Kalitesinde müzik - Benim Sevdam

Posted on June 28th, 2007 in Uncategorized by admin

Nil Burak’ın beşinci albümü.

thumb

1) benim sevdam

söz: Selma Çuhacı / müzik: Yavuz Çuhacı / düzenleme: Uğur Dikmen

2) o şarkıyı henüz yazmadım

söz: Aysel Gürel / müzik: Selmi Andak / düzenleme: Uğur Dikmen

3) gel gülüm

söz: Aysel Gürel & Nil Burak / müzik: Mehmet Duru / düzenleme: Uğur Dikmen

4) hatıralar

söz: Sezen Aksu / müzik: Sezen Aksu / düzenleme: Uğur Dikmen

5) evvel zaman içinde

söz: Nil Burak & Yavuz Çuhacı / müzik: Yavuz Çuhacı / düzenleme: Uğur Dikmen

6) canım Kıbrısım

söz: Nil Burak / müzik: Selmi Andak / düzenleme: Uğur Dikmen

7) çal yine aynı plağı çal

söz: Aysel Gürel / müzik: Selmi Andak / düzenleme: Uğur Dikmen

8) her aşktan bir şarkı kaldı

söz: Aysel Gürel / müzik: Uğur Dikmen / düzenleme: Uğur Dikmen

9) elveda

söz: Aysel Gürel / müzik: S. Andrea / düzenleme: Uğur Dikmen

10) o akşamdan

söz: Nil Burak / müzik: Uğur Dikmen / düzenleme: Uğur Dikmen

DivX - Athlon 64

Posted on June 27th, 2007 in Uncategorized by admin

thumb|200px|AMD Athlon 64 İşlemci
Athlon 64, AMD firması tarafından 2003 yılından beri üretilen işlemci ailesidir.

Şu anda halen üretimi devam eden eski tip soket 754 ve yeni tip soket 939 olarak iki farklı paketleme ile üretilmektedirler. Athlon 64 işlemciler daha önce sunucu sistemlerinde bullanılan 64-bit teknolojisini masa üstü sistemlere getiren işlemciler olmuşlardır. Bu işlemciler, hem performans hem verimlilik açısından rakip İntel işlemcilerin ilerisindedirler. 2005 yılında Athlon 64′lerin Athlon 64 X2 adıyla çift çekirdekli modelleri de üretilmeye başlanmıştır. Ayrıca AM2 olarak adlandırılan ve DDR2 RAM tipi bellekleri de kullanmaya başlayan soket yapısı da 2006′da duyurulmuştur. Bu sistemler daha önceki modellere göre [şu an için, 15.07.’06] daha düşük elektrik tüketimi ve daha az ısınma gibi avantajlar sağlasa da, entegre bellek denetçisi henüz DDR bellekler kullanan s939 işlemciler kadar yüksek performans sergileyememektedir.

Athlon 64 işlemci ailesi 32 bit işletim sistemleri ile geriye dönük uyumlulukla birlikte sahip oldugu x86-64 komut seti sayesinde 64-bit teknolojisini desteklemektedir.

Soket 754 sürümleri (Newcastle ve Clawhammer) 130 nm SOI (Silicon-On-Insulator) teknolojisiyle üretilirken soket 939 sürümleri 130 nm (Newcastle, Clawhammer) ve 90 nm (Winchester, Venice, San Diego) olarak üretilmişlerdir.

90 nm çekirdek mimarisine sahip işlemciler (Winchester, Venice, San Diego) az ısınma değerleri ile overclock potansiyeli en fazla olan işlemciler arasında bulunmaktadırlar. İşlemcilerin çalışma sıcaklıkları, 40-55 derece arasında değişmektedir. Bunun neticesinde AMD işlemciler, rakip Intel işlemcilerinden ortalama 10-15 derece daha az sıcaklıkta çalışmaktadırlar.

Athlon 64 işlemcilerde Intel işlemcilerden farklı olarak bellek denetleyici işlemci çekirdeğine dahil (on-die) edildiği için Athlon 64 sistemlerde FSB (Front Side Bus - İşlemci ile bellek denetleyici arasındaki bağlantı) kavramı yoktur. Soket 754 yapısındaki Athlon 64′lerde dahili olarak tek kanal bellek denetleyici bulunurken soket 939 yapısındaki Athlon 64′ler dahili çift kanal bellek denetleyicisine sahiptir. Dahili bellek denetleyicisi işlenecek verinin bellekten aktarımı sırasında meydana gelecek olası gecikmeleri engellerken yüksek başarım sağlamaktadir.

Intel tabanında, bellekten işlemciye veri aktarımını hızlandırmak için yaygınlaşan DDR2 belleklere, dahili bellek denetleyicisine sahip olduğundan AMD tabanında ihtiyaç duyulmamıştır. Ancak düşük voltajları, az ısınmaları ve teorik olarak daha yüksek olan bağlantı kapasitesi nedeniyle 2006′da DDR2′de bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır.Ayrıca bu işlemciler; MMX, SSE, SSE2, SSE3 (Venice kod adlı işlemcide), x86-64, ve 3Dnow, [[3Dnow+]] komut setlerini desteklemektedir.

Athlon 64 işlemciler, rakip intel işlemcilerden daha yüksek kayar nokta (floating point) başarımına sahiptirler. Saat hızlari ise 1.8 ve 2.4 GHz arasinda değişmektedir (Athlon 64 FX serisi-2.8 GHz max). Tüm Athlon 64′lerde 128 KiB L1 önbellek bulunmaktadır. Fakat L2 önbellek boyutu; Newcastle, Winchester, Venice çekirdekli modellerde 512 KiB ve Clawhammer, San Diego çekirdekli modellerde 1024 KiB olarak değişmektedir. Kayar nokta farkı sayesinde AMD işlemciler oyunlarda rakip Intel işlemcilerinden daha yüksek performans göstermektedir.

2005 yılında Athlon 64′lerin Athlon 64 X2 adıyla çift çekirdekli modelleri de üretilmeye başlanmıştır. İlk üretilen Manchester çekirdeğine sahip Athlon 64 X2′ler çekirdek başına 512 KB L2 önbelleğe sahiptir. Daha sonra üretimine geçilen Toledo çekirdeğinde ise çekirdek başına L2 önbellek miktarı 1 MB’ye çıkartılmıştır. Çift çekirdek mimarisinde de AMD geliştirdiği yöntemle performans açısından çift çekirdekli Intel işlemcilerinin önündedir. Çift çekirdekli Intel işlemcilerde her bir çekirdek ayrı bir die olarak kesilip aynı paket içerisinde bir araya getirilmektedir. Yani çift çekirdekli Intel işlemcilerde paket içerisinde tamamen birbirinden ayrı iki adet işlemci çekirdeği bulunmaktadır. Çift çekirdekli AMD işlemcileri ise aynı die üzerinde bütünleşik olarak hazırlanmakta ve kesilmektedir. Intel işlemcilerde her çekirdeğin L2 önbelleği birbirinden bağımsızdır ve bir çekirdek diğer çekirdeğin L2 önbelleğine ulaşamaz. AMD tarafında ise önbellek bütünleşiktir ve her iki çekirdek aynı L2 önbelleği kullanır. Bunun sonucunda gerektiğinde daha yoğun çalışan çekirdek daha fazla L2 önbellek kullanabilir. Bunun yanında Intel ve AMD’nin arasındaki en önemli fark Intel işlemcilerde çekirdekler tamamen ayrı olduğundan doğrudan birbiri ile iletişim kuramaz. Bu iletişim ancak sistem veriyolu üzerinden sağlanmaktadır. Oysa AMD cephesinde her iki çekirdek birbirine full duplex 2000 Mhz hızındaki Hypertransport köprüsü ile bağlıdır ve işlemci aynı sistem RAM’i ile olduğu gibi kendi içerisinde de son derece performanslı bir şekilde iletişim kurabilir.

Tüm bunlara ek olarak Athlonlarda bulunan, ve Intel’in SpeedStep teknolojisine karşı gelen Cool&Quite özelliği ile isteğe bağlı olarak işlemcinin hız ve voltaj değerleri arttırılıp azaltılabilmektedir. Bu işlem, işlemciye yük bindiren uygulamalarda yüksek performans, düşük yüklü durumlarda ise daha az elektrik tüketimi, daha düşük çalışma sıcaklığı ve daha sessiz bir soğutma sistemine olanak sağlamaktadır.

Sonuç olarak, Athlon64 ve Athlon64 X2 işlemcilerinin oyun, grafik tasarım ve Divx kodlama gibi grafik işlem ve ağır işlem gücü gerektiren durumlarda kullanılmaya en uygun işlemciler olduğunu söyleyebiliriz. Ancak gerek çalışmalar, gerek araştırmalar, gerek kod optimizasyonları gerek se pazara hakim konumu nedeniyle ofis, web ve benzeri uygulamalarda Intel işlemcilerin daha uygun olduğunu belirtmek gerekmektedir.

Haberdar değildi. Başlangıçta - Cagiva

Posted on June 27th, 2007 in Uncategorized by admin

200px|thumb|Cagiva Raptor
Cagiva İtalyan Motosiklet üreticisi firma. 1950′de Giovanni Castiglioni tarafından Varese’de kurulmuştur. Başlangıçta küçük metal bileşenler üretiyordu. Motorsiklet işine 1978′de girdi. Cagiva markası halen MV Agusta şiketinin bir parçasıdır.

80′lerin başında Kuzey Amerika şubesinin açılışıyla büyük bir halkla ilişkiler kampanyası başlattılar. Motosikletlerinin geliştirmesi için “Radikal” Ron Turner’ı işe aldılar. Profesyonel kros arazi pistlerinde efsaneleşmiş Duane Summers da bu ekipteydi. Bu ekiple bir dizi çok güçlü, hızlı motora imza attılar.


Dış linkler

  • Cagiva Resmi Sitesi

Oranında sıkıştırılarak - Lejyoner virüsü

Posted on June 26th, 2007 in Uncategorized by admin

Lejyoner virüsü özellikle klimaların temizlenmeyen hava filtrelerinde bulunan, insanlarda zatürre gibi hastalıklara yol açan bir bakteridir. Bilimsel adı Legionella pneumophila’dır. Bu bakterinin 48 türü ve 70 ayrı serolojik olarak tespit edilebilen çeşidi vardır. Bu 48 tür içinde, insanlardaki hastalığın yüzde doksan oranında etkeni Legionella pneumophila’dır. Bakteri 0-63 derece arasında canlı kalabilir. Lejjoner adını ilk kez eski askerlerin bir toplantısı sırasında salgın yaptıktan sonra almıştır. Hastalık insandan insana geçmez, bulaşmış sular ile ve hava yolu ile yayılır. Tedavisinde virus olmadığı için antibiyotikler kullanılır. Makrolid denilen antibiyotikler ilk seçenektir. DNA giraz inhibitörleri diğer bir seçenektir. Penisilinlerin etkisi bu bakteri üzerinde yoktur.

Formatlarda - Fima Emami

Posted on June 25th, 2007 in Uncategorized by admin

Fima Emami, İran’ın kadın animatörlerinden biri, yaptığı: “You are watching a film” [Shoma Mibind Yek Film] çalışması ile 2001 yılında Estonya’da UNICA Film Festivaline katılmıştır. Çoklu formatlarda anime kısalar üretmeye devam etmektedir. Ukrayna ve Finlandiya da kısa film ödülleri alan Emami, İranlı kadın film yapımcılarından biridir. Bitirdiği film okulu sonrasında çalışmalarına, Betacam, 8, 16, 35 mm formatlarında başlamış ve devam etmektedir. Belgesel çalışmaları ağırlıkta olan filmcinin önemli işleri arasında 9 dakikalık 16mm, “What does he see?” [Ou Che Mibinad?] adlı belgesel çalışması yer almaktadır.

Ile karıştırılmamalıdır. MPEG-x - Pulcheria (I. Theodosius’un kızı)

Posted on June 25th, 2007 in Uncategorized by admin

Pulcheria (d. 378 - ö. 385) I. Theodosius ve Aelia Flaccilla’nın kızıydı. Çocukken ölmüştür. Kendisinden daha fazla tanınan adaşı yeğeniyle karıştırılmamalıdır.

Katmanı 3 olan - Urfa

Posted on June 25th, 2007 in Uncategorized by admin
  • Güneydoğu Anadolu’da bir il olan Şanlıurfa’nın kısa adı
  • İldeki merkez şehrin adı: Urfa (şehir)
  • Bir tür kebap olan Urfa kebap

Urfa Yuz Olçümü Olarak Tr En buyukleri Arasndadır.
Urfamızın Kebabı Meşurdur

Sonradan olacaklardan haberdar değildi. - Birleşik Krallık hükümdarı VI. George

Posted on June 23rd, 2007 in Uncategorized by admin

George VI, York Dükü Prens Albert (1920-1936) olarak da bilinir, tam adı Albert Frederick Arthur George (d. 14 Aralık 1895, Sandringham, Norfolk - ö. 6 Şubat 1952, Sandringham, İngiltere), 1936-1952 arasında Birleşik Krallık hükümdarı ve 15 Ağustos 1947′ye değin Hindistan imparatoru.

Kral V. George’un ikinci oğluydu.Kraliyet Deniz Kuvvetleri’nde (1913-1917), Kraliyet Donanması Hava Kuvvetleri’nde (1917-1919) ve Kraliyet Hava Kuvvetlerinde (1919) görev yaptıktan sonra Cambridge’deki Trinity College’da öğrenim gördü (1919-1920).3 Haziran 1920′de York dükü oldu.26 Nisan 1923′te Strathmore ve Kinghorne 14. kontunun küçük kızı Lady Elizabeth Angela Marguerite Bowest-Lyon ile evlendi.Bu evlilikten, Prenses Elizabeth (sonradan Kraliçe II. Elizabeth) ve Prenses Margaret (sonradan Snowdown kontesi) adlı iki çocuğu oldu.

Kardeşi VIII. Edward’ın tahttan çekilmesi üzerine 12 Aralık 1936′da resmen kral ilan edildi; 12 Mayıs 1937′de de VI. George adıyla taç giydi.II. Dünya Savaşı’nın başlamasından önce İngiltere-Fransa dayanışmasını onaylayan George, ABD başkanı Franklin D. Roosevelt ile de yakın dostluk kurdu.Bununla birlikte, Başbakan Neville Chamberlain’in Almanya ve İtalya’ya karşı izlediği yatıştırma politikasını destekledi.Mayıs 1940′ta Avam Kamarası Chamberlain’i istifaya zorlayınca Edward Halifax’ı (sonradan Halifax 1. kontu) başbakanlığa atamak istediyse de bu göreve Winston Churchill’i getirme konusunda ikna edildi ve onun politikalarına tam destek verdi.Savaş sırasında İngiliz halkının simgesi durumuna geldi ve çeşitli cepheleri gezdi.

Hindistan ve Pakistan bağımsızlıklarını kazanınca sahip olduğu Hindistan imparatoru ünvanını yitirdi.Öte yandan İngiliz Uluslar Topluluğu başkanlığı 27 Nisan 1949′da topluluğa üye ülkelerin hükümetlerince resmen onaylandı.1948′den sonra sağlığı iyice bozulan George, geçirdiği Akciğer kanseri ameliyatından birkaç ay sonra öldü.

MPEG grubu tarafından - Gökada kümeleri listesi

Posted on June 21st, 2007 in Uncategorized by admin


Yakın Topluluklar ve Gruplar

  • Canes II Grubu
  • Fornax Topluluğu
  • IC 342/Maffei Grubu
  • Leo Üçlüsü
  • Local Grubu
  • M51 Grubu
  • M81 Grubu
  • M83 Grubu
  • M94 Grubu
  • M96 Grubu
  • M101 Grubu
  • NGC 1023 Grubu
  • NGC 2997 Grubu
  • NGC 5866 Grubu
  • Sculptor Grubu
  • Virgo Topluluğu

Yol açarlar. - Gürcüler

Posted on June 19th, 2007 in Uncategorized by admin

Contents


Kelimenin Kökeni

Gürcüler veya Gürcîler (Gürcüce: Gurcebi), tarihsel olarak Kür ve Çoruh nehri arasında yaşayan halka verilen genel isimdir. Kelimenin kökeni hakkında farklı görüşler ileri sürülmekte ise de kelimenin, Arap ve Fars’ların kendi dillerinde bölgedeki halkı Kurc, Curc, Gurc, Gorc veya Curz olarak adlandırmalarına dayandığı ve sondaki c ve z harflerinin aidiyeti ifade ettiği kabul edilir. Bu adlandırma Osmanlıca ve Türkçe’ye “Gürcî” veya “Gürcü”, Rusça’ya Gruzin olarak geçmiştir. Bir görüşe göre bu adlandırmanın kaynağı olan halk, bugünkü Acaristan topraklarında yaşamış olan Kolchi, Kolkh halkıdır. Bu coğrafyanın adı ise Farsça’da Gurcestan, Türkçe’de Gürcistan, Rusça’da Gruzija olarak anılır. Batı dillerinde ise Georgia, Georgien kelimesi kullanılır.


Kelimenin Anlamındaki Değişmeler

Kökeni itibariyle söz konusu coğrafyada yaşayan halkları ifade eden kelime, zamanla farklı anlamlar kazanmıştır. Osmanlılar zamanında Gürcü ve Gürcistan kelimeleri, Osmanlının esas aldığı, özde Müslim-Gayri Müslim ayrımını içeren millet sistemi nedeniyle, etnik bir kavramdan ziyade dini bir terim olarak bölgedeki Hristiyan halkı ve onların yaşadığı coğrafyayı ifade etmek için kullanılmıştır. Daha sonra Gürcistan’ın kurulmasıyla (önce Sovyet Cumhuriyeti, daha sonra bağımsız olarak) bu isim söz konusu ülke ve halkını kapsar hale gelmiştir. Günümüzde genel olarak Gürcüce konuşan, köken olarak bu coğrafyayla ilişkili kimseleri ifade eder.


Kartvel Kavramıyla İlişkisi

Gürcistan devleti, kendi dilinde (Kartça-Kart-ul-i) yukarıdaki terimleri kullanmamakta, bunun yerine ülkeyi Sakartvelo ve vatandaşlarını Kartvel olarak isimlendirmektedir. Kartvel sözcüğü ise, yine değişik görüşler olsa da esasen Tiflis ve çevresinde yerleşik Kart boyundan gelmektedir. Kart boyu ile diğer bazı boyların, tarihteki kısa süreli Kilise-Hıristiyanlık çerçevesinde oluşan birliktelikleri de Kartvel kavramında önemlidir. Sovyetler döneminde, 1918’den sonra ortaya atılan bu kavram, günümüzde Gürcistan devletinin resmi ulus ve vatandaşlık görüşüdür. Vatandaşlık anlamı dışında etnik olarak Kartvel kavramı, diğer boyları ifade etmediği gibi, dini anlamı bakımından da Müslüman olanları kapsamamaktadır. Dolayısıyla günümüzde Gürcü kavramı ile Kartvel kavramı eş anlamda değildir.


Başlıca Boylar ve Dilleri

Genel bir kavram olarak Gürcüce konuşan, belirtilen coğrafyayla ilişkili birkaç boy bulunmaktadır. Kartlar ve Acarlar bunların başında gelir. Bunun dışında Kahlar, İngilolar, Hevsurlar, Pşavlar, Mohevler, Mtiullar, İmerler, Raçveller, ve Gurullar adını taşıyan boylar vardır. Her bir boyun benzer yönlerinin yanı sıra, kendine özgü gelenekleri, coğrafyası, giyimleri, efsaneleri ve dilleri bulunmaktadır.

Söz konusu boyların dilleri benzer olmakla birlikte, önemli farklılıklar da içermektedir. Bu dillerin hepsi Gürcüce kavramı altında değerlendirilmekte, tek tek boylara ait diller lehçe kabul edilmektedir. Bu dillerden/lehçelerden Kart dili (Kartça/Kart-ul-i), önce Kilise dili olması, daha sonra ise Sovyet dönemi politikaları sonucu daha fazla gelişmiş ve edebi dil niteliği kazanmıştır. Diğer diller ise halk arasında konuşulan yerel dil düzeyinde kalmıştır. Ancak Acarca (Acar-ul-i), gerek Acaristan’ın özerk yapısı gerekse konuşan nüfusun farklılığı ve miktarı itibariyle göreceli olarak öne çıkmaktadır. Bugünkü Gürcistan’ın resmi dili Kart dilidir. Gerek Acaristan’da gerekse Türkiye’de konuşulan yerel dil Acarca’dır.


Boyların Kökeni

Genel olarak Kafkasya halklarının, Nuh’un oğlu Yafes’in torunu olan Targama’nın (Togarmah/ Targamos) oğullarından türediği belirtilir. Kartlar, kendilerini Targama’nın oğullarından Kartlos’a dayandırırlar. Acar isminin ise Eger’den geldiği, Egres’ten indikleri için Egerli dendiği ifade edilmektedir.

Kavimleri esas alan bir görüşe göre, bölge halkı değişik kavimlerin karşımasından oluşmuş olup, Moğollar ile Cermenler’in karışımından İskitler; İskitler ile Cermenler’in karışımından Slavlar; İskitler ile Moğollar’ın karışımından Türkler; Slavlar ile Türkler’in karışımından Kartlar (daha çok Slavlardan) ve Acarlar (daha çok Türklerden) ortaya çıkmıştır. Türkiye’deki Gürcüler, Acar boyundandır.

*

Yer kaplar hale - Boksit

Posted on June 18th, 2007 in Uncategorized by admin

thumb|Boksit minerali.
Formülü: Al2O3 NH2O

Sertliği: 3

Yoğunluğu: 2 - 2,5

Kristal sistemi: Bir karışım minerali olup amorf yapıdadır.

Bulunuş şekli: Genellikle oolitik, masif, toprağımsı ve kil gibi bulunur. Diyasporit, alümin, demir ve manganez hidroksitleri ve hidrarjirit gibi minerallerin karışımından oluşmuştur.

Rengi ve çizgi rengi: Beyaz, gri ve muhtelif sarı renklerde olabilir. Çizgi rengi de muhtelif renklerdedir.

Tanıma özellikleri: Yağımsı parıltılıdır. Kapalı tüpte ısıtılınca su verir. İçinde %40 -55 e kadar Al2O3 bulundurur. Bir miktar silis ve demir de mevcuttur. Pizolitik özelliğinden dolayı belirgindir.

Bulunduğu yer: Tropikal iklimlerde lateritleşme sonucu oluşur. (Lateritleşme: İçinde Fe ve Al silikat minerallerinin bulunduğu yerlerde bol yağış ve ısı altında silisin eriyip uzaklaşması sonucunda Fe ve Al`un hidroksit halinde kalması)

Kullanım yeri: Alüminyum elde edilmesinde kullanılır.
Özellikle Gine Kamsar’da büyük miktarda rezerv bulunmaktadır. Bu parselde yük taşıyan gemilere de bu sebeple Kamsarmax denmektedir.

Kimse sonradan olacaklardan haberdar - Older and Far Away

Posted on June 18th, 2007 in Uncategorized by admin
Older and Far Away
200px
Bölüm No 6. sezon, 14. bölüm
Yazar Drew Z. Greenberg
Yönetmen Michael Gershman
Konuk Oyuncu(lar) Amber Benson
   (Tara)
Kali Rocha
   (Halfrek)
Ryan Browning
   (Richard)
Çekim Tarihi 12 Şubat 2002
Önceki Bölüm Dead Things
Sonraki Bölüm As You Were

Buffy’nin 21. doğum günü patisi gelip çatar… Eski yeni tüm dostlar Buffy’lerde toplanır. Kapıda, kimse yokken, Spike, Buffy’e “Buffy, ne kadar güzelsin!” deyip öpmeye çalışır. Tara onları görür ve gülümser. Zaten, Dead Things’te, Buffy, ona ilişkilerinin olduğunu söylemişti. Doğumgünü boyunca, Tara, Spike’a göndermeler yapar.

Willow, Tara ile konuşmaya çalışsa da, Tara, ona yüz vermez. Xander ise, Buffy’nin Spike’ı olduğunu bilmeden, Buffy’i Richard adlı bir çocukla yakınlaştırmaya çabalar. Buffy’nin ise Spike ile olan ilişkisi sallantıdadır. Doğumgünü boyunca, gözü morarmış bir Spike, Buffy’i sıkıştırmaya çalışır.

Willow’un hediyesi, mikroskopa benzer bir alettir. “İnsanları bununla yakınlaştırabilirsin!” der Willow; ve Spike, Buffy’e göz kırpar. Gün boyunca Buffy’i; Richard ve Spike sıkıştırır. Parti ise iyice sıkıcılaşmıştır.

Dawn, kimsenin onunla zaman geçirmek istemediğini düşünür ve bir intikam iblisinin önünde (bu iblis Anya’nın arkadaşı Halfrek’tir) herkesin onunla kalmasını diler. Dileği gerçek olur, artık kimse Buffy’nin doğum günü partisinden ayrılamayacaktır. Sabah olur ve kimse evden çıkamıyordur. Tara, onları serbest bırakacak büyüyü yapar: birkaç tütsüyü birleştirir ve yakar; ama bu sefer de onlarla birlikte bir cehennem iblisi de serbest kalır ve onlara kılıçla saldırır. Richard yaralanır…

Frekansların - Diyot

Posted on June 16th, 2007 in Uncategorized by admin

Direncin küçük olduğu yöne “doğru yön” veya “iletim yönü”, büyük olduğu yöne “ters yön” veya “tıkama yönü” denir. Diyot sembolü, aşağıda görüldüğü gibi, akım geçiş yönünü gösteren bir ok şeklindedir.

Ayrıca, diyodun uçları pozitif (+) ve negatif (-) işaretleri ile de belirlenir. “+” uca anot, “-” uca katot denir. Diyodun anoduna, gerilim kaynağının pozitif (+) kutbu, katoduna kaynağın negatif (-) kutbu gelecek şekilde gerilim uygulandığında diyot iletime geçer.

Türkçesi için ikiz kıvıluç, ikiz uç önerilmiştir. Kıvıluç, Oktay Sinanoğlu’nun elektrot için 1978′de yayımladığı bir öneridir.

Contents


Kullanım alanları

Diyotlardan, elektrik alanında redresör (doğrultucu), elektronikte ise doğrultucu, detektör, modülatör, limitör, anahtar olarak çeşitli amaçlar için yararlanılmaktadır.


Çeşitleri

  • Kristal diyot
  • Zener diyot
  • Tünel diyot
  • Işık Yayan Diyot (LED)
  • Foto diyot
  • Ayarlanabilir Kapasiteli Diyot (Varaktör - Varikap)
  • Mikrodalga diyot
  • Gunn diyot
  • IMPATT diyot (Avalanş)
  • Baritt (Schottky) Diyot
  • Ani Toparlanmalı Diyot
  • Pin Diyot

Diyotlar başlıca üç ana gruba ayrılır:

  1. Lamba diyotlar
  2. Metal diyotlar
  3. Yarı iletken diyotlar


Lamba Diyotlar

Lamba diyotlar en yaygın biçimde redresör ve detektör olarak kullanılmıştır. Sıcak katotlu lamba, civa buharlı ve tungar lambalar bu gruptandır. Sıcak katotlu lamba diyodun iç görünüşü ve çalışma şekli verilmiştir. Şekilde görüldüğü gibi ısınan katotdan fırlayan elektronlar atom tarafından çekilmekte ve devreden tek yönlü bir akım akışı sağlanmaktadır. Eskiden kalanların dışında bu tür diyotlar artık kullanılmamaktadır.


Metal Diyotlar

Bakır oksit (CuO) ve selenyumlu diyotlar bu gruba girmektedirler.

Bakır oksitli diyotlar ölçü aletleri ve telekominikasyon devreleri gibi küçük gerilim ve küçük güçle çalışan devrelerde, selenyum diyotlar ise birkaç kilowatt ‘a kadar çıkan güçlü devrelerde kullanılır


Yarı İletken Diyotlar

Yarı iletken diyotları, P ve N tipi germanyum veya Silikon yarı iletken kristallerinin bazı işlemler uygulanarak bir araya getirilmesiyle elde edilen diyotlardır. Hem elektrikte hemde elektronikte kullanılmaktadır. tipik bir örnek olarak kuvvetli akımda kullanılan bir silikon diyot verilmiştir.Yarı iletken diyotlar, tıpkı öbür diyotlar gibi elektronik malzemelerdir.


Yapıları


Kristal Diyot

Nokta temaslı diyot elektronik alanında ilk kullanılan diyottur. 1900-1940 tarihleri arasında özellikle radyo alanında kullanılan galenli ve pritli detektörler kristal diyotların ilk örnekleridir.galen veya prit kristali üzerinde gezdirilen ince fosfor-bronz tel ile değişik istasyonlar bulunabiliyordu. Günlük hayatta bunlara, kristal detektör veya diğer adıyla kristal diyot denmiştir.nokta temaslı germanyum veya silikon diyotlar geliştirilmiştir.

Germanyum veya silikon nokta temaslı diyodun esası; 0.5 mm çapında ve 0.2 mm kalınlığındaki N tipi kristal parçacığı ile “fosfor-bronz” veya “berilyum bakır” bir telin temasını sağlamaktan ibarettir.

Bu tür diyotta, N tipi kristale noktasal olarak büyük bir pozitif gerilim uygulanır. Pozitif gerilim temas noktasındaki bir kısım kovalan bağı kırarak elektronları alır. Böylece, çok küçük çapta bir P tipi kristal ve dolayısıyla da PN diyot oluşur. Bu oluşum şekil 3.12 (b) ‘de gösterilmiştir.

Bugün nokta temaslı diyotların yerini her ne kadar jonksiyon diyotlar almış ise de, yinede elektrotları arasındaki kapasitenin çok küçük olması nedeniyle yüksek frekanslı devrelerde kullanılma alanları bulunmaktadır. Ters yön dayanma gerilimleri düşük olup dikkatli kullanılması gerekir.

Böyle bir diyodun elektrotlar arası kapasitesi 1 pF ‘ın altına kadar düşmektedir. Dolayısıyla yüksek frekanslar için diğer diyotlara göre daha uygun olmaktadır.


Nokta temaslı diyotların kullanım alanları

Nokta temaslı silikon diyotlar en çok mikro dalga karıştırıcısında, televizyon, video dedeksiyonunda, germanyum diyotlar ise radyofrekans ölçü aletlerinde (voltmetre, dalgametre, rediktör vs…) kullanılır.


Zener diyot

Üzerinden geçen voltajın sabitlenmesine yarayan bir diottur. Mesela 5,6V değerinde bir zenere 10V girerse çıkışta 5,6V oluşur. Fazla voltajı geçirmez…


Tünel Diyot

Tünel diyotlar, özellikle mikro dalga alanında yükselteç ve osilatör olarak yararlanılmak üzere üretilmektedir. Tünel diyoda, esaslarını 1958 ‘de ilk ortaya koyan Japon Dr. Lee Esaki ‘nin adından esinlenerek “Esaki Diyodu” dan denmektedir.

P-N birleşme yüzeyi çok ince olup, küçük gerilim uygulamalarında bile çok hızlı ve yoğun bir elektron geçişi sağlanmaktadır. Bu nedenledir ki Tünel Diyot, 10.000 MHz ‘e kadar ki çok yüksek frekans devrelerinde en çok yükselteç ve osilatör elemanı olarak kullanılır.

Tünel diyoda uygulanan gerilim Vt1 değerine gelinceye kadar gerilim büyüdükçe akım da artıyor. Gerilim büyümeye devam edince, akım A noktasındaki It değerinden düşmeye başlıyor. Gerilim büyümeye devam ettikçe, akım B noktasında bir müddet IV değerinde sabit kalıp sonra C noktasına doğru artıyor. C noktası gerilimi Vt2, akımı yine It ‘dir. Bu akıma “Tepe değeri akımı” denilmektedir.

Gerilimi, Vt2 değerinden daha fazla arttırmamak gerekir. Aksi halde geçen akım, It tepe değeri akımını aşacağından diyot bozulacaktır.

I = f(V) eğrisinin A-B noktaları arasındaki eğimi negatif olup, -1/R ile ifade edilmekte ve diyodun bu bölgedeki direnci de negatif direnç olmaktadır.
Tünel diyot A-B bölgesinde çalıştırılarak negatif direnç özelliğinden yararlanılır.

Tünel Diyodun üstünlükleri:

  • Çok yüksek frekansta çalışabilir.
  • Güç sarfiyatı çok düşüktür. 1mW ‘ı geçmemektedir.

Tünel Diyodun dezavantajları:

  • Stabil değildir. Negatif dirençli olması nedeniyle kontrolü zordur.
  • Arzu edilmeyen işaretlere de kaynaklık yapmaktadır.


Tünel Diyodun kullanım alanları

Yükselteç Olarak: Tünel diyot, negatif direnci nedeniyle, uygun bir bağlantı devresinde kaynaktan çekilen akımı arttırmakta, dolayısıyla bu akımın harcandığı devredeki gücün yükselmesini sağlamaktadır.

Osilatör Olarak: Tünel diyotlardan MHz mertebesinde osilatör olarak yararlanılabilmektedir. Bir tünel diyot ile osilasyon sağlayabilmek için negatif direncinin diğer rezonans elemanlarının pozitif direncinden daha büyük olması gerekir. Tünel diyoda Şekil 3.20 ‘de görüldüğü gibi seri bir rezonans devresi bağlanabilecektir. Tünel diyodun negatif direnci - R=80 Ohm olsun. Rezonans devresinin direnci 80 Ohm ‘dan küçük ise tünel diyot bu devrenin dengesini bozacağından osilasyon doğacaktır.

Anahtar Olarak: Tünel diyodun önemli fonksiyonlarından biri de elektronik beyinlerde multivibratörlerde, gecikmeli osilatörlerde, flip-flop devrelerinde ve benzeri elektronik sistemlerde anahtar görevi yapar


Işık Yayan Diyot (Led)

Işık yayan diyotlar, doğru yönde gerilim uygulandığı zaman ışıyan, diğer bir deyimle elektriksel enerjiyi ışık enerjisi haline dönüştüren özel katkı maddeli PN diyotlardır.

Bu diyotlara, aşağıda yazılmış olduğu gibi, İngilizce adındaki kelimelerin ilk harfleri bir araya getirilerek LED (Light Emitting Diode; Işık yayan diyot) veya SSL (Solid State Lamps; Katı hal lambası) denir.

Özellikleri

  • Çalışma gerilimi 1.5-2.5V arasındadır. (Kataloğunda belirtilmiştir.)
  • Çalışma akımı 10-20mA arasındadır. (Kataloğunda belirtilmiştir.)
  • Uzun ömürlüdür. (ortalama 100.000 - 200.000 saat)
  • Darbeye ve titreşime karşı dayanıklıdır.
  • Kullanılacağı yere göre çubuk şeklinde veya dairesel yapılabilir.
  • Çalışma zamanı çok kısadır. (nanosaniye)
  • Diğer diyotlara göre doğru yöndeki direnci çok daha küçüktür.
  • Işık yayan diyotların gövdeleri tamamen plastikten yapıldığı gibi, ışık çıkan kısmı optik mercek, diğer kısımları metal olarak ta yapılır.

Bir LED ‘in üretimi sırasında kullanılan değişik katkı maddesine göre verdiği ışığın rengi değişmektedir.

Katkı maddesinin cinsine göre şu ışıklar oluşur:

  • GaAs (Galliyum Arsenid): Kırmızı ötesi (görülmeyen ışık)
  • GaAsP (Galliyum Arsenid Fosfat): Kırmızıdan - yeşile kadar (görülür)
  • GaP (Galliyum Fosfat): Kırmızı (görülür)
  • GaP (Nitrojenli): Yeşil ve sarı (görülür)

Diyot kristali, iki parçalı yapıldığında uygulanacak gerilimin büyüklüğüne göre kırmızı, yeşil veya sarı renklerden birini vermektedir.

Işık yayan diyot ısındıkça, ışık yayma özelliği azalmaktadır.
Bu hal etkinlik eğrisi olarak gösterilmiştir. Bazı hallerde fazla ısınmayı önlemek için bir soğutucu üzerine monte edilir.

Ayrıca LED ‘in aşırı ısınmasına yol açmamak için kataloğunda belirtilen akımı aşmamak gerekir. Bunun için gösterilmiş olduğu gibi devresine seri olarak bir R direnci konur. Bu direncin büyüklüğü LED ‘in dayanma gerilimi ile besleme kaynağı gerilimine göre hesaplanır.

Kirşof kanununa göre: 9=I*R+2 ‘dir. I=0.05A olup

R=9-2/0.05 = 7/0.05 = 140 Ohm olarak bulunur.

140 Ohm ‘luk standart direnç olmadığından en yakın standart üst direnci olan 150 Ohm ‘luk direnç kullanılır.


Foto Diyot

Foto diyot ışık enerjisiyle iletime geçen diyottur. Foto diyotlara polarma geriliminin uygulanışı normal diyotlara göre ters yöndedir. Yani anoduna negatif (-), katoduna pozitif (+) gerilim uygulanır.

Başlıca foto diyotlar şöyle sıralanır:

  • Germanyum foto diyot
  • Simetrik foto diyot
  • Schockley (4D) foto diyodu


Germanyum FotoDiyot

Aslı alaşım yoluyla yapılan bir NP jonksiyon diyotudur. Cam veya metal bir koruyucu içerisine konularak iki ucu dışarıya çıkartılır. (Şekil 3.26).

Koruyucunun bir tarafı, ışığın jonksiyon üzerinde toplanmasını sağlayacak şekilde bir mercek ile kapatılmıştır.

Diyodun devreye bağlanması sırasında firmasınca uçlarına konulan işarete dikkat etmek gerekir. Hassas yüzeyi çok küçük olduğundan, 1.-3mA ‘den daha fazla ters akıma dayanamaz.

Aşırı yüklemeyi önlemek için, bir direnç ile koruyucu önlem alınır. Işık şiddeti arttırıldıkça ters yön akımı da artar
Foto diyot ters polarmalı bağlandığından üzerine ışık gelmediği müddetçe çalışmaz. Bilindiği gibi ters polarma nedeniyle P-N birleşme yüzeyinin iki tarafında “+” ve “-” yükü bulunmayan bir nötr

birleşme yüzeyine ışık gelince, bu ışığın verdiği enerji ile kovalan bağlarını kıran P bölgesi elektronları, gerilim kaynağının pozitif kutbunun çekme etkisi nedeniyle N bölgesine ve oradan da N bölgesi serbest elektronları ile birlikte kaynağa doğru akmaya başlar.

Diğer taraftan, kaynağın negatif kutbundan kopan elektronlar, diyodun P bölgesine doğru akar.


Simetrik FotoDiyotlar

Alternatif akım devrelerinde kullanılmak üzere NPN veya PNP yapılı simetrik fotodiyotlar da üretilmektedir.

Işığa Duyarlı Diyotların Kullanım Alanları: Uzaktan kumanda, alarm sistemi, sayma devreleri, yangın ihbar sistemleri, elektronik hesap makineleri, gibi çeşitli konuları kapsamaktadır.


Ayarlanabilir Kapasiteli Diyot (Varaktör - Varikap)

Bir P-N jonksiyon diyoda ters yönde gerilim uygulandığında, temas yüzeyinin iki tarafında bir boşluk (nötr bölge) oluştuğu ve aynen bir kondansatör gibi etki gösterdiği, kondansatörler bölümünde de açıklanmıştı.

Varaktör diyotta da P ve N bölgeleri
kondansatörün plakası görevi yapmaktadır.

C = A/d = *Plaka Yüzeyi / Plakalar Arası Açıklık kuralına göre:

Küçük ters gerilimlerde “d” boşluk bölgesi dar olduğundan varaktör kapasitesi (”C”) büyük olur. Gerilim arttırıldıkça d boşluk bölgesi genişleyeceğinden, “C” de küçülmektedir.

Varaktör değişken kondansatör yerine kullanılabilmekte ve onlara göre hem ucuz olmakta, hem de çok daha az yer kaplamaktadır. Kaçak akımının çok küçük olması nedeniyle varaktör olarak kullanılmaya en uygun diyotlar silikon diyotlardır.

Varaktörün Tipik Özellikleri:

  • Koaksiyel cam koruyuculu, mikrojonksiyon varaktör 200GHz ‘e kadar görev

yapabilmektedir.

  • Kapasitesi 3-100pF arasında değiştirilebilmektedir.
  • 0-100V gerilim altında çalışabilmektedir.
  • Varaktöre uygulana gerilim 0 ile 100V arasında büyütüldüğünde, kapasitesi 10 misli küçülmektedir.

Yüksek frekanslarda L selfi birkaç nanohenri (nH), Rs birkaç Ohm olmaktadır.

Varaktörün başlıca kullanım alanları: Ayarlı devrelerin uzaktan kontrolü, TV ve FM alıcı lokal osilatörlerinde otomatik frekans kontrolü ve benzeri devrelerde kullanılır.

Telekominikasyonda basit frekans modülatörleri, arama ayar devreleri, frekans çoğaltıcılarda, frekansın 2-3 kat büyütülmesi gibi kullanım alanları vardır.


Diğer Diyotlar


Mikrodalga Diyotları

Mikrodalga frekansları; uzay haberleşmesi, kıtalar arası televizyon yayını, radar, tıp, endüstri gibi çok geniş kullanım alanları vardır. Giga Hertz (GHz) mertebesindeki frekanslardır.

Mikro dalga diyotlarının ortak özelliği, çok yüksek frekanslarda dahi, yani devre akımının çok hızlı yön değiştirmesi durumunda da bir yönde küçük direnç gösterecek hıza sahip olmasıdır.

Mikrodalga bölgelerinde kullanılabilen başlıca diyotlar şunlardır:
Gunn (Gan) diyotları
Impatt (Avalanş) diyotları
Baritt (Schottky)(Şotki) diyotları
Ani toparlanmalı diyotlar
P-I-N diyotları


Gunn Diyotları

İlk defa 1963 ‘te J.B. Gunn tarafından yapıldığı için bu ad verilmiştir.
Gunn diyodu bir osilatör elemanı olarak kullanılmaktadır.

Yapısı, N tipi Galliyum arsenid (GaAs) veya İndiyum fosfat (InP) ‘den yapılacak ince çubukların kısa kısa kesilmesiyle elde edilir.

Gunn diyoda gerilim uygulandığında, gerilimin belirli bir değerinden sonra diyot belirli bir zaman için akım geçirip belirli bir zamanda kesimde kalmaktadır. Böylece bir osilasyon oluşmaktadır.

Örnek: 10µm boyundaki bir gunn diyodunun osilasyon periyodu yaklaşık 0,1 nanosaniye tutar. Yani osilasyon frekansı 10GHz ‘dir.


Impatt (Avalans) Diyot

Impatt veya avalanş (çığ) diyotlar Gunn diyotlara göre daha güçlüdürler ve çalışma gerilimi daha büyüktür. Mikrodalga sistemlerinin osilatör ve güç katlarında yararlanılır.

1958 ‘de Read (Rid) tarafından geliştirilmiştir.Bu nedenle Read diyodu da denir. P+ - N - I - N+ veya N+ - P - I - P+ yapıya sahiptir. Ters polarmalı olarak çalışır.

Yapımında ana elemanlar olarak Slikon ve Galliyum arsenid (GaAs) kullanılır. Diyot içerisindeki P+ ve N+ tipi kristaller, içerisindeki katkı maddeleri normal haldekinden çok daha fazla olan P,N kristalleridir.

“I” tabakası ise iyonlaşmanın olmadığı bir bölgedir. Taşıyıcılar buradan sürüklenerek geçer ve etrafına enerji


Baritt (Schottky) Diyot

Baritt Diyotlar ‘da nokta temaslı diyotlar gibi metal ve yarı iletken kristalinin birleştirilmesi ile elde edilmektedir. Ancak bunlar jonksiyon diyot tipindedir. Değme düzeyi (jonksiyon) direnci çok küçük olduğundan doğru yön beslemesinde 0.25V ‘ta dahi kolaylıkla ve hızla iletim sağlamaktadır.Ters yöne doğru akan azınlık taşıyıcıları çok az olduğundan ters yön akımı küçüktür. Bu nedenle de gürültü seviyeleri düşük ve verimleri yüksektir.

Farklı iki ayrı gruptaki elemandan oluşması nedeniyle baritt diyotların dirençleri (lineer) değildir.

Dirençlerin düzgün olmaması nedeniyle daha çok mikrodalga alıcılarında karıştırıcı olarak kullanılır. Ayrıca, modülatör, demodülatör, detektör olarak ta yararlanılır.


Ani Toplamalı Diyot

Ani toparlanmalı (Step-Recovery) diyotlar varaktör diyotların daha da geliştirilmişlerdir. Varaktör diyotlar ile frekansların iki ve üç kat büyütülmeleri mümkün olabildiği halde, ani toparlanmalı diyotlar ile 4 ve daha fazla katları elde edilebilmektedir.


Pin Diyot

P-I-N diyotları P+-I-N+ yapıya sahip diyotlardır. P+ ve N+ bölgelerinin katkı maddesi oranları yüksek ve I bölgesi büyük dirençlidir.

Alçak frekanslarda diyot bir P-N doğrultucu gibi çalışır. Frekans yükseldikçe I bölgesi de etkinliğini gösterir. Yüksek frekanslarda I bölgesinin doğru yöndeki direnci küçük ters yöndeki direnci ise büyüktür.

Diyodun direnci uygulama yerine göre iki limit arasında sürekli olarak veya kademeli olarak değiştirilebilmektedir.

P-I-N diyotlar değişken dirençli eleman olarak, mikrodalga devrelerinde, zayıflatıcı, faz kaydırıcı, modülatör, anahtar, limitör gibi çeşitli amaçlar için kullanılmaktadır.


Büyük Güçlü Diyotlar

2W ‘ın üzerindeki diyotlar Büyük Güçlü Diyotlar olarak tanımlanır.
Bu tür diyotlar, büyük değerli DC akıma ihtiyaç duyulan galvano-plasti, ark kaynakları gibi devrelere ait doğrultucularda kullanılmaktadır.

  • Diyotlar ve Diyot Çeşitleri hakkında Tezler

*

MPEG - VP7

Posted on June 16th, 2007 in Uncategorized by admin

TrueMotion VP7 On2 Teknolojileri tarafından geliştirilmiş VP3, VP5 ve TrueMotion VP6′nın devamı olan görüntü çözücüdür. On2 Teknolojileri bu biçimin MPEG-4 ve H.264 sınıfındaki kodlayıcılarından daha çok sıkıştırdığını iddia etmektedir.


Ayrıca bakınız

  • Ogg Theora
  • VP3
  • VP5
  • VP6


Dış bağlantılar

  • On2 VP7 Web sayfası

Hale getirmesiyle - Böcürt

Posted on June 15th, 2007 in Uncategorized by admin

Harry Potter ve Askaban Tutsağı filminde geçen böcürt ün en önemli özelliği karşısındaki kişinin korktuğu kılığa girebilmesidir. Ancak böcürt’e karşı aklından komik birşey geçirip “riddikulus” diyen büyücü onu komik bir hale dönüştürebilir.


Ayrıca bakınız

Harry Potter filmlerindeki oyuncuların listesi

MPEG - K3b

Posted on June 10th, 2007 in Uncategorized by admin

K3b KDE çalıştırabilen Unix benzeri işletim sistemleri (örn. GNU/Linux) için CD/DVD yönetim yazılımıdır.


Özellikleri

  • CD/DVD oluştururken işleri kolaylaştıran bir arabirim sunar.
  • Doğrudan diskten-diske kopyalama yapabilir.
  • Deneyimli kullanıcılar tarafından düzenlenerek yüksek başarım elde edilebilir.
  • MPEG dosyalarından VCD/DVD oluşturabilir.
  • CD-RW silebilir.
  • Çift katman DVD yazabilir.


İşleyiş

K3b cd/dvd yazımında; cdrecord, cdrdao ve growisofs gibi komut satırı yazılımlarını kullanır.

MPEG dosyalarından VCD/DVD oluştururken GNU VCDImager kullanılır.


Harici Bağlantılar

  • K3b sitesi
  • Türkçe K3b pardus wikisi
  • Türkçe K3b kullanım klavuzu

Biçimde - Dizge

Posted on June 8th, 2007 in Uncategorized by admin

Dizge, bir bütün oluşturacak biçimde birbirine bağlı ögelerin bütününe Sistem de denir. Örneğin eğitim dizgesi, bilgisayar dizgesi. Günlük dilde fazla kullanılmamaktadır.

“Ortak bir amaç için, birbirleri ile ilişkili biçimde işgören alt-sistemler ve elemanlar grubuna verilen isimdir.”

Dil, düşünceyi ve iletişimi düzenleyen ve her parçası bu amaca hizmet etmek üzere birbiriyle ilişki içinde olan bir dizgedir.

Yer kaplar hale - Tabak

Posted on June 8th, 2007 in Uncategorized by admin
  • Tabak: İçine yiyecek koymaya yarayan az derin kap.
  • Tabaklama: Hayvan derisini kullanılabilir hâle getirmek için uygulanan işlemlerin tümü.

Snd gibi - Hidroksil

Posted on June 6th, 2007 in Uncategorized by admin

Hidrojen(H) ve Karbon(C) atomlarından oluşan bileşiklerin tamaına verilen isim. Bu bileşikler sadece hidrojen ve karbondan oluşabileceği gibi; azot, oksijen gibi atomları da bünyesinde içerebilir.

III Film - Lizbon Gay ve Lezbiyen Film Festivali

Posted on June 4th, 2007 in Uncategorized by admin

Lizbon Gay ve Lezbiyen Film Festivali,(Portekizce: Festival de Cinema Gay e Lésbico de Lisboa) Portekiz’in başkenti Lizbon’da her yıl düzenlenen bir film festivalidir.

2006 yılında festival 114 filmle 10. kez düzenlenmiştir.


Dış bağlantılar

  • Resmi site

Gay ve Lezbiyen Film Festivali