Sıkıştırmaya imkân - Diplomatik dokunulmazlık

Posted on January 31st, 2007 in Uncategorized by admin

Diplomatik dokunulmazlık, hükümetler arasında, diplomatların karşılıklı olarak serbestçe seyahatini ve görevli olduğu ülkenin yasalarına göre dava edilmemesini ve yargılanmamasını teminat altına alan bir anlaşmadır. Ancak, sözkonusu diplomatlar sınırdışı edilebilirler. Diplomatik İlişkilerde Viyana Konvansiyonu ile 1961′de uluslararası bir kanun olarak kabul edilen bu konunun tarihçesi oldukça eskilere dayanır.

Diplomatik dokunulmazlık kurumu, hükümetler arasındaki ilişkilerin zor zamanlarda, hatta savaş hallerinde dahi sürdürülebilmesine imkan sağlamak amacıyla geliştirilmiştir. Yabancı bir ülkenin bir diplomatı, bir ülkeye atandığında, o ülkenin devlet başkanı tarafından, görevlerini etkin olarak yerine getirebilmesi için bazı ayrıcalık ve dokunulmazlıklarla donatılır. Bu durum, aynı yetkilerin karşılıklı olarak diğer ülke tarafından da yapılacağı kabulüne dayanarak gerçekleşir.

Ev sahibi ülkenin “dokunulmazlık”tan vazgeçmesi mümkündür, ki bu durum yalnızca o diplomatın, diplomatik göreviyle hiçbir ilişkisi olmayan ciddi bir suç işlemesi (casusluk vb. suçlamaların dışında) veya ciddi bir suça şahit olması durumunda gerçekleşir ve hatta ev sahibi ülke, söz konusu bireyi yargılayabilir.


Dış bağlantılar

  • eDiplomat.com: Diplomatik dokunulmazlık
  • Diplomatik dokunulmazlık konusu nedir?
  • Diplomatik dokunulmazlığın istismar edilmesi (blog)

Grubu tarafından - Esterleşme

Posted on January 31st, 2007 in Uncategorized by admin

Yağ asitlerinin alkollerle girdikleri reaksiyonlardır. Burada terminal karboksil grubu bir alkolün hidroksil grubu ile birleşir.

Bu formatlar sesi - Alto flüt

Posted on January 30th, 2007 in Uncategorized by admin

Boyu normal flütten biraz daha uzun, borusu biraz daha geniştir. Ses genişliği, mekanizması ve çalınışı normal flüt ile aynıdır. (Bkz. Flüt) Tek farkı aktarımlı bir çalgı olması, yani yazıldığı sesler çalındığında farklı seslerin duyulmasıdır. Yazılan ses tam dörtlü aralık kalından duyulur: örneğin Do notası çalındığında, dört aralık kalınındaki Sol sesi çıkar.

Ses rengi normal flüte göre daha ılık, koyu, olgun ve yuvarlaktır. Orkestrada sürekli kullanılmaz, hatta bazı orkestralarda bulunmaz. Alto flüt, Maurice Ravel, İgor Stravinski ve daha modern besteciler tarafından çok ender kullanılmıştır.

Olan - Vacid (din)

Posted on January 29th, 2007 in Uncategorized by admin

İslâm dininde Allah’ın 99 isminden biridir. Anlamı; var olan ve her şeyi vareden, icad eyleyen; varlığı kendinden olan; dilediğini istediği anda var edip yaratandır. O’na karşı hiçbir şey kendini gizleyemez.

III Film Uzmanlar - Biket İlhan

Posted on January 28th, 2007 in Uncategorized by admin

Biket İlhan (1944, İzmir), Türk sinema yapımcısı, yönetmen, Sinevizyon film yapım şirketinin kurucusu. Gazi Üniversitesi İngilizce bölümü mezunudur.

Attila İlhan’ın eski eşi olan Biket İlhan, Mavi Gözlü Dev filminin senaristi Metin Belgin ile evlidir.


Filmografi

  • 2007 - Mavi Gözlü Dev
  • 2005 - Ayın Karanlık Yüzü
  • 1999 - Kayıkçı
  • 1995 - Sokaktaki Adam
  • 1993 - Bir Kadın Yüzü
  • 1993 - Senin İçin Bir Kadeh

Tarafından - Kemalpaşa Camii

Posted on January 27th, 2007 in Uncategorized by admin

Kemalpaşa Camii, İstanbul’da Aksaray semtinde cami.

Fatih devri defterdarlarından Kemal Paşa tarafından yaptırıldı. 1902′de Fehmi Paşa’nın karısı Zeynep Feride Hanım tarafından onarıldı. Caminin duvarları kâgir, çatısı ahşaptır.

MPEG - MPlayer

Posted on January 25th, 2007 in Uncategorized by admin

MPlayer çokluortam biçimlerine herhangi bir diğer medya oynatıcıdan daha fazla destek veren özgür bir ortam oynatıcısıdır. Desteklediği biçimlerin tamamlanmamış bir listesi aşağıdadır:

  • Fiziksel ortam: CDler, DVDler, Görüntü CDleri
  • İçerik Biçimleri: 3gp, AVI, ASF, Matroska, MOV, MP4, NUT, Ogg, RealMedia
  • Görüntü Çözücüler: 3ivx, Cinepak, DivX, DV, H.263, H.264, HuffYUV, Indeo, MJPEG, MPEG-1, MPEG-2, MPEG-4, RealVideo, Sorenson, Theora, WMV, XviD
  • Ses Çözücüler: AAC, AC3, ALAC, AMR, FLAC, MP3, RealAudio, Shorten, Speex, Vorbis, WMA

MPlayer ayrıca görüntü göstermek için çeşitli çıktı sürücülerini destekler:
X11, DirectX, Quartz Compositor, VESA, SDL ve hayali olarak da ASCII sanatı,Blinkenlights.

MPlayer internetteki tüm genel aktarım biçimlerini oynatabilir ve dosyaya kaydedebilir.

Program Linux, Unix-benzeri, Windows ve Mac OS dahil olmak üzere birçok
işletim sisteminde çalışabilir.

MPlayer GNU Genel Kamu Lisansının 2. sürümü altında dağıtılır.
Önceden “MPlayer - Linux İçin Film Oynatıcı” ile adlandırılıyordu, ancak artık daha fazla işletim sistemi desteklediği için “MPlayer - Film Oynatıcı” olarak kısaltıldı.

MPlayer öncelikli olarak bir komut satırı uygulamasıdır fakat isteğe bağlı olarak X Pencere Sistemi altında çalışan grafiksel arayüz (GMPlayer) de kullanılabilir. Ayrıca farklı alternatif grafiksel arabirimleri de mevcuttur.

Çoğunlukla görüntü ve ses çözücüleri, yerel olarak, FFmpeg projesinin libavcodec kütüphanesi ile destekleniyor. Açık kaynak çözücülerinin yeterli olamadığı durumlarda ise, MPlayer çalıştırabilir dosyalara başvurur. Hatta Windows DLL dosyalarını WINE projesinin DLL yükleyicisi yardımıyla doğrudan kullanabilir.

thumb|250px|Ekran görüntüs

CSS şifre çözücü yazılımı, Windows çözücüsü kullanımı, yazılım patentleri tarafından kordunan çözücülerin bulundurulması, GPL’e uyumsuz OpenDivX içermesi nedenleriyle bazı sorunlar yaşadı. Bu nedenle, Debian dağıtımına yeni girebildi.

Geliştirilmeye 2000 yılında başladı. Bir süre sonra programcı Árpád Gereöffy’e birçok kişi katıldı. Başlangıçta, birçok geliştirici Macaristandan idi, ama bugünlerde geliştirciler dünya her yerinden. Árpád Gereöffy MPlayer’ın ikinci nesil sürümünü yapmaya başladığı için Alex Beregszászi 2003 yılından beri MPlayer’ın başında. Maalesef MPlayer G2 birkaç sebebten dolayı durakladı.

Yardımcı bir program, film kodlayıcı MEncoder, yukarıda yazılı biçimlerden bir görüntü ve bir ses dosyası alarak bunları farklı biçimlere kodlayabilir, isteğe bağlı olarak çeşitli dönüşümler gerçekleştirebilir.


Ayrıca bakınız

  • Ortam oynatıcıları listesi
  • Ortam oynatıcıları karşılaştırması


Dış bağlantılar

  • Resmi MPlayer Web Sitesi
  • İndir
  • Desteklenen çözücü listesi
  • MPlayer ile ilgili projeler
  • MPlayer OS X
  • Mozilla için MPlayer tarayıcı eklentisi
  • MPlayerXP - thread based fork of mplayer

Formatıdır. - UTF-8

Posted on January 22nd, 2007 in Uncategorized by admin

UTF-8 8-bitlik bir Unicode dönüşüm formatıdır (İng: Unicode Transformation Format ‘ın kısaltması). Unicode karakterlerini değişken uzunluklu bayt guruplarıyla kodlamakta kullanılır. Rob Pike ve Ken Thompson tarafından geliştirilmiştir.

UTF-8 kodlaması Unicode karakterlerini 1-6 byte uzunluğunda diziler olarak kodlar. ASCII kodlaması içinde 0-127 arasında kalan karakterler aynen kendi kodları ile kullanılır, diğerleri ise byte dizileri haline gelir.


Özellikleri

Evrensel kodlama ile aynı sayfada farklı lisanları göstermek mümkün oluyor. Ayrıca özel hazırlanmış klavyeler ile matematiksel ifadeleri de yazmak mümkün. Bütün bu farklı karakterler UTF-8 sayesinde aynı sayfada görünebiliyor. Eski stil kodlama ile türkçe karakterlerin - aslında latin alfabesinde olmayan ya da özel işaretli harflerin de - gösterimi için oldukça karışık olan harf ve rakam dizgileri kullanmak gerekiyordu. Mesela Ş harfini yazmak için Ş küçük ş içinse ş yazmak gibi.

UTF kullanarak 1 milyondan fazla karakter kodlanabilmektedir. Sıklıkla kullanılan 65536 karakterin kodlaması bu 1 milyondan fazla kodlamada ilk sıralarda yer almaktadırlar.


Örnekler

A = 00000000 010000012, yani sağ baştan sıfırdan başlayarak sayıldığıda 2′nin katları şeklinde 20 ve 26‘yı toplayarak 65 sayısını elde ediyoruz. Windows için ALT-tuşuna basılı tutarak nümerik klavyeden 65 yazdığı zaman A harfı çıkar.

天 = 0×59 0×298 = 01011001 001010012 = ALT-tuşu + 22825
⇔ = 0×21 0xd38 = 00100001 110100112 = ALT-tuşu + 1587
α = 0×03 0xb18 = 00000011 101100012 = ALT-tuşu + 945


İlgili Bağlantılar

  • http://www.cs.bell-labs.com/sys/doc/utf.pdf UTF-8′i anlatan ilk makale
  • http://www.utf-8.com/ UTF-8
  • http://opereysin.com/edebi-hezeyanlar/825-utf-8-ve-kizilderili-asimilasyonu/ Türkçe karakter problemleri ve UTF-8

Tüm - Navier-Stokes denklemleri

Posted on January 22nd, 2007 in Uncategorized by admin

thumb|right|150px|George Gabriel Stokes

Navier-Stokes denklemleri, ismini Claude-Louis Navier ve George Gabriel Stokes’tan almış olan, sıvılar ve gazlar gibi akışkanların hareketini tanımlamaya yarayan bir dizi denklemden oluşmaktadır.

Bu denklemler; akışkan içerisindeki birim kütleye etki eden momentum (ivmelenme) değişimlerinin, basınç değişimleri ve sürtünme kayıplarına neden olan viskoz kuvvetlerin (sürtünmeye benzer) toplamına eşit olduğunun doğruluğunu ortaya koymaktadır. Bu viskoz kuvvetler moleküller arası etkileşimlerden meydana gelmekte ve akışkanın ne kadar yapışkan (viskoz) olduğunu göstermektedir. Böylece, Navier-Stokes denklemlerinin, verilen akışkanın herhangi bir bölgesindeki kuvvetler dengesinin dinamik ifadesi olduğu söylenebilir.

Bu denklemler en kullanışlı denklemlerin başında gelmektedirler. Çünkü, gerek akademik gerekse ekonomik birçok fenomenin fiziğini açıklamaktadır. Hava akımları ve okyanus akıntılarının, boru içindeki su akışının, galaksideki yıldız hareketlerinin, kanat etrafındaki hava akımlarının modellenmesinde ve hesaplarında sıkça kullanılırlar.

Contents


Temel kabuller

Navier-Stokes denklemlerinin detayına girmeden önce, akışkanlar hakkında bazı kabuller yapılması gereklidir. Öncelikle akışkanın sürekli olduğu kabul edilir. Yani akışkanın tamamının aynı özellikte olduğu içinde farklı biçimler (formlar) bulunmadığı kabul edilir. Bir başka gerekli kabulde konu ile ilgili tüm alanların basınç, hız, yoğunluk, sıcaklık vs., diferansiyel olduğudur. (faz değişimleri olmadan)

Denklemler, momentum ve enerji ve kütle korunumunun temel prensiplerinden elde edilir.
Bunun için, bazı hallerde kontrol hacmi adı verilen, rastgele seçilmiş sonlu bir hacim belirlemek gereklidir, bu hacim üzerinde bu prensipler kolayca uygulanabilir. Bu sonlu hacim <math>\Omega</math> ile gösterilir ve yüzeyi sınırlandırılır <math>\partial \Omega</math>. Kontrol hacmi, sabit kalabilir veya akışkan ile hareket edebilir. Temel kabuller bunlardır, bununla beraber, farklı uygulamarda özel kabullerde yapılabilir.


Gerçek türev

Hareket eden akışkanın özelliklerinin değişiminin ölçülebilmesi için iki yol vardır. Örneğin dünya atmosferindeki rüzgar hızının değişimleri ele alınacak olursa; bu değişiklikler bir meteoroloji istasyonu ölçüm cihazı (anemometre) veya bir hava balonu yolu ile ölçülebilir. Şüphesiz, ilk durumdaki anemometre boşlukta sabit bir nokta boyunca geçiş yapan tüm hareketli parçacıkların hızını ölçerken, ikinci durumda bahsedilen aygıt akışkan ile beraber hareket ederken hızdaki değişimi ölçer.

Aynı durumda, yoğunluk, sıcaklık vb. değişimlerde ölçümü etkileyecektir. Bu nedenle, bu iki hal için bir ayırım yapılmalıdır. Bir alanın boşluktaki sabit bir popzisyona göre türevi uzaysal (spatial) veya Euleryen türev (Eulerian derivative) olarak adlandırılır. Hareketli bir parçacığın izlenmesi türevi gerçek (substantive), Lagrangyan (Lagrangian) veya maddi (material) türev olarak adlandırılır.

Gerçek türev şu şekilde tanımlanır:

<math>\frac{D}{Dt}(\star ) \equiv \frac{\partial(\star )}{\partial t} + \mathbf{v}\cdot\nabla (\star )</math>

Burada <math>\mathbf{v}</math> akışkanın hızıdır. Denklemin sağ tarafındaki ilk terim alışılmış Euleryen türevi (sabit bir referans üzerindeki türev) iken, ikinci terim akışkan hareketi ile oluşan değişiklikleri ifade eder. Bu etki adveksiyon olarak adlandırılır.


Korunum kanunları

Navier-Stokes denklemleri, aşağıdaki korunum kanunlarından türetilir:

  • Kütle
  • Enerji
  • Momentum
  • Açısal momentum

Ek olarak, akışkan için bir durum denklemi bağıntısı kabulu yapılması gereklidir

En genel biçimde, bir korunum kanunu şunu ifade eder, bir kontrol hacmi üzerinde tanımlanmış hacim özelliği (bulk property) değişiminin oranı <math>L</math> havcim sınırları boyunca hareket eden akışkanın dışarı taşıdığı kayıp ve artı kontrol hacminin iç tarafındaki kazançlar ve kayıplara eşit kabul edilir. Bu, aşağıdaki integral denklemi ile ifade edilir.

<math>\frac{d}{dt}\int_{\Omega} L \; d\Omega = -\int_{\partial\Omega} L\mathbf{v\cdot n} d\partial\Omega+ \int_{\Omega} Q d\Omega</math>

Bu denklemde v akışkanın hızı ve <math>Q</math> akışkan içindeki kazançlar ve kayıplar olarak ifade edilir.

Eğer kontrol hacmi boşluk içinde sabitlenmiş ise bu integral denkleminden aşağıdaki şekilde bir ifade yazılabilir.

<math>\frac{d}{d t} \int_{\Omega} L d\Omega = -\int_{\Omega} \nabla\cdot ( L\mathbf{v} ) d\Omega + \int_{\Omega} Q d\Omega </math>

Ayrıca, kontrol hacminin içinde, bu son denklemde elde edilmiş olan sağ taraftaki ilk terimin ifade edilmesi için diverjans teoremi kullanılmıştır. Böylece:

<math> \frac{d}{dt}\int_{\Omega} L d\Omega = - \int_{\Omega} (\nabla\cdot ( L\mathbf{v} ) - Q) d\Omega </math>

Yukarıdaki ifade boşlukta sabit kalan bir kontrol hacminde <math>\Omega</math> için geçerlidir. Çünkü <math>\Omega</math> zaman içinde sabittir, değişmez. Bu sayede “<math>\frac{d}{dt}</math>” ve “<math> \int_{\Omega}^{} d\Omega</math>” ifadeleri birbirinin yerine yazılabilir. Böylece ifade tüm alanlar için geçerli olur, ve integral çıkartılabilir.

Gerçek türev , <math> Q = 0 </math> olduğunda (kazanç ve kayıp yokken) elde edilir.

<math>\frac{\partial}{\partial t} L + \nabla\cdot\left(L \mathbf{v} \right) = \frac{D}{Dt}L + L \left(\nabla\cdot \mathbf{v}\right) = 0</math>


Süreklilik denklemi

Kütlenin korunumu şu şekilde yazılır:

<math>\frac{\partial \rho}{\partial t} +

\nabla\cdot\left(\rho\mathbf{v}\right) = 0 </math>

<math>

=\frac{\partial \rho}{\partial t} + \rho\nabla\cdot\mathbf{v} + \mathbf{v} \cdot \nabla \rho
</math>

<math>

=\frac{D \rho}{D t} + \rho \nabla \cdot \mathbf{v} = 0
</math>

Burada <math>\rho</math> kütle yoğunluğu (birim hacim başına kütle), v akışkanın hızıdır.

Sıkıştırılamaz bir akışkan için <math>\rho</math> akış hattı boyunca değişmez ve denklem şu hale indirgenir:

<math>\nabla\cdot\mathbf{v} = 0</math>


Momentumun korunumu

Momentumun korunumu, yoğunluk yerine momentumun vektör bileşenleri ve akışkan üzerine etkiyen kuvvetler ile, süreklilik denklemine benzer bir yaklaşım yapılarak ifade edilir. Süreklilik denkleminde <math>\rho</math> yerine belirli bir yönde birim hacim başına net momentum yazılır, <math>\rho v_i</math>, burada <math>v_i</math> hızın <math>i^{th}</math> bileşenidir. (hız x, y veya z yönleri boyunca olmak üzere)

<math>\frac{\partial}{\partial t}\left(\rho v_i \right) + \nabla

\cdot (\rho v_i \mathbf{v}) =
\rho f_i .</math>

<math> \rho f_i </math> , akışkan üzerine etkiyen kuvvetin <math>i^{th}</math> bileşenidir (her birim hacim başına gerçek kuvvet). Genel kuvvetler yerçekimi ve basınç gradyenlerini kapsar. Bu şu şekilde de ifade edilebilir:

<math>\frac{\partial}{\partial t}\left(\rho\mathbf{v}\right) + \nabla\cdot(\rho\mathbf{v}\otimes\mathbf{v}) = \rho \mathbf{f}</math>

Ayrıca, <math>\mathbf{v}\otimes\mathbf{v}</math> bir tensor’dür, <math>\otimes</math> tensor çarpımını ifade eder.

Süreklilik denkleminin kullanımı daha da basitleştirilebilir ve şu hale gelir:

<math>\rho\frac{D v_i}{D t}=\rho f_i</math>

Genel kullanımda aşağıdaki gibi de yazılabilir

<math>\rho\frac{D\mathbf{v}}{D t}=\rho \mathbf{f}</math>

Bu bağlamda F=ma ifadesi doğrulanmış olur.


Denklemler


Genel biçim


Denklemlerin elde edilişi

Momentumun korunumu için Navier-Stokes denklemlerinin genel biçimi :

<math>\rho\frac{D\mathbf{v}}{D t} = \nabla \cdot\mathbb{P} + \rho\mathbf{f}</math>

Burada <math>\rho</math> akışkan yoğunluğu, v hız vektörü ve f kitle kuvvet vektörüdür.

<math>\mathbb{P}</math> tensörü, akışkan parçacığı üzerine uygulanmış yüzey kuvvetleri olarak tanımlanır (gerilme tensörü). Akışkan girdap gibi bağımsız bir eğme bükme hareketi yapmadıkça, <math>\mathbb{P}</math> simetrik bir tensördür. Genel olarak, biçim:

<math>\mathbb{P} = \begin{pmatrix}

\sigma_{xx} & \tau_{xy} & \tau_{xz} \\
\tau_{yx} & \sigma_{yy} & \tau_{yz} \\
\tau_{zx} & \tau_{zy} & \sigma_{zz}
\end{pmatrix}
=
-
\begin{pmatrix}
p&0&0\\
0&p&0\\
0&0&p
\end{pmatrix}
+
\begin{pmatrix}
\sigma_{xx}+p & \tau_{xy} & \tau_{xz} \\
\tau_{yx} & \sigma_{yy}+p & \tau_{yz} \\
\tau_{zx} & \tau_{zy} & \sigma_{zz}+p
\end{pmatrix} </math>

Burada <math>\sigma</math> normal gerilmeler, <math>\tau</math> teğetsel gerilmeler (kesme gerilmeleri) ve p gerilme tensörünün izotropik parçası ile birleştirilmiş statik basınçtır.

<math>\sigma_{xx}+\sigma_{yy}+\sigma_{zz}</math> matris izi (İng. trace) akışkanın dengede olup, olmadığı mutlaka tanımlanması (hacim vizkozitesi (bulk viscosity) olmadıkça) ile daima -3p’dir.

Sonuç olarak:

<math>\rho\frac{D\mathbf{v}}{D t} = -\nabla p + \nabla \cdot\mathbb{T} + \rho\mathbf{f}</math>

Burada <math>\mathbb{T}</math>, <math>\mathbb{P}</math>’nin izsiz (traceless) parçasıdır.

Bu denklemler hala tamamlanmamıştır. Tamamlamak için, <math>\mathbb{P}</math>’nin şekli üzerinde bir varsayım yapılmalıdır, şöyleki, gerilme tensörü için aşağıda gösterildiği gibi bir süreklilik kanununa ihtiyaç vardır.

Akış, sürekli ve diferansiyel kabul edilmiş ve korunum kanunları çerçevesinde kısmi diferansiyel denklemler ile ifade edilmiştir. Akışın sıkıştırılamaz (sabit yoğunluk) olduğu durumda, değişkenler, basınç ve hız bileşenleri için çözülmüştür. Bu değişkenler, Navier-Stokes denklemlerinin üç bileşeni, kütlenin korunumu (süreklilik denklemi) ilave edilerek, kapalı bir sistem için kısmi diferansiyel denklemler ile , sınır şartlarına uygun olarak çözülebilir. Sıkıştırılamaz akış durumunda, yoğunluk sistem için diğer bir bilinmeyen haline gelir, sistem için bir durum denklemi ilavesi ile saptanır. Durum denkleminde genelde akışkanın sıcaklığı işin içine girer, o yüzden denklem enerjinin korunumu için de mutlaka çözülmelidir. Bu denklemler non-lineer’dir (yani lineer değildir) ve kapalı formdaki analitik çözümleri sadece çok basit sınır şartları için bilinir.

Denklemler, akım ve girdap fonksiyonu ikinci değişkenleri için Wilkinson denklemlerine dönüştürülebilirdir. Çözüm akışkan özelliklerine (viskozite, özgül ısı ve ısıl iletkenlik gibi) ve çalışma alanındaki sınır şartlarına bağlıdır.


Denklemlerin özel formları

Denklem akışkanlarla ilgili problemlerin çözümü için, genel bazı durumlar için sadeleştirilip, genelleştirilerek kullanılabilir.


Newtonyen (Newtonian) akışkanlar

Newtonyen akışkanlar için :

<math>p_{ij}=-p\delta_{ij}+\mu\left(\frac{\partial v_i}{\partial x_j}+\frac{\partial v_j}{\partial x_i}-\frac{2}{3}\delta_{ij}\nabla\cdot\mathbf{v}\right)</math>

Burada

<math>\mu</math> akışkanın vizkozitesidir.
<math>\delta_{ij}</math> ise Kronecker delta olarak adlandırılan matematik işlemini ifade eder.(1 için i=j; 0 için i <math>\ne</math> j).

Buradan denklemi türetebilmek için, öncelikle denge hali ifade edilir, pij=-pδij. Newtonyen bir akışkan için, bu denge değerinden gerilim tensörünün sapması, hızın gradyeni içinde lineerdir. Galile sabiti (Galilean covariance) nedeni ile açık şekilde hız üzerinde bağımlı değildir. Diğer bir ifade ile, pij+pδij, <math>\partial_i v_j</math> de lineerdir. Akışkanların dönme sabiti belirlenir (sıvı kristal (liquid crystal) olmayanlar). pij+pδij izli ve izsiz simetrik tensörlerine ayrılır. Benzer olarak <math>\partial_i v_j</math> izli, izsiz simetrik ve antisimetrik tensorlere ayrılır. Antisimetrik parça sıfıra gider, izli parça ve izsiz simetrik parçaya uygun iki katsayı vardır. <math>\partial_i v_j</math> nin izsiz simetrik parçası, <math>\partial_i v_j +\partial_j v_i - \frac{2}{d} \delta_{ij}\partial_k v_k</math> dir, burada d uzaysal ölçü sayısıdır ve izli parça <math>\delta_{ij} \partial_k v_k</math> dır. Bu nedenle, en genel lineer dönme sabiti şu şekilde verilir;

<math>p_{ij}+p\delta_{ij}=\mu\left(\partial_i v_j+\partial_j v_i -\frac{2}{d}\delta_{ij}\nabla\cdot\mathbf{v}\right)+\mu_B \delta_{ij} \nabla\cdot \mathbf{v}</math>

μ ve μB bazı katsayılardır. μ kesme vizkozitesi (shear viscosity) ve μB hacim vizkozitesi (bulk viscosity) olarak adlandırılır. Bu ampirik (deneysel) bir incelemedir, hacim vizkozitesi çoğu akışkan için ihmal ediliebilirdir, bu nedenle çoğu zaman ihmal edilir.

Denklem içinde −2/3 ile çarpım görünmesi bununla açıklanır. Bu çarpım, 1 veya 2 uzaysal boyut içinde değiştirilebilir.

<math>\rho \left(\frac{\partial \mathbf{v}}{\partial t}+ ( \mathbf{v} \cdot \nabla ) \mathbf{v}\right)=\rho \mathbf{f}-\nabla p +\mu\left(\nabla ^2 \mathbf{v}+\frac{1}{3}\nabla\left(\nabla\cdot \mathbf{v}\right)\right)</math>
<math>\rho \left(\frac{\partial v_i}{\partial t}+v_j\frac{\partial v_i}{\partial x_j}\right)=\rho f_i-\frac{\partial p}{\partial x_i}+\mu\left(\frac{\partial ^2 v_i}{\partial x_j \partial x_j}+\frac{1}{3}\frac{\partial ^2 v_j}{\partial x_i \partial x_j}\right)</math>

Burada, Einstein notasyonu kullanılmıştır.

Tamamı için yazıldığında, bu karmaşık denklem şu hali alır:

Momentumun korunumu:

<math>\rho \cdot \left({\partial u \over \partial t}+ u {\partial u \over \partial x}+ v {\partial u \over \partial y}+ w {\partial u \over \partial z}\right) = k_x -{\partial p \over \partial x} + {\partial \over \partial x} \left[ \mu \cdot \left(2 \cdot {\partial u \over \partial x}-\frac{2}{3}\cdot (\nabla \cdot \mathbf{v}) \right) \right] + {\partial \over \partial y}\left[\mu \cdot \left({\partial u \over \partial y} + {\partial v \over \partial x} \right) \right] + {\partial \over \partial z}\left[\mu \cdot \left({\partial w \over \partial x} + {\partial u \over \partial z} \right) \right]</math>
<math> \rho \cdot \left({\partial v \over \partial t}+ u {\partial v \over \partial x}+ v {\partial v \over \partial y}+ w {\partial v \over \partial z}\right) = k_y -{\partial p \over \partial y} + {\partial \over \partial y} \left[ \mu \cdot \left(2 \cdot {\partial v \over \partial y}-\frac{2}{3}\cdot (\nabla \cdot \mathbf{v}) \right) \right] + {\partial \over \partial z}\left[\mu \cdot \left({\partial v \over \partial z} + {\partial w \over \partial y} \right) \right] + {\partial \over \partial x}\left[\mu \cdot \left({\partial u \over \partial y} + {\partial v \over \partial x} \right) \right]</math>
<math> \rho \cdot \left({\partial w \over \partial t}+ u {\partial w \over \partial x}+ v {\partial w \over \partial y}+ w {\partial w \over \partial z}\right) = k_z -{\partial p \over \partial z} + {\partial \over \partial z} \left[ \mu \cdot \left(2 \cdot {\partial w \over \partial z}-\frac{2}{3}\cdot (\nabla \cdot \mathbf{v}) \right) \right] + {\partial \over \partial x}\left[\mu \cdot \left({\partial w \over \partial x} + {\partial u \over \partial z} \right) \right] + {\partial \over \partial y}\left[\mu \cdot \left({\partial v \over \partial z} + {\partial w \over \partial y} \right) \right]</math>

Kütlenin korunumu:

<math> {\partial \rho \over \partial t} + {\partial (\rho \cdot u) \over \partial x}+{\partial (\rho \cdot v) \over \partial y}+{\partial (\rho \cdot w) \over \partial z}=0 </math>

Yoğunluk bilinmediği zaman, diğer bir denklem gereklidir.

Enerjinin korunumu:

<math> \rho \left({\partial e \over \partial t}+ u {\partial e \over \partial x}+ v {\partial e \over \partial y}+ w {\partial e \over \partial z}\right) = \left( {\partial \over \partial x} \left(\lambda \cdot {\partial T \over \partial x} \right) + {\partial \over \partial y} \left(\lambda \cdot {\partial T \over \partial y} \right) + {\partial \over \partial z} \left(\lambda \cdot {\partial T \over \partial z} \right) \right) - p \cdot \left( \nabla \cdot \mathbf{v} \right) + \mathbf{k} \cdot \mathbf{v} + \rho \cdot \dot{q}_s + \mu \cdot \Phi</math>

Burada:

<math>\Phi = 2 \cdot \left[ \left({\partial u \over \partial x} \right)^2+\left({\partial v \over \partial y}\right)^2+\left({\partial w \over \partial z}\right)^2 \right]

+ \left({\partial v \over \partial x}+{\partial u \over \partial y} \right)^2
+ \left({\partial w \over \partial y}+{\partial v \over \partial z} \right)^2
+ \left({\partial u \over \partial z}+{\partial w \over \partial x} \right)^2
-\frac{2}{3} \cdot \left({\partial u \over \partial x}+{\partial v \over \partial y}+{\partial w \over \partial z} \right)^2</math>

<math>\Phi</math> yüksek süpersonik ve hipersonik uçuşlar gibi sıradışı örnekler hariç, çoğunlukla ihmal edilebilirdir.

İdeal gaz kabul edilir:

<math>e = c_p \cdot T - \frac{p}{\rho}</math>

Altı bilinmeyen (u, v, w, T, e and <math>\rho</math>) ve altı denklemden oluşan yukarıdaki gibi bir çözüm sistemi elde edilmiş olur.


Bingham akışkanları

Bingham akışkanlarında, bazı yerlerde durum biraz daha farklıdır:

<math>\tau_{ij}=\tau_0 + \mu\frac{\partial v_i}{\partial x_j},\;\frac{\partial v_i}{\partial x_j}>0 </math>

Bunlar, akış başlamadan önce bir miktar kesme dayanım kabiliyetleri olan akışkanlardır. Örnek olarak, diş macunu verilebilir.


Güçlü akışkan (Power-law fluid)

Bu akışkan, kesme gerilimi için, ideal hal almış akışkandır, <math>\tau</math> şu şekilde verilir;

<math>\tau = K \left( \frac {\partial u} {\partial y} \right)^n </math>

Bu form, hemen hemen genel akışkanların tüm çeşitlerine uygulanır.


Sıkıştırılamaz akışkanlar

Navier-Stokes denklemleri,

<math>

\rho\frac{Du_i}{Dt}=\rho f_i-\frac{\partial p}{\partial x_i}+\frac{\partial}{\partial x_j}\left[
2\mu\left(e_{ij}-\frac{\Delta\delta_{ij}}{3}\right)\right]</math>
momentumun korunumu ve

<math>\nabla\cdot\mathbf{v}=0</math>

kütlenin korunumu için

Burada

<math>\rho</math> yoğunluk,
<math>u_i</math> (<math>i=1,2,3</math>) hızın üç bileşeni,
<math>f_i</math> gövde kuvvetleri (yerçekimi gibi),
<math>p</math> basınç,
<math>\mu</math> akışkanın o noktadaki dinamik vizkozitesi;
<math>e_{ij}=\frac{1}{2}\left(\frac{\partial u_i}{\partial x_j}+\frac{\partial u_j}{\partial x_i}\right)</math>;
<math>\Delta=e_{ii}</math> diverjans,
<math>\delta_{ij}</math> Kronecker delta.

Eğer, <math>\mu</math> akışkan üzerinde eşit dağılmış ise, momentum denklemi üzerinde şu basitleştirmeler yapılır:

<math>

\rho\frac{Du_i}{Dt}=\rho f_i-\frac{\partial p}{\partial x_i}
+\mu
\left(

 \frac{\partial^2u_i}{\partial x_j\partial x_j}+                                                                                                                                         \frac{1}{3}\frac{\partial\Delta}{\partial x_i}\right)

</math>

(Eğer <math>\mu=0</math> fakat akışkan sıkıştırılabilir ise sonuçta Euler denklemleri olarak bilinen denklemler elde edilir; burada , önemli olan sıkıştırılabilir akış ve akış içindeki şok dalgalarıdır.)

Ek olarak, eğer <math>\rho</math> sabit farzedilirse şu sistem elde edilir:

<math> \rho \left({\partial v_x \over \partial t}+ v_x {\partial v_x \over \partial x}+ v_y {\partial v_x \over \partial y}+ v_z {\partial v_x \over \partial z}\right)= \mu \left[{\partial^2 v_x \over \partial x^2}+{\partial^2 v_x \over \partial y^2}+{\partial^2 v_x \over \partial z^2}\right]-{\partial p \over \partial x} +\rho g_x</math>
<math> \rho \left({\partial v_y \over \partial t}+ v_x {\partial v_y \over \partial x}+ v_y {\partial v_y \over \partial y}+ v_z {\partial v_y \over \partial z}\right)= \mu \left[{\partial^2 v_y \over \partial x^2}+{\partial^2 v_y \over \partial y^2}+{\partial^2 v_y \over \partial z^2}\right]-{\partial p \over \partial y} +\rho g_y</math>
<math> \rho \left({\partial v_z \over \partial t}+ v_x {\partial v_z \over \partial x}+ v_y {\partial v_z \over \partial y}+ v_z {\partial v_z \over \partial z}\right)= \mu \left[{\partial^2 v_z \over \partial x^2}+{\partial^2 v_z \over \partial y^2}+{\partial^2 v_z \over \partial z^2}\right]-{\partial p \over \partial z} +\rho g_z</math>

Süreklilik denklemi (sıkıştırılamazlık kabulu ile):

<math> {\partial v_x \over \partial x}+{\partial v_y \over \partial y}+{\partial v_z \over \partial z}=0 </math>


Silindirik koordinatlar

Navier-Stokes Süreklilik denklemi silindirik koordinatlar için şöyledir:

<math>{\partial u_r \over \partial r}+ {u_r \over \ r} + {1 \over \ r} {\partial u_\theta \over \partial \theta}+ {\partial u_z \over \partial z}</math>=0

Silindirik koordinatlar için Navier-Stokes denklemleri de şu şekilde yazılır:

momentum:
<math> \rho \left( {\partial u_r \over \partial t} + u_r {\partial u_r \over \partial r} + {u_\theta \over r} {\partial u_r \over \partial \theta} + u_z {\partial u_r \over \partial z}-{u^2_\theta \over r} \right)=</math>
<math> -

{\partial P \over \partial r}
+\mu \left({\partial^2 u_x \over \partial r^2}
+{1 \over r} {\partial u_x \over \partial r}
- {u_r \over r^2}
+ {1 \over r^2} {\partial^2 u_r \over \partial \theta^2}
+ {\partial^2 u_r \over \partial z^2}
- {2 \over r^2}{\partial u_\theta \over \partial \theta}
\right)+F_r</math>

<math> \theta</math> momentum:

<math> \rho \left({

\partial u_\theta \over \partial t}
+ u_r {\partial u_\theta \over \partial r}
+ {u_r u_\theta \over r}
+ {u_\theta \over r} {\partial u_\theta \over \partial \theta}
+ u_z {\partial u_\theta \over \partial z}
\right)
=</math>

<math> -{1 \over r}{\partial P \over \partial \theta}

+\mu \left( { {\partial^2 u_\theta \over \partial r^2} }
+{1 \over r}{\partial u_\theta \over \partial r}
- {u_\theta \over r^2}
+ {1 \over r^2} {\partial^2 u_\theta \over \partial \theta^2}
+ {\partial^2 u_\theta \over \partial z^2}
+ {2 \over r^2}{\partial u_r \over \partial \theta}
\right)+F_\theta</math>

z momentum:

<math> \rho \left({

\partial u_z \over \partial t}
+ u_r {\partial u_z \over \partial r}
+ {u_\theta \over r} {\partial u_z \over \partial \theta}
+ u_z {\partial u_z \over \partial z}
\right)
=</math>

<math> -{\partial P \over \partial z}

+\mu \left( {\partial^2 u_z \over \partial r^2}
+ {1 \over r} { {\partial u_z \over \partial r} }
+ {1 \over r^2} {\partial^2 u_z \over \partial \theta^2}
+ {\partial^2 u_z \over \partial z^2}
\right)+F_z</math>

Şunu ifade etmek gerekir ki, Navier-Stokes denklemleri akışkan akışını sadece yaklaşık olarak tanımlayabilir ve çok küçük ölçeklerde veya sıradışı şartlarda, gerçek akışkanlar diğer maddeleri ve molekülleri içeren karışımlardır, Navier-Stokes denklemleri ile homojen ve sürekli akışlar modellenmiş ve bunun üzerinden sonuçlar elde edilmiştir. Bununla beraber Navier-Stokes denklemleri pratikteki problemlerin çözümü için, geniş bir aralıkta faydalı olur.


Ayrıca bakınız

  • Akışkan
  • Akışkanlar dinamiği
  • Mach Sayısı
  • Süreklilik mekaniği
  • Diferansiyel denklemler


Kaynaklar

  • İngilizce Wikipedia Navier-Stokes denklemleri maddesi

Yöntemine dayanır. - Sokollu Mehmet Paşa Camii (Azapkapı)

Posted on January 19th, 2007 in Uncategorized by admin

Unkapanı köprüsünün Azapkapı ayakları yönünde sağda yer alır. Mimar Sinan’ın, 1578′de Selimiye Camii stilinde yaptığı caminin altı mahzendir. Denize yakın camiler içinde sağlam temellidir. Giriş kapısı köprü tarafında olup caddeden gelinen bir patikadan dönülerek girilir.

Tek minaresi solda yer almaktadır. Avlusu yoktur. Son cemaat yerine iki yönden merdivenlerle çıkılır. Dikdörtgen planlı caminin mihrabı çıkıktır. Anakubbe, sekiz kemere dayanır. Yan sofaları revaklı kat oluşturmaktadır.

Sıkıştırma - Suzuki Grand Vitara

Posted on January 19th, 2007 in Uncategorized by admin

Suzuki Vitara’nin 5 kapılı modellerine verilen isim.

DivX Winamp Ogg - Optik disk

Posted on January 16th, 2007 in Uncategorized by admin

thumb|right|250px|Optik disk

Bilgisayarcılık, seslerin çoğaltılması ve video sektöründe optik disk düz, çembersel, genellikle polikarbonat bir disktir ve bunun üstündeki veriler depolanmış olarak çıkntılar halinde içerisindeki düz bir yüzeyde bulunmaktadır. Bu verilere genellikle, disk üzerindeki özel bir maddenin (çoğunlukla aliminyum) bir lazer diyot vasıtasıyla ışıma yaptırılmasıyla erişilir. Çıkıntılar yansıyan lazer ışığının biçimini bozar.

David Paul Gregg video kaydı için bir analog optik disk geliştirdi ve 1961, 1969 tarihlerinde patentini aldı. ABD’deki özel kărı #4,893,297 , ilk olarak dolduruluşu 1968 ve yayılışı 1990 olmakla birlikte birlikte 2007 yılına kadar Pioneer’ın ana kazanç kaynağı olacaktı.Sabit Diskler, veri depolanması amacı ile kullanılan manyetik kayıt ortamlarıdır
Bu CD,DVD ve Blu-ray Disc gibi sistemleride kapsamaktadır.Gregg’in şirketi Gauss Electorphysics, MCA(Amerika Müzik İşbirliği) ile 1960′larda Gregg’in patentleriyle birlikte uzun süre kazandı.

Paralel olarak ve olasılıka, AB.’deki kuruluşlardan ilham alarak, küçük bir grup fizikçi 1969’da Hollanda, Eindhovendaki Philips Araştırma biriminde ilk optik video disk tecrübelerine başladılar. 1975′te Philips ve MCA güçlerini birleştirmeye karar verdi.Çok sonraları 1978’de, uzun süredir beklenen lazerdisk Atlanta’da tanıtıldı. MCA diskleri ve Philips de oynatıcıları verdi. Bu tamamen teknik ve ticari bir başarısızlığa dönüştü, ve bir süre sonra Philips/MCA birleşmesi sona erdi. Japonya’daki ve ABD’deki Pioneer DVD lerin gelişine kadar videodiskte başarılı oldu.

Philips ve Sony 1979’da dijital işitsel disk geliştirmek için bir konsorsiyuma girdi ,bunun sonucunda da çok başarılı bir şekilde kompakt disk’i 1983’te tanıttı.

Optik depolama standartlarının geliştirilmesi, OSTA(optik depolama teknoloji kurumu) tarafından devralındı.

Bir optik disk üzerindeki bilginin depolanması, ardarda devamlı bir sarmal yol üzerinde en içten en dışa doğru yapılır.

ODD’nin açılımı ‘Optik Disk Sürücüleri’dir.

Contents


Birinci nesil optik diskler

Optik diskler ilk olarak müzik ve yazılım depolamak için kullanıldı. Lazerdisk biçimi analog videoyu sakladı, fakat VHS’ye karşı zorlu bir savaşta mücadele etti.

  • Kompakt Disk (CD)
  • Lazerdisk
  • Manyetik-optik disk


İkinci nesil optik diskler

İlk nesil optik diskler TV-kalitesinde dijital video gibi büyük boyutlarda veriyi saklamak için yapıldı.

  • Minidisk
  • DVD
  • Dijital Çokkatmanlı Disk
  • Acele Dijital Video (DIVX)
  • VeriOynatma
  • Fluorescent Çokkatmanlı Disk
  • GD-ROM
  • Faz-Değişimli Çift
  • Evrensel araç diski


Üçüncü nesil optik diskler

Asıl üçüncü nesil optik diskler şuan geliştirme aşamasında. Onlar ,yüksek-keskinlikte (HD) video ve olağanüstü büyük video oyunları için en uygunu olacaklar.

  • Mavi-Lazer (Blu-ray) Disk
  • Geliştirilmiş Çokyönlü Disk
  • İlerletilmiş Çokyönlü Disk
  • Holografik Çokyönlü Disk
  • HD DVD
  • Ultra Yoğunluklı Optik
  • Veri İçin Profesyönel Disk
  • Çokyönlü Çokkatmanlı Disk


Optik Disk Kayıt Teknolojileri

CD ve DVD kaydediciler ,CD-ROMlar ve DVD’ler gibi optik disklere hükmetmek için çeşitli teknolojilere geçen bir geçmiş sahibi olmuşlardır.Bunlar genellikle patentli ve geriye dönük uyumlu değildir.


Kayıt modları

Optik diskler, Disk Öncelikli ya da Hat Öncelikli modlarında kaydedilebilirler.


Aşırıkaydetme

(Overburn)

Aşırıkaydetme veri kaydetmenin normal büyüklük sınırının geçilme işlemidir. Birçok disk üreticisi kaydedilebilir bir diskin dış kenarında küçük bir yiv fazlalığı payı bırakır. Bu ön-fazlalık, 90 saniyelik dijital sessizlik dolgusu sağlayarak , audio CD oynatıcı okuma kafasının aşırı arama yapmasına tolerans sağlaması için tasarlandı.

Ön-fazlalığa kayıt yapmak bazı CD kaydedici ve yazılım yetkilendirme kombinasyonlarıyla mümkün olabilir. Diskin tutabileceği gerçek veri miktarı eninde sonunda kaydedilebilir iletişim verisine ve birazda çeşitli disk markalarına bağlı .Ön-fazlalık, hesaplamalar ile birlikte %10 toplam disk kapasitesidir.

Hemen hemen tüm CD-ROM sürücüleri ön-fazlalıktan okuma yeteneğine sahiptir. Bu nedenle yazılım yayıncıları yazılımlarını, paketleme maliyetini düşürmek için büyük boyutlu kompakt diskler halinde sipariş göndermeye benzer şekilde sipariş gönderme gereği duyarlar. Çok büyük diskler birde kopyalama koruma formundada kullanılırlar çünkü çok büyük disklerin kopyasını kaydetmek daha zordur.

CD kaydetme yazılımı içerisindeki aşırıkaydetme seçenekleri birde standart olmayan 90 ve 99 dakikalık boşluklara yazmak için kullanılır ki bunlar şuan içerisinde veri yapıları şeklinde mevcut olan ATIP böyle boyutların belirlenmesine müsade etmez.


İlerleyememe Tampon Koruması

(Buffer underrun protection)

İlerleyememe tampon koruması, kayıt sırasında eğer kaydedici kaydetme tamponundaki verileri tüketirse oluşur. İlk lazer kalkar, kendini durduramaz ve kusursuz bir şekilde devam eder ;bu nedenle ilerleyememe tarafından zorunlu kılınan durdurmak, disk üzerindeki verinin geçersiz olmasını sağlayabilir, ve bu yüzden kararsızdır. Tampon genellikle göreceli olarak daha yavaş bir kaynaktan doldurulur, sabit disk veya başka bir CD/DVD olabilir, aynı zamana rastlayan diğer görevlerden gelen ağır bir anaişlemci veya bellek yüklemesi, kapasitesi küçük olan tamponun tükenmesine yol açabilir. Buyüzen ilerleyememe tampon koruması yanlızca çeşitli CD/DVD kaydedici satıcıları tarafından uygulanır. Bu teknikle birlikte belirli bir zaman için lazer gerçekten yazmayı durdurabilir ve tampon yeniden dolduğunda devam edebilir. Başarılı kayıtlar arasındaki boşluk aşırı kısadır.

İlerleyememe tampon koruması tekniklerinden beri bu teknikler tescilli ve satıcıya özeldir, teknik detayları değişkendir. Bununla birlikte birçok satıcı iki temel yaklaşımdan biri ya da diğerini kullanır. Bazı CD yazıcılar ilerleyememe tampon olayı meydana geldikten sonra yazmaya devam etme kabiliyetine sahiptir. Fakat donanımın böyle bir kabiliyeti olmasa bile neredeyse şimdiki marketlerdeki bütün CD yazıcılar, yavaş hızlarda kayıt yapma kabiliyetine sahiptir. Birçok CD-kaydetme yazılımı araçları ,gidememe tampon olayını, monitöründe tamponun durumunu izleyerek önler ve tamponda verinin tükenmemesi için kaydediciyi gerektiği kadar yavaşlatır. Donanımın gidememe olayından sonra yazmaya kabiliyeti olsa bile, en güvenlisi önlemin başarısız olma durumunda. geriadım olarak bunu hesaba katmaktır.

İyi ki bugünün kullanıcıları için çoğu CD-kaydedici donanımı ve yazılımı gidememe tampon problemleri konusunda öncekilerden çok daha başarılı.Bir de sabit sürücü ve ana işlemci hızları son 10 yılda optik sürücülerden çok daha büyük bir oranda arttı, böylece bugünkü birçok sistem optik sürücülerle uyum konusunda daha iyi. 1990’ların başlarında bir CD ye kayıt herzaman biraz riskli bir çalışmaydı – birisinin ağ bağlantısı kopar, arka zeminde çalışan bir program engellenir, vs., CD’ye kaydetmeye başlamadan önce ve kayıt işlemi sırasında bir şey yapmamaya çok dikkat etmek lazım. Hatta bütün önlemlerle birlikte kullanışsız bir “ortam” (coaster) yapmak sıkıntı veren ortaklıklardandır. Bugün CD’ye kaydetmek çok daha güvenilirdir.

Bu probleme karşı başka bir koruma yolu ise ,yeniden kaydedilebilir araçlar (CD-RW, DVD-RW, DVD-RAM) kullandığımızda UDF dosya sistemini kullanırız ki bu veriyi tek ve güncellenmiş adres tablosuna başvurarark daha küçük “paketler” halinde organize eder ,buyüzden daha küçük yarıklar halinde kayıt yapılır.


Paket yazımı

Paket yazımı, optik diskleri disketlerle benzer bir usülde kullanmamızı sağlayan bir teknolojidir. Paket yazımı tek-yazımlık ve yeniden-yazılabilir araçlarla da kullanılabilir.
DirectCD ve InCD’yi de içeren birkaç rekabet edici ve uyumsuz paket yazımı disk biçimi geliştirilmişti. Önerilen standartlar Universal Disk Format (Evrensel Disk Biçimi) ve onun önerilen uzantısı Mount Rider (Hayvan Binicisi)dir.


Belli Başlı Patentli Teknolojiler

BurnProof

YazımGeçirmez“, ilerleyememe tampon koruması için Plextor tarafından geliştirilen patentli bir teknolojidir.

SafeBurn

GüvenliYazma“, ilerleyememe tampon koruması için Yamaha Corporation (Yamaha Anonim Şirketi) tarafından geliştirilen patentli bir teknolojidir.

Power Burn

“Güçlü Yazım”, ilerleyememe tampon koruması için Sony tarafından geliştirilen patentli bir teknolojidir.

Özellikleri :

  • İlerleyememe tampon koruması: Tampon ilerleyememesi olduğunda ,sürücü yazmayı geçici olarak durdurur. Sürücü bitiş noktasını ve tamanlamayı aklında tutar ve tampon belleğe yeterli veri geldiği zaman derhal yazmaya devam eder.
  • Şok ve titreşimden doğan hatalara karşı koruma: Power Burn’ün Şoka dayanıklılık teknolojisi ,alet hareket ettirildiği zaman yazmayı duraklatır ve sürücü kararlı hale gelince yazmaya devam eder. Bu hareketli ortamlarda çalışılmasına imkan tanır.
  • Yazım koşullarını en iyi şekilde kullanmak : Sürücü her bireysel aracı belirler ve yazma hızı, lazer gücü ve yazma stratejisi gibi bütün anahtar yazma koşullarını en iyi şekilde kullanır.
JustSpeed

SadeceHız“, yazma hızını yerleştirilen ortama(media) otomatik olarak uyarlar.


Uzun Ömürlülük

Dükkandan-alınmış ‘yeniden kaydedilebilir’/’yeniden yazılabilir’ optik ortam, üzerindeki/içindeki rengi değiştirmek için optik sürücüler içinde lazer kullanır, oysa fabrika-üretimli optik ortam daha kalıcı kalıp/görüntü kullanır. Bu yüzden veri saklama sadece geçici dükkandan-alınmış optik ortam olarak fabrika-üretimli optik ortam ile karşılaştırılır. Birisi mutlaka aile fotoğraflarını ve videolarını (veya diğer bilinmeyen önemli verileri) tek optik ortamda saklamaya dikkat ederken optik ortam beklediği kadar uzun olmayabilir.

İyi alternatifler ilave olarak, bir kişinin kullandığı ortamı diğer ortam teknolojileri ile yedeklemek ve/veya istikarsız-olmayan bellek teknolojilerine yatırmaktır.

Sabit - Maxtor

Posted on January 12th, 2007 in Uncategorized by admin

[[Resim:Maxtor 60gb.JPG|200px|thumb|Maxtor 60GB Sabit disk]]
Maxtor, Seagate’in bir marka ismi. Sabit disk’ler için kullanılıyor.

Maxtor Corporation 21 Aralik 2005′te Seagate’e 1,9 Milyar ABD-Dolar’ına satmıştır.


Dış bağlantı

  • maxtorsolutions


Ayrıca bakınız

  • Sabit disk
  • Seagate

MPEG - MPEG-4

Posted on January 11th, 2007 in Uncategorized by admin

MPEG-4

MPEG (Moving Pictures Experts Group, Hareketli Görüntü Uzmanları Birliği) tarafından geliştirilen ve geliştirilmesine devam edilen çoklu-iletişim görüntü kodlama standardı. MPEG-4 standardı, şu anda kullanılan MPEG-2 standardına göre daha yüksek sıkıştırma olanakları ve yeni kodlama araçları sunmayı amaçlamaktadır.

Contents


Tarihçe

Daha önce geliştirilen ve halen kullanılmakta olan, çoğunlukla MPEG-2 olarak bilinen, uluslararası çoklu-iletişim kodlama standardı ISO/IEC-13818′in başarısı üzerine, daha iyi sıkıştırma araçları sunmak ve standard içeriğini arttırmak amacıyla MPEG iki yeni standardın geliştirilmesine başlamıştır. Bu standardlar ITU-T Tavsiye(Recommendation) H.264/ISO/IEC-14496 Bölüm 10 (ya da kısaca H.264) ve ISO/IEC-14496 Bölüm 2 (ya da kısaca MPEG-4 Görüntü) dür.

H.264 ve MPEG-4 Görüntü standardları daha önce denenmiş ve yeterliliği ispatlanmış MPEG-1 MPEG-2 gibi standardları çıkış noktası olarak almışlardır. Ancak, H.264 ve MPEG-4 farklı yönlere gelişmişlerdir.

H.264 daha önceki standardların çerçevelerini korumuş, daha hızlı, verimli, güvenilir, kullanışlı olmayı amaçlamıştır. Bunu yaparken aynen MPEG-2 gibi dikdörtgen görüntü biçimi kullanmından ayrılmamış. Bununla beraber daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedef edinmiştir. Bu hedefler arasına genel anlamda televizyon yayıncılığının(broadcasting) yanı sıra, Internet ya da sayısal bağlantılar üzerinden görüntü akışı(streaming) ve sayısal veri saklama(storage) pazarlarını da almıştır.

MPEG-4 Görüntü standardı ise daha farklı bir yol izleyerek dikdörtgen görüntü biçimi kullanımını aşarak, nesneye yönelik görüntü işleme yöntemlerini tercih etmiştir.

Bu bölüm geliştirilecektir.


Uygulamalar

Bu bölüm geliştirilecektir.


Ayrıca bakınız

DivX


Kaynaklar

Bu bölüm geliştirilecektir.


Dış bağlantılar

Bu bölüm geliştirilecektir.

Sıkıştırılmış ses biçimi - Yay

Posted on January 11th, 2007 in Uncategorized by admin

Yay şu anlamlar gelebilir:

  • Yay; ok atmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış, eğri çubuk şeklinde bir silah,
  • Yay; makine konstrüksiyonlarında kullanılan bir çeşit makine elemanı,
  • Yay; matematikte bir eğriden alınan parça,
  • Yay; astrolojide bir burç,
  • Yay; çalgılarda ses çıkarmaya yarayan parça,
  • Yay, yaymak eyleminin kökü, emir biçimi.

Okunuşu me-pe-üç - Legion D’Honneur Nişanı

Posted on January 10th, 2007 in Uncategorized by admin

Legion d’Honneur nişanı (okunuşu: lejyon donör), Napoléon Bonaparte’ın, Birinci konsül iken 19 Mayıs 1802 tarihinde imzaladığı bir kanun ile oluşturulmuş Fransız nişanı. 1804 yılın mayısında Fransa İmparatoru olan Napoléon Bonaparte, Haziran ayından itibaren kişileri bu nişanla ödüllendirmeye başlamıştır. Bu nişan bugüne dek Fransa’daki tüm yönetim rejimlerinde takılmaya devam edilmiştir. Légion d’Honneur, Fransız madalyaları arasında en tanınmış olanıdır.

YÖK başkanı Erdoğan Teziç, tarihte bu ünvanı Fransa’ya geri iade eden ilk kişidir.

Kalitesinde müzik - Müzik öğretmeni

Posted on January 9th, 2007 in Uncategorized by admin

Müzik Öğretmeni

Akademik düzeyde müzik bilgisi ve pedagoji bilgisine sahip, Eğitimini aldığı temel müzik eğitimini devletin Eğitim Bakanlığı’nın belirlemiş olduğu müfredat ile birleştirip, pedagoji bilimindende faydalanarak Kreşler, Anaokulları, ilköğretim okulları, lise ve Üniversitelerde öğrencilere ders veren, eğitimci ve müzisyendir. Türkiye için temel müzik eğitimi anlayışı ise, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de işaret ettiği gibi “geleneksel müziğimizi, batının çağdaş müzik anlayışı ile birleştirerek çağdaş ve zengin bir müzik ifade anlayışının yeni nesillere kazandırılmasıdır”

Dosyalarının sabit disklerde - Palanga

Posted on January 3rd, 2007 in Uncategorized by admin

100px|thumb|Palanga
Palanga, az kuvvetle çok yük kaldırmak için kullanılan makaralar sistemidir. Sabit makaraya, aynı gövdeye bağlı bir veya daha fazla hareketli makaranın ilave edilmesiyle meydana gelir.

Yük, hareketli makaranın mahfazasındaki kancaya bağlıdır. Halatın bir ucu sabit makara mahfazasına diğer ucu ise önce hareketli makaralardan geçtikten sonra sabit makaralardan geçirilerek kuvvet alanına gider.

Bu sistemlerde kuvvet bölünerek yükün bir kısmının sabit makaralara taşıtılmasıyla uygulanacak kuvvet azaltılabilir. Palangalarda yükü kaldıracak kuvvet, yükün ağırlığının makara sayısına bölümü ile hesaplanır. Verim ise yükün, yük yolu ile çarpımının, kuvvetin, kuvvet yolu ile çarpımına oranı ile verilir. Hareketli makara arttıkça istenmeyen sürtünme kuvvetleri verimi azaltacağından, palangalarda, yaygın olarak üç hareketli makara kullanılır.

Contents


Makara Tipleri


Sabit Makara

Tavana ya da sabit bir yere takılmış makaralardır. Yoldan ya da kuvvetten kazanç sağlamazlar.


Hareketli Makara

Çevresinden geçen ip çekildiğinde hem dönebilen hem de yükselip alçalabilen makaralardır


Bileşik Makara

Birden fazla makaradan oluşan sistemlerdir.
Örnek olarak Palanga adı verilebilir.