’a kadar olan Karadeniz sahilidir.


ACARLAR GÖLÜ

Denizköy, Camitepe, Taşlıgeçit köyleri arasında Karasu İlçesi’nin batısında olup 862 hektar büyüklüğündeki kısmı bataklık halindedir. Yüzölçümü 1562 hektardır. Gölün %3’ü Kaynarca hudutları içinde, kalan %97’si Karasu hudutları içindedir. Gölün etrafı kum ve ormanla çevrilidir. Yaz kış avlanmak mümkündür. Tatlı su balığı ve ördek avcılığı için müsaittir.


Sahili

Önemli kıyılara sahip olan ilçenin, Türkiye’de ve dünyada ender rastlanan geniş bir kumsalı bulunmaktadır. Çok ince taneli kumunun çeşitli romatizmal hastalıklar açısından şifa kaynağı olması nedeniyle sağlık turizmi açısından önemli bir yer teşkil etmektedir. Ayrıca denizi ve güneşiyle, ilçe, çok sayıda yerli ve yabancı turistlerin mekanı haline gelmiştir.

İhsaniye Köyü’nden Kaynarca’ya kadar olan bölgedeki kesintisiz 18 km uzunluğundaki kumsalın, moto-kross rallisi için son derece uygun olduğu tespit edilmiştir. Bu yönde çalışmalar yapılmış ve Paris – Dakar Ralli Pistine alternatif olabileceği belirlenmiştir. İlk uygulama, 30 Eylül 2002 tarihinde “Karasu Bağ 2002 Rallisi (Moto-Kross)” adıyla düzenlenmiş ve bir hafta sürmüştür. Dakar Rallisi’nin katılım ücreti 200 $ dır. Böyle bir etkinliğin ilçenin ekonomik yönden gelişimine olumlu yönde katkılar sağlayacağı beklenmektedir.


Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 433
1997 409


Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. turizme açılacak güzellikte tatil köyleri kurmaya elverişli ,gerek İstanbula yakınlığı, gerek şifalı kumları ve eşsiz kumsalı ile yatırımcıların dikkatini çekmektedir.”Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Kibar, Karasu’da ( denizköy) aldıkları 1700 dönüm arazi üzerinde demir çelik fabrikası kuracaklarını belirtti. ”
yatırım için yıldızı parlayan, denizköy 2008 itibarıyla birçok yatırımcının pazar arayışına şahit olacak.


Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 -
1999 -
1994 -
1989 -
1984 -


Altyapı bilgileri

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi yoktur ancak kanalizasyon şebekesi vardır. Ptt şubesi yoktur ancak ptt acentesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


Dış bağlantılar

  • Yerelnet

MPEG=Motion Pictures Experts - Modest Mussorgsky

Posted on August 2nd, 2007 in Uncategorized by admin

thumb|150px|Modest Mussorgsky
thumb|150px|Modest Mussorgsky gençlik yıllarında

Modest Mussorgsky (d. Karevo, 21 Mart 1839 - ö. 28 Mart 1881) Rus opera bestecisi.

19 yy. Rus bir klasik müzik bestecisidir. İlk piyano derslerini annesinden aldı. 1849′da askeri okula yazdırıldı. 1852′de St.Petersburg’daki Guards Cadet School’a (Harp Okulu’na) kayıt oldu. 1858′de psikolojik bir rahatsızlık geçirdi ve ordudan ayrıldı. 1869′da “Boris Godunov” üzerine çalışmaya başladı. En meşhur eserlerinden biri ‘Bir Sergiden Tablolar’ (Pictures at an Exhebition)adlı eseridir. Bu eserinde Mussorgsky, mimar ve ressam V.A. Hartmann’ın anısına, onun sergide yer alan 10 tablosunu yorumlamıştır. Alkola bağlı epilepsi hastalığına yakalanarak kaldırıldığı hastanede hayata gözlerini kapadı.


Medya


Dış bağlantılar

  • Kompozisyon
  • Commons’da çoklu ortam belgeleri
  • Opera listesi


İlgili Maddeler

  • Tikhvin Mezarlığı (Mussorgsky’nin de gömülü olduğu St. Petersburg ‘taki mezarlık.)

Tüm internet - .bd

Posted on August 2nd, 2007 in Uncategorized by admin

.bd, Bangladeş’in internet kod harfleri.